Gülperi | Kadından Kahraman Yaratamamanın Hikayesi

Show TV’nin yeni sezonda iddialı işleri arasında gösterilen dizisi Gülperi cuma akşamı ekran serüvenine başladı. Tims&B Timur Savcı ve Burak Sağyaşar’ın yapımcılığını, Cem Karcı’nın yönetmenliğini, Sema Ergenekon ve Eylem Canpolat’ın senaristliğini üstlendiği dizinin baş rollerinde Nurgül Yeşilçay ve Timuçin Esen yer alıyor. İkiliye Tarık Pabuççuoğlu, Ece Sükan, Burak Dakak, Aleyna Özgeçen, Emir Özyakışır, Onur Bilge, Gülçin Kültür Şahin, Şefika Ümit Tolun ve Ezgi Gör diğer önemli rollerde eşlik ediyor.

Aslen İzmirli olan Gülperi, sevdiği adam olan Eyüp’ün peşinden giderek evinden çok uzak bir memlekette eşinin ailesiyle bir konakta yaşarken Eyüp’ün aniden ortadan kaybolmasıyla üç çocuğuyla birlikte kayınpederinin yanında sığıntı gibi kalır. Oğullarının kaybolmasından gelinlerini sorumlu tutan aile Gülperi’ye hiçbir zaman gelinleri gözüyle bakmaz onu aşağılarlar. Çocuklarını alıp başka bir yere gitmek için para biriktirmek isteyen Gülperi diktiği kıyafetleri bir terziye satmaktadır. Durumu anlayan kaynı Ejder, konakta kimse yokken Gülperi’ye saldırır. Bu durumdan kurtulmak isteyen Gülperi, Ejder’i yaralar ve çıkarıldığı mahkemede uğradığı iftira sonucu iki yıl ceza alır.

Cezasını çektiği iki yıl boyunca dedeleri Yakup’un engellemesiyle çocuklarını hiç göremeyen Gülperi hapishaneden çıktıktan sonra konağa gideceğini zannederken kendisini otogarda bulur ve zorla İstanbul’a gönderilir. İstanbul’da bir yandan kapıcılık bir yandan da terzilik yaparak para biriktiren Gülperi’nin tek amacı çocuklarının velayetini alıp yanına getirebilmektir. Bunun için İzmir’den tanıdığı, bugüne kadar hiç dava kaybetmemiş avukat Kadir’e gider ve ikili dava sonunda annelerini hiç istemeyen çocukların velayetini kazanır. Gülperi, İstanbul’da çocuklarıyla güzel günler geçireceğini, onların kalbini tekrar kazanacağını düşünürken büyük çocukları Hasan ve Bedriye’nin tepkisiyle karşılaşır. Hasan ve Bedriye kapıcı dairesinde yaşamak istemediklerini söyleyerek kardeşleri Can’ı da alarak evi terk ederler.

Torunlarını geri alabilmek için her şeyi göze alan Yakup, torunu Bedriye’yle evlenmek isteyen yeğenini İstanbul’a gönderip kaçırmasını ister. Akli dengesinin bozuk olduğu her yönden belli olan yeğen İstanbul’da Bedriye’yi bulur ve Gülperi’nin gözleri önünde kızı götürür. Gülperi kızını götüren arabanın peşinden koşarken, eşiyle sorunlu bir evliliği olan ve bu nedenle hava almaya çıkan Kadir Gülperi’yi görür ve final!

Buradan sonra konuya tam olarak nasıl gireceğimi bilemiyorum. Çünkü diziyle ilgili beğendiğim tek şey oyunculuklar oldu. Eh, Nurgül Yeşilçay ve Timuçin Esen isimlerinin olduğu bir projede de kötü oyunculuk beklemek zaten bir miktar delilik sayılabilir. Dizideki ana hikaye düşüncesi güzel: Güçlü bir kadın, ona destek olan güçlü bir adam, annelerinden koparılmış çocuklar… Ama hepsi bu kadar. Öncelikle Sema Ergenekon ve Eylem Canpolat’ın birçok işini sevdiğimi belirteyim. Cem Karcı zaten uzun süredir çok başarılı bulduğum bir yönetmen. Ama bazen zorlasan da olmayınca olmuyor.

Öncelikle Cem Karcı’nın yarattığı dünya kesinlikle ilgi çekici değildi. Hani diziyi hiç bilmeden izlesem ve yönetmeninin kim olduğunu sorsalar aklıma gelecek son iki isimden birisi Cem Karcı olurdu. Senaryo konusunda geçen sene esen “güçlü kadın” teması ön plana çıkarılmaya çalışılmış ama ortaya çıkan kadın güçlü değil de kişiliksiz bir tip olmuş. Ergenlikteki oğlu kız kardeşinin elbisesini açık bulup el kaldırınca oğluna kendince hayat dersi veren Gülperi oğlu odadan çıkar çıkmaz kızının eline kendisi için diktiği elbiseyi tutuşturdu. Hapishaneden çıktı, zorla hatta döverek otobüse bindirdiler gitmemek için biraz bağırdı sonra hoopp İstanbul!  Davayı kazanıp çocuklarını aldı İstanbul’a giderken çocukların valizini çocuklara taşıtamadı, evi beğendiremedi, yemeği beğendiremedi, evi terk ettiler dikilip karşılarına gidemeyeceklerini söyleyemedi, gitti parkta karşılarında oturup yemek bekleyen köpek gibi mahzun mahzun baktı. Sonra adamın biri çıkıp kızını götürmek istedi, kızı durduramadı, arabanın peşinden koşmakla yetindi. Bu mu güçlü kadın profilimiz gerçekten?

Güçlü ve mücadeleci bir kadın yarattık diyebilmek için Gülperi’nin oğluna yaptığı konuşma sonrası kızının istediği elbiseyle o düğüne gitmesi, valizini taşımak istemeyen oğlunun valizini kaldırımda bırakması, zorla bindirildiği otobüsten otogardan çıkar çıkmaz inmesi, daha reşit olmamış çocukları evi terk ederken karşılarında durması, elin adamı kızını götürürken sadece bağırmakla yetinmeyip o adama meydan sopası çekmesi gerekmez mi? Kendisini tecavüzden kurtarmak için adam öldürmeyi göze alan Gülperi, kızının o arabaya binmesine nasıl izin verir?

Gelelim çocuklara… Can için söyleyecek tek sözüm yok. Zaten hikayeyi onun ağzından dinliyoruz genel olarak ve bu hikayenin gerçekten can damarı bu çocuk. Ancak Hasan ve Bedriye karakterleri ilginç olmuş. İki sene önce anneleri için ölüp biten çocuklar, dahası Gülperi’nin Ejder’i yaraladıktan sonra karar mahkemesi sonrası annelerini öpüp koklayan çocuklar iki sene içinde kim ne dedi de bir anda annelerini iffetsizlikle suçlayabilen çocuklar haline geldi? Anneleri hapishaneye girmeden önce de aynı bollukla büyüyen çocuklar anneleri başlarından gidince nasıl oldu da son model teknolojik aletleri annelerine tercih eder oldu? Anlayan beri gelsin.

Timuçin Esen’in canlandırdığı avukat Kadir karakteri diğer karakterlere göre biraz daha mantıklı yaratılmış. İşinde başarılı, kızıyla arası çok iyi ama eşiyle problemleri olan Kadir’in evlilik terapisinde söylediği “Eşimi aldatmayı düşündüm ama aldatmadım.” cümlesi önceden tanışıklıkları olan Gülperi’yle aralarında bu tip bir ilişki olabileceğinin sinyalini verdi. Fakat ben bu dizinin senaristi olsam Gülperi ve Kadir’in arasındaki ilişkiyi dostluktan öteye götürmem. Bir kere de kadın ve erkek birbirine aşık olmasın, ne çıkar? Kadir sadece haklı bulduğu için Gülperi’ye yardım etsin, gerektiği kadar savunsun, dertleşsinler ama sevişmesinler. İnsanlar bir kadın ve erkeğin aralarında aşk olmadan da bir arada olabileceklerini görsün. Gülperi çocuklarını anlatsın Kadir’e, Kadir eşiyle olan problemlerini anlatıp akıl istesin Gülperi’den.

Olmaz tabii ki… Daha Kadir’i dişi sinekten bile kıskanan eşi ortalığı karıştırır, sonra Kadir bu iki kadını kıyaslamaya başlar ve Gülperi ona daha cazip gelir, Hasan bu ilişkiye sonuna kadar karşı çıkar ve muhtemelen Kadir’i vurur ama öldürmez, Kadir Hasan’dan şikayetçi olmaz falan… Eğer dizi tutarsa Eyüp seneler sonra çıkagelir, Gülperi tam Kadir’le mutlu olacakken eşi çocukları almak için dava açar bu sefer, seyirci ekran karşısında şiştikçe şişer…

Dediğim gibi dizideki oyunculuklara lafım yok. Hatta genç oyuncular Burak Dakak ve Aleyna Özgeçen daha ilk bölümde benim nefretimi kazanacak kadar iyi bir performans sergilediler. Hani ben Gülperi’nin yerinde olsam o mahkeme salonunda çocuklarım benim için böyle şeyler söyleseler muhtemelen oturduğum sandalyeyi kafalarına fırlatırım. Onlarla oturmayı hayal ettiğim evi sıçan deliğine benzettiklerinde ikisinin kafasını aynı klozet deliğine sokarım. Böyle evlat mı olur Gülperi bacım? Al sen Can’ı yanına bırak gitsin bu iki nemrut suratlı nereye gidiyorsa. Çekilir dert değiller ben sana diyeyim.

Konağın olduğu memleketin ismi ve plakası normalde olmayan bir şehirken, İstanbul’un bağırta bağırta söylenmesi konusu da ilginçti. Bu gizliliğin sebebi eğer konakta yaşayan ailenin ve çevredekilerin hep kötü insanlardan oluşuyor olması ya da otogarda tekme tokat dövülen Gülperi’yi kurtarmak için bir Allah’ın kulunun kılını kıpırdatmamış olmasıysa Gülperi’nin çocuklarını İstanbul’a getirdiği ilk sahnede Bebek gibi bir yerde uyuşturucu alışverişini göstermek niye?

Bu arada midyecilik yapan insanlara da Allah sabır versin. Bir dizide eğer bir uyuşturucu işi varsa bu işi yapanlardan birisi mutlaka ama mutlaka midyeci. Dizide gösterilen kötü doktor, öğretmen, polis çeşitli meslek kollarından karakterler için RTÜK’ün telefonlarının kilitlendiğini biliyoruz. Midyeciler öyle mi? Nerde pis iş varsa bu insanlara mal ediliyor da yine de kalitelerinden ödün vermeyip ses çıkarmıyorlar. Vallahi bravo! ( Sevgili Midyeci Ahmet, telefon numaramı sitedeki mail adresine mail atarak istersen WhatsApp’tan adresimi verebilirim.)

Velhasılıkelam, Gülperi beklediğim gibi çıkmadı. İyi oyunculuklarla kötü bir senaryo bir araya geldiğinde ortaya tatsız, izlemesi keyif vermeyen bir iş çıkmış. Tabii bu benim açımdan böyle. Dizinin reytingleri fena gelmedi. 5 reytingin üzerinde sonuçlarla başladı yayın hayatına. Ancak henüz “İstanbullu Gelin” ve “Aşk ve Mavi” yarışa dahil olmadılar. Önümüzdeki haftalarda gidişat ne gösterecek hep birlikte göreceğiz. Ekibe başarılar dilerim.

Bora Yıldırım

1986 yılında İstanbul'da doğdum. 2008 yılından beri Bodrum'da yaşıyorum. Gezmeyi ve kitap okumayı severim. Çok konuşur, çok gülerim. Vakit buldukça yazarlığa kabul edilme sebebim olan yerli dizileri izlemeye çalışıyorum. Yabancı dizileri izledikçe yerli dizilerin geldiği noktaya üzülsem de bir gün eskisi gibi tadı ağızda kalan dizilerin televizyonlarda daha çok yer bulacağına inanıyorum.

Önceki Yazı

Bir Zamanlar Çukurova | Bir Yalanla Değişen Hayatlar

Sonraki Yazı

Cassandra Jean Amell, Arrowverse Crossover’ında Yer Alacak