Sharp Objects | 7. Bölüm İncelemesi

Yaz sezonunun boşluğunda inci gibi parlayan Sharp Objects, sona çok yaklaştı. 7. bölümü de izledik ve geriye sadece tek bir bölüm kaldı. Her bölümü çok kaliteli ve gerilim dolu olmasına rağmen dizi o kadar ipucu vermeden, olayları açıklamadan ilerledi ki “artık bir şeyler öğrenelim” serzenişiyle açtım bu bölümü. Evet, o bölüm bu bölümmüş. Olaylar hızlandı ve sonunda beklediğimiz, üzerine teoriler kurduğumuz bazı şeyler açığa çıktı. Wind Gap kasabasının kraliçesi Adora Crellin’in ne kadar mükemmel bir anne olduğunu görmüş olduk. Bölümün her saniyesi dolu geçmiş olmasına rağmen yazacaklarımı toparlamakta zorlanıyorum. Bu diziyi izlerken aynı anda nefes alabiliyor olmak isterdim. Özellikle bazı sahneler var ki elimi uzatıp değiştirebilsem keşke diyorum.

Bölümün başındaki aşırı rahatsız edici bebek evi sahnesinden sonra önceki yazılarda bahsettiğim MBP hastalığını sonunda görmeye başladık. Flashback olarak gördüğümüz sahnede Camille Adora’nın verdiği ilacı(!) reddediyordu. Adora, Marian ve Amma’da yaptığı gibi Camille’i manipüle edemediği için onu hep sevgisiz ve dışlanmış bırakmış. Camille ise hayatını sevgiyi haketmediğini hissederek geçirmiş bu yüzden. Üstüne tecavüz de eklenince kendine zarar vermesini, bu denli psikolojisi bozuk olduğunu anlamak mümkün. Camille bu yaşına gelmiş olmasına rağmen Adora’nın bunu yine denemeye çalışması kanımı dondurdu. Keşke Camille de o an Adora’nın neyin peşinde olduğunun farkında olsaydı ve müdahale edebilseydi. Sonrasında aynı şeyi Amma’ya yaptığını gördük ki Amma’nın yalvarır gibi peynirli sandviç istemesi beni çok etkiledi. Amma’nın korkunç bir çocuk olduğunu diziyi izleyen herkes kabul eder ama Adora’nın yaptıklarından sonra Amma’ya hak vermemek elde değil. Hatta o kadar alışmış, benimsemiş ki Camille’e söylerken “Sana da “maviden” verdi mi?” diyor. İlaç değil, sadece “mavi”. Sanki her şeyin farkında ama engel olamıyor gibi. Hatta bir adım öteye geçip bunun için kendini sarhoş ediyor. Zaten önceki bölümlerde ilgi çekmek için neler yaptığını görmüştük. Annesinin ne istediğini biliyor ve ona göre davranıyor, ilgiyi topluyor üstünde. Adora da öyle iyi bir anne ki kızının geceden kalma halini kendi zevki, psikopatlığı için kullanıyor. Camille’in kendine zarar verme şekli çok daha belirgin olsa da Amma da kendine partilerle, içkiyle ve uyuşturucuyla zarar veriyor. Yani o da neredeyse Camille ile aynı yolda yürüyor psikolojik olarak. Hatta önceki bölümün sonunda Marian’ın “Güvende değilsin.” cümlesi belki de sadece Camille için değildi.

Adora kendi kızları Marian ve Amma’ya bilerek zarar veriyor olsa da kasabadaki cinayetlerin onu işaret ettiğine dair hala net bir ipucu yok elimizde. Tamam beyazlı kadın olayı çok fazla gözümüze sokuldu bu bölüm ama hala emin olamıyorum. Öldürmek için motivasyonunun ne olduğunu düşünelim. Önceki bölümlerde ölen kızlar Ann ve Natalie’nin Camille’e ne kadar benzediğinin altı çizilmişti. Belki de o kızlarda asla kontrol edemediği kendi kızını gördüğü için onları da aynı şekilde hasta edip öldürüyor olabilir. Ama burda yine bir soru var, diş çekme olayı. Bunu da üstünü örtmek için yapıyor diyebilir miyiz? Yine önceki bölümlerde Richard, domuz dişi çekmenin kolay olmadığını, bir kadının buna gücünün yetmeyeceğini söylemişti. Domuz fabrikasında çalışanlarsa hayvanlar ısırmasın diye dişlerini çekiyormuş. Yani bunun için bir alet olduğunu varsayarsak Adora bunu kolayca yapabilir. Tabii bütün bunlar yerine en kolay yolu seçip Alan’a yaptırabilir, belli ki o her şeyden haberdar.

Alan, Adora’nın neler yaptığını net olarak biliyor. Hatta katil o olabilir lakin dizi, başından itibaren katilin kadın da olabileceğine parmak basıyor. Özellikle bu bölümün sonlarında kızların “Cinsiyetçi olma şerif!” demesi bunu işaret ediyor. Aslında bu şerife değil de biz izleyicilere yönelik bir şeydi bence. Mutfağa girdiği sahnedeyse Adora’nın Amma için “gerçekten çok kötü” demesinden sonra Alan yine müzik dinlemeye gidiyor ve kafasında Amma’yla olan anıları canlanıyor. Yani o “kötü” aslında ilacın ağırlığı olabilir ki Alan da kendini anılara kaptırıyor ve kızına veda ediyor kendi çapında. O anıda Amma’nın zehirlenen kızla ilgili bir şarkıda öyle neşeli dans etmesi de oldukça ürkütücüydü. Ayrıca Adora’nın özenle elbise hazırlaması da Amma’nın başına geleceklere bir işaret. Bu zehirleme sahnelerinde evin hizmetçisinin olmaması dikkatimi çekti. Adora öyle planlı ki sanki hizmetçiyi evden gönderiyor kızlarını rahat rahat hasta etmek için. Yine de evde bulunsa bile engel olabileceğini sanmıyorum. Jackie bunca yıl haberdarmış ama engel olmamış veya olamamış.

Bir de Jackie var tabii. Bütün bunların peşine düşmesi ama kayda değer bir şey yapmaması ona olan sempatimi çok fazla azalttı. Halbuki koca kasabada Camille’i gerçekten koruyup kollayabilecek tek kişinin o olduğunu sanmıştım. Bölüm başında Şerif Vickery ile konuşurken “diğer kız” demesinin neye gönderme olduğunu anlayamadım. Çünkü hem gizlice ilişkide olduğunu Adora olabilir hem de kızı olduğunu düşündüğümüz Camille. İlk bölümlerde şerifin kızından defalarca bahsedildi ama hiç göremedik onu. Bu teori üzerinde düşündüm düşündüm ama yanlış olabileceği kararına vardım. Adora Camille’in babasından nefret ediyor gibi görülüyor, hatta tecavüze uğramış olabilir. Bu yüzden Camille’e “Baban gibi kindarsın.” diyor. Ama Adora ve Vickery birbirlerinden nefret ediyor gibi görünmüyor.

Camille’in söylediği “Annem, rujun kadınlaştırdığını söyler.” cümlesi çok da önemli gelmemişti ilk duyduğumda ama sonra uzun uzun düşününce ne kadar korkutucu olduğunu farkettim. Çünkü Marian normalde asla ruj sürmemesine rağmen cenazesinde dudaklarında ruj vardı. Hatta Camille bunun farkına varıp çığlık atmıştı. Adora, kızının cenazede kusursuz görünmesi için saçını, makyajını ve kıyafetlerini özenle hazırlamış yani. Aynı durum Natalie için de söz konusu John’un anlattığına göre. Normalde hiç oje sürmemesine rağmen cesedi bulunduğunda parmaklarında oje vardı. Bu durumun benzerliği de Adora’nın katil ya da azmettirici olabileceğinin altını çiziyor.

Vickery bu noktadan sonra ne yapacak çok merak ediyorum. Marian olayında Adora’nın arkasını kollamış gibi gözüküyor ama bu kez Camille ve Richard’a yardım ederek Adora’yı engelleyeceğini tahmin ediyorum. Amma’nın arkadaşlarıyla konuştuktan sonra “hasta” kelimesini tekrarladığında, Adora’nın Amma’yı öldürmeye çok yakın olduğunun farkına varmış gibiydi. Kızlarla konuşmadan önce arabada çalan şarkı da sembolikti ve içinde bir şeylerin değiştiğini düşünmeme sebep oldu. Yani muhtemelen Adora’yı durdurmaya çalışacak.

Amma’nın Camille’in odasında ne yapmaya çalıştığı da ayrı merak konusu. Başta Camille ya da arkadaşları ile iletişime geçmeye çalıştığını düşündüm ama sonra cinayet dosyalarını görünce usluca yatağına döndü. Adora’nın katil olduğunu biliyorsa ya da tıpkı bizim gibi tahmin ediyorsa bu dosyadaki fotoğraflar onu korkutmuş olabilir.

Korku filmleri izlemeyi çok severim ama neredeyse hiç korkmam. Ama bu dizi tüylerimi ürpertiyor. Adora’nın küçük bebeğini ısırıp ağlatması hayatımda izlediğim en korkunç, en rahatsız edici sahneydi. “Tanrı bana bir hasta bebek daha gönderdi.” demesiyse yukarıda bahsettiğim Vickery’nin “hasta” kelimesini tekrarlamasıyla alakalı olabilir. Eh, alakalı olmasa da başlı başına oldukça korkunç.

Gelelim dizinin en önemli sahnesine. Camille ve John. İkisi bardan ayrılıp otele geldiklerinden itibaren diziyi diken üstünde izledim. Doğru mu yanlış mı, yapmalı mı yapmamalı mı diye kafamda sora sora kendimi yordum resmen. John ilk hamleyi yaptığında Camille durdurmalıydı diye düşünüyorum ama aynı hisleri paylaştığı biriyle bağlantı kurduğu için mantıklı düşünmesi çok zordu, zaten psikolojik olarak yıpranmış olduğunu da hesaba katarsak. 30’larında olmasına rağmen önceki bölümde kasabadaki gençlerle parti yapıp kafayı bulması doğru kararlar almadığını da gösteriyordu. Aynı acıyı paylaştıklarından olsa gerek Richard’dan sakındığı yaralı vücudunu John’a göstermekten çekinmedi. İkisi de kendi hayatlarında ve kasabada güçsüz ve dışlanan insanlardı. Aralarındaki bağ hoşuma gitse de bunun arkadaşça kalması taraftarıydım çünkü zaten Richard’la arası iyiyken bunu mahvetmesi çok kötü olacaktı. Oldu da. Ayrıca sorulduktan sonra, John’un 18 yaşından küçük olmasının Camille’in başını ne kadar belaya sokacağını düşündüm. Richard’ın tepkisini başta haklı bulsam da devamında çok abarttığını düşünüyorum. Özellikle burası sen gibi kokuyor dediğinde içimde bir şeylerin kırıldığını farkettim. Gözümün önünde farklı yazı tiplerinde, farklı boyutlarda sayısız “ripe”(müstehcen) kelimesi belirdi. 4. bölüme gittim, Adora’nın Camille’e “Müstehcen kokuyorsun.” dediği bölüme. Sonrasında Camille’i daha önce hiç olmadığı kadar güçsüz ve çaresiz gördük. Richard’a yalvarması, dizlerinin üstüne çökmesi… Gerçekten çok etkileyiciydi. Sadece bu bölümle Amy Adams bir Emmy haketti. Hem Richard’a yalvardığı sahne, hem patronu Curry’yle telefonda konuştuğu sahne izlediğim en iyi kadın oyuncu performansıydı. Seni artık Lois Lane olarak değil Camille Preaker olarak hatırlayacağım Amy Adams.

  • whine(şarap)
  • castle(kale)
  • little(küçük)
  • bloom(çiçek açmak)
  • cat(kedi)
  • sew(dikmek)
  • bleed(kanamak)
  • queasy(midenin bulanması)

Salih Çiftçi

Önceki Yazı

The 100 Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 7 Gerçek

Sonraki Yazı

Orange is the New Black | 6. Sezon 7. Bölüm İnceleme