Bir Zamanlar Çukurova | Bir Yalanla Değişen Hayatlar

ATV’nin yeni sezonda başlayacak dizileri arasında en iddialı olanı geçtiğimiz perşembe akşamı görücüye çıkan “Bir Zamanlar Çukurova”ydı. Tims&B’nin yapımcılığında hazırlanan dizinin senaristi Yıldız Tunç, yönetmeniyse usta yönetmen Faruk Teber. Dizinin gerilim yüklü o güzel müziklerini son dönemde yaptığı dizi müzikleriyle adından sıkça söz ettiren Aytekin Ataş hazırlıyor.

Dizinin oyuncu kadrosu da kamera arkası gibi değerli isimlerden oluşuyor. Baş rollerde Vahide Perçin, Uğur Güneş, Hilal Altınbilek ve Murat Ünalmış var. Bu isimlerin yanında Bülent Polat, Turgay Aydın, Selin Yeninci, Sibel Taşçıoğlu, Selin Genç, Polen Emre, Mustafa Açılan ve usta oyuncu Serpil Tamur da dizide önemli karakterlere hayat veriyor. Kadroda sürekli olup olmadıklarını bilmiyorum ama Şebnem Dilligil, Aydan Burhan ve Hikmet Karagöz’ü de ilk bölümde gördük. Aydan Burhan muhtemelen tek bölüm için kadroda yer aldı ama umarım Hikmet Karagöz ve Şebnem Dilligil kadroda kalıcı olurlar. Özellikle Hikmet Karagöz’ün babacan usta rolü izlenesiydi.

Dizi Züleyha’nın trende Yılmaz’ı bulmasıyla başladı. Yılmaz, arandığı için Züleyha’nın trenden inmesini istedi ama Züleyha Yılmaz’dan vazgeçmedi. Sonraki sahnede iki gün öncesine döndük ve bir yandan fonda kullanılan yetmişli yılların İstanbul’unu bir yandan da Züleyha ve Yılmaz’ın aşkını izledik. Sonra Züleyha’nın kumarbaz ağabeyi Veli işin içine girdi ve Yılmaz İstanbul’dan kaçmak zorunda kaldı. Züleyha da onun peşinden giderek Yılmaz’la aynı trende kaçtı ve ikili Adana’ya gittiler. Yolda tüm paralarını çaldıran iki aşık Yılmaz’ın asker arkadaşı Gaffur’un kahyalık yaptığı çiftliğe gitmek zorunda kaldılar. Asıl olaylar da burada başladı zaten. Çiftliğin sahiplerinin nişanlı çiftler için toplu nikah yaptıracağını duyan Züleyha, Yılmaz’ın aranıyor olmasından dolayı Gaffur ve ailesine kendisini Yılmaz’ın kız kardeşi olarak tanıştırdı.

Yılmaz ve Züleyha’yla aynı trenle gelirken gördüğümüz Demir, Gaffur’un çalıştığı çiftliğin sahibi ve annesi Hünkar Hanım’la bütün işleri çekip çeviriyorlar. Hünkar dededen kalan uçsuz bucaksız toprakların bilindik yöntemlerle yönetilmesinden yanayken oğlu Demir aldığı iyi eğitimlerin de etkisiyle yeniliklerle çok daha verimli topraklara sahip olabileceğini düşünüyor. Bu arada trende yolculuk ederken Züleyha’yı bir anlığına görüp etkilenen Demir’in daha önce bir evlilik yaptığını ama eşinin kısır olduğunu öne sürerek boşandığını biliyoruz. Sonra işin aslı ortaya çıkıyor: Aslında kısır olan Demir ve bundan Hünkar dahil kimsenin haberi yok. Bu gerçek paragöz akraba Şermin’in bir arkadaşından Demir’in eski eşinin hamile olduğunu öğrenmesiyle ortaya çıkıyor. Demir’in bu sırrını şimdilik Hünkar, Şermin ve Şermin’in eşi Sabahattin biliyor. Hünkar durumu annesiyle paylaşıyor ama Haminne yaşlılığı nedeniyle olayın ne olduğunu bile anlamıyor. Demir’in bu sırrın ortaya çıktığından haberi yok tabii.

Çiftlikte çalışmaya başlayıp Hünkar ve Demir’in gözüne giren Yılmaz ve Züleyha kardeş oyununu sürdürmeye devam ederken oğlunun kısır olmasının duyulması halinde topraklarındaki hakimiyeti kaybetme korkusuyla yüzyüze kalan Hünkar bölüm sonunda kardeş olarak bildiği ikiliyi sevişirken yakaladı.

İlk bölümde derdini anlatıp, ileride neler izleyeceğimize dair ufak tefek bilgiler veren işleri seviyorum. Önümüzdeki bölümlerde muhtemelen Demir’in Züleyha’ya olan ilgisi aşka dönüşecek ve oğlunun bir çocuk sahibi olmasını isteyen ama bunun imkansız olduğunu bilen Hünkar tehditle kendisine Züleyha’yı gelin, onun Yılmaz’dan olan çocuğunu da torun olarak kabul edecek. Diğer yandan Yılmaz’ı çiftlikte kendisi için bir tehdit olarak gören Gaffur, İstanbul’da olan olayları çözüp işleri içinden çıkılmaz bir hale getirecek. Olay bu kadar basit aslında ama yine de hikaye ilgi çekici.

Hikaye ilgi çekici diyorum çünkü bizdeki dizilerde bu tip hikayelerde kurulan matematik iki sevgilinin arasına giren herkesin kötü olması üzerinedir. Oysa izlediğimiz ilk bölümde Demir de Hünkar da son derece merhametli, zenginliklerini insanları ezmek için kullanmayan, insanlara değer veren karakterler olarak sunuldu. Demir iyi eğitimli, iyi aile terbiyesi almış, çevresindeki insanlar tarafından sevilen bir adam. Hünkar da dededen kalma toprakları korumak için çalışıp çabalayan, eğitimi konusunda bilgi alamasak da insanları okumayı bilen, zeki bir kadın. Yılmaz’la yaptığı kısacık konuşmada onun anlattıklarının bir kısmının yalan olduğunu anlayabilmesi bize onun keskin zekası konusunda fikir verdi. Çünkü Yılmaz’ın anlattığı uydurma hikayede inanılmayacak hiçbir şey yoktu.

Bu noktadan sonra Hünkar’ı bir karar bekliyor. Ya oğlunun kısır olduğunun dilden dile dolaşıp otoritelerinin sarsılmasına göz yumacak ya da Züleyha’yı ya zorla ya da gözünü boyayarak oğluna eş olarak alacak. Aslında ikinci ihtimalin olacağını biliyoruz ama bize ilk bölümde bir melek gibi sunulan kadının feodal sistemin kölesi haline gelip yaşayacağı değişim izlemeye değer bir nokta. Diğer yandan Yılmaz’ı deliler gibi seven Züleyha’nın bu evliliği nasıl kabul edeceği de benim açımdan güzel bir merak unsuru. Tabii işin diğer yanında Yılmaz’ın vereceği tepki ve tahminime göre doğacak çocuğun Demir’e kendi çocuğu gibi verilmesi başka bir olay. Kahyalığı elinden gidecek diye ölüp ölüp dirilen Gaffur’un Yılmaz’dan kurtulmak için çevireceği dolaplar da cabası.

Diziye illa ki bir kulp bulmak istersem Demir’in uçak kullandığı sahneyi keşke izlemeseydik derim ama hepsi bu. Bu sahne dışında hikaye de, mekanlar da, oyunculuklar da bana göre muazzamdı. Bir de bu bilindik hikayeyi izletirken yer yer şaşırtmayı başarırlarsa bence sezonda başlayan en sağlam iş olma başarısını sağlayabilirler. Murat Ünalmış’ı uzun süredir izlerim ama Demir rolüne kadar kendisini severek izlediğim bir rolü olmamıştı. “Bir Zamanlar Çukurova”da o mülayim görünüp tuttuğunu koparan modern ağa karakterini üzerine öyle güzel giymiş ki kendisini ekstra tebrik etmek isterim. Uğur Güneş zaten şimdiye kadar oynadığı her rolle benim sevdiğim oyunculardan biriydi. Hilal Altınbilek’e gelecek olursam kendisinin başrol oynamak için çok doğru bir proje seçtiğini düşünüyorum. İlk bölümde kusursuz bir Züleyha izledik. Yanında Vahide Perçin gibi bir ustayla çok daha parlayacağına eminim. Ancak bir isim var ki kendisine yorum yapmayı haddim bulmuyorum. Her sahnesinde birkaç kelime konuşup karakterini gözleriyle bize geçiren usta Serpil Tamur’u böyle güzel bir işte izlemek benim için büyük zevk.

Dizi ilk bölümüyle Total ve AB izleyici gruplarında 5 reytingin üzerine çıkıp ikinci olurken, ABC grubunda “Bizim Hikaye”yi geçerek zirveye oturmuş. Perşembe günü bu iki dizi dışında geçen seneden devam eden “Mehmetçik Kut-ül Amare” ve “Avlu” var. Yakında Kanal D’nin “Bir Umut Yeter”i ve Show TV’nin “Çarpışma”sı da bu günde yayınlanacak ve muhtemelen ortalık yangın yerine dönecek. Umarım “Bir Zamanlar Çukurova” ilk bölümde izlediğimiz kaliteyi korumayı başarır ve ekran ömrü uzun olur. Tüm ekibin ellerine, emeklerine sağlık!

Bora Yıldırım

1986 yılında İstanbul'da doğdum. 2008 yılından beri Bodrum'da yaşıyorum. Gezmeyi ve kitap okumayı severim. Çok konuşur, çok gülerim. Vakit buldukça yazarlığa kabul edilme sebebim olan yerli dizileri izlemeye çalışıyorum. Yabancı dizileri izledikçe yerli dizilerin geldiği noktaya üzülsem de bir gün eskisi gibi tadı ağızda kalan dizilerin televizyonlarda daha çok yer bulacağına inanıyorum.

Önceki Yazı

Disenchantment | Tanıtım

Sonraki Yazı

Gülperi | Kadından Kahraman Yaratamamanın Hikayesi