Ülkemize Uyarlanabilecek 10 Dizi

Yazıya başlamadan önce önemli bir noktayı belirtmem gerek, yazıdaki yorumlarım ve seçimlerim tamamen dizinin niteliksel (konu, oyuncu kadrosu…vs) özellikleriyle ilgili. Takdir edersiniz ki dizilerin nicel (gerekli bütçe, kanal anlaşmaları…vs) durumlarıyla ilgili yorum yapmam mümkün değil.

Böyle bir yazıyı yazmaya aylar önce karar vermiştim ama kısmet şimdiye oldu. Tabii ki birçok neden sayabilirim fakat o zaman bunun en büyük nedeni, benim şu ana kadar izlediğim en iyi dizi olan Shameless’in Türkiye’ye uyarlanması oldu. İlk duyduğumda gerçekten şaşırıp öfkelenmiştim. Neden diye soracak olursanız bunun için birkaç sebep sayabilirim. İlk olarak bana göre bu dünyada özellikle şu zamanda, ülkemize uyarlanamayacak dizileri saysam herhalde ilk sıraya Shameless’i koyarım. Günümüz Türkiye’sinde ya da şöyle söylemek daha doğru olacaktır Yeni Türkiye’de Shameless gibi özgürlüğü ve rahatlığı ön planda tutan bir dizinin uyarlanması mümkün değil. İlla uyarlayacağım derseniz, bırakın ufak dokunuşları, karakterleri temelinden sarsıp ortaya bambaşka bir şey çıkarmak zorunda kalırsınız. Hatta öyle ki ismini bile söyleyemez (Shameless – Utanmaz), akıl almaz bir ironiyle toplum yapınıza daha uygun olduğunu düşündüğünüz bir isim koyarsınız.

Uyarlama deyince bazı değişiklikleri anlayabilirim ama toplumsal yapınıza uygun olmayan bir karakteri değiştirip yine o yapıya hiç uygun olmayan bir gömleği aynı karaktere giydirirseniz bence o zaman sadece saçmalamış olursunuz. Peki böyle bir değişiklik yapılamaz mı? Tabii ki yapılabilir ama o zaman yapılan iş uyarlamanın çok ötesine geçer. Beni kızdıran bir diğer konu, izlediğim hiç bir dizide bu kadar başarılı oyuncu performansları görmediğimi düşünerek, bunun hangi kadroyla başarılabileceğinin düşünülmüş olmasıydı. Kimsenin emeğine saygısızlık etme niyetinde değilim sadece oynadıkları karakteri adeta yaşayan bir kadronun, ki buna dizideki en dış kapının mandalı oyuncular da dahil, ortaya çıkardıkları işin benzerini yapmanın hiç kolay olmadığını düşünüyorum. O yüzden aslında Shameless’in uyarlanması bana biraz da yersiz bir cesaret gibi geliyor. Ama derseniz ki “kimsenin ortaya ciddi anlamda bir şeyler koyma derdi yok tek amaç ülkede zamanını hunharca tüketen insanımızın reytinglerini kazanmak” ona diyecek bir şeyim olmaz. Yalnız bir konuda dikkatinizi çekmek isterim, ülkemizde beklenmedik bir şekilde dizilerin popülaritesini oldukça yükselten bir kitle var. La Casa De Papel buna yakın zamanda verebileceğim bir örnek. Belki evdeki annelerimiz olmasa da bu kitle artık zengin ama efendi erkek, fakir ama mağrur, genç ve güzel kadın ile onların başına türlü dertler açan kötü karakter görmekten bıktı diye düşünüyorum. Kaliteli ve farklı yapımlar yerli dizi dünyasında yerini almalı. Bunu yapacak potansiyelden fazlasının var olduğuna inanıyorum. Eğer şu aralar kendimiz yaratıcı bir şeyler ortaya çıkaramıyorsak uyarlama en iyi alternatifimiz olabilir ama makul örnekler dahilinde. Peki hangi dizileri bu örnekler kapsamında sayabiliriz? Gelin benim seçimlerime bir göz atalım, ama unutmadan belirteyim bu örnekler hakkında eleştirileriniz ya da sizin uyarlanabilecek önerileriniz varsa paylaşmanızı çok isterim.

Ozark

Netflix’in 2017’de izleyiciyle buluşturduğu bu harika suç dramasının konusu bence ülkemize rahatlıkla uyarlanabilir. İllegal yollara bulaşan bir mali danışmanın, kurtulmaya çalıştıkça daha da dibine battığı suç dünyasına ailesini de çekmesiyle yaşadığı gerilim dolu hikayesini anlatan dizinin çekimi için de çok büyük bir bütçe istemediğini düşünüyorum. Ozark, dizilerimizde bulamadığımız heyecanı ve gerilimi yüksek bir senaryoya da bizi kavuşturabilir. Dizi hakkında daha detaylı bilgi isteyenler buraya bakabilir.

Moone Boy

2012 yılında Sky ekranlarına gelen bu yaratıcı komedi, 1980’li yıllarda bir İrlanda kasabasında bir çocuğun hayali arkadaşıyla yaşadıkları anlatılıyor. Dizide o yıl hem dünyada hem İrlanda’da yaşanan siyasi olaylara da sık sık atıf yapılıyor. Açıkçası bizde şu anda bunun olabilmesinin pek mümkün olduğunu sanmıyorum. Ama konunun bizim için oldukça yaratıcı ve sıra dışı olacağı kanaatindeyim.

Rectify

2018 yılında Sundance Tv ekranlarına gelen dizinin konusu oldukça dramatik ve maalesef konunun ülkemizde de benzer örnekleri mevcut. Dizide 18 yaşında bir gencin sevgilisini öldürme suçundan hapse atılıp, tam 19 yıl sonra ortaya çıkan yeni delillerle serbest bırakılmasının ve evine geri dönmesinin ardından yaşadığı sıkıntılar anlatılıyor. Bence gerek olayın vahameti gerek hapisten çıktıktan sonra karakterin yaşadığı travmalar ve sosyal sıkıntılarla bize harika uyacak bir drama olabilir. Rectify hakkında daha detaylı bilgi isteyenler buraya bakabilir.

Big Little Lies

HBO’nun 2017 yılında izleyiciyle buluşturduğu bu harika dizi ilk olarak muhteşem kadrosuyla ön plana çıksa da konusu ve sıra dışı anlatımıyla da gönüllerde şimdiden taht kurmayı başardı. Zengin yaşamların barındırdığı sırlar, yalanlar, kıskançlıklar hatta aile içi şiddetle birlikte giderek dibe battığını anlatan hikaye bana göre bizde de  büyük ilgi çekebilir. Big Little Lies hakkında daha detaylı bilgi isteyenler buraya bakabilir.

Togetherness

2015 yılında HBO ekranlarında izleyiciyle buluşan dizi, bana göre ufak dokunuşlarla bize fazlasıyla uyacak bir yapım. Dizide on yıllık bir evlilikte heyecanlarını kaybettikten sonra mecburi nedenlerle bir arada yaşamak zorunda kalan bir çiftin hikayesi anlatılıyor. Hikaye kulağa ne kadar trajik gelse de bence ülkemizde yaygın olan evlilik sorunlarına da ışık tutabilecek, eğlenceli bir yapım olabilir.

Ray Donovan

Showtime ekranlarında 2013 yılında izleyiciyle tanışan dizi, zengin ve ünlü insanların problemlerini çözen profesyonel bir danışman üzerine odaklanıyor. Bir yandan müşterileriyle uğraşırken bir yandan aile sorunları hayatını iyice karıştırmakta. Tabii bütün bu dağınıklık ortaya bazen güldüren bazen üzen bazen de heyecanlandıran harika bir hikaye çıkarıyor. Ki bu tarzın ülkemizde çok sevildiğini düşünüyorum. Ray Donovan hakkında daha detaylı bilgi isteyenler buraya bakabilir.

Bloodline

2015 yılında Netflix ekranlarında izleyiciyle buluşan dizinin konusu varlıklı ve tanınmış bir aile içindeki entrikalar üzerine kurulu. Tam bizlik değil mi? Dizide ailenin yüz karası olan ve hiç kimsenin sevmediği en büyük oğul geri dönünce ortalık karışır. Bu karakter kendisinden hiçbir aile ferdinin haz etmemesi bir yana ailenin tüm kirli çamaşırlarını bilmektedir. Tabii bu da ortaya muazzam bir entrika çıkarmaktadır.

The Big C

2010 yılında Showtime ekranlarına gelen dizi çok beğenildi. Açılışı bile kanalın o zamanki en iyilerinden biri olmayı başardı. Dizinin konusu, evli ve tek çocuklu bir öğretmenin kanser olduğunu öğrendikten sonra (The Big Cancer evet!) yaşamını tamamen değiştirmesini anlatıyor. En önemlisi biz bu değişiklikleri izlerken onunla birlikte, bunları yapmak için ölümü beklemeye gerek olmadığını fark ediyoruz. Ki bana sorarsanız insanımızın farkında olmasına en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında bu geliyor. The Big C hakkında daha detaylı bilgi isteyenler buraya bakabilir.

Broadchurch

2013 yılında ITV ekranlarında izleyiciyle buluşan dizi, bir İngiliz suç draması. Maalesef bize çok tanıdık bir hikayeyle karşımıza çıkıyor. Bugüne kadar hırsızlık, alkollü araç kullanımı ve birkaç küçük çaplı suçtan başkasına tanık olmayan sessiz sakin bir sahil kasabasında, 11 yaşında bir çocuğun acımasızca katledilmesi halkta büyük bir şok etkisi yaratır. Herkes, diğer çocukların da tehlikede olabileceğinden endişelenir ve katilin bir an önce bulunmasını ister. Broadchurch hakkında daha detaylı bilgi isteyenler buraya bakabilir.

Animal Kingdom

2016 yılında TNT ekranlarında izleyiciyle buluşan dizi, 2010 Avustralya yapımı aynı isimli filmden uyarlama. Dizinin uyarlanabileceğini düşünmemin temel sebebi konunun yaratıcı ve sürprizlerle dolu olması ki yerli ya da yabancı tüm dizi sevenlerin istisnasız bunu çok sevdiğini düşünüyorum. Bunun dışında da karakterlerin çoğunu yerli dizilerde kolaylıkla hayal edebilmem diyebilirim. Konuya değinecek olursam, annesini yeni kaybeden bir delikanlının babaannesi ve amcalarının yanına taşınması sonrasında değişen hayatı anlatılıyor. Animal Kingdom hakkında daha detaylı bilgi isteyenler buraya bakabilir.

Utku Ertem

Önceki Yazı

Castle Rock | Stephen King Aradı…

Sonraki Yazı

The Handmaid’s Tale Kostümleriyle Trump’a Protesto