Jormungand | Silah Kaçakçılığı ve Dünya Barışı

2012 yılında sezonları 12’şer bölüm olmak üzere iki sezon olarak izlediğimiz bir anime olan Jormungand’dan bahsetmek istiyorum sizlere. Neden mi? Çünkü bence çok kıyıda köşede kalmış bir anime. Daha çok bilinsin, izlensin istiyorum. Zira hak ediyor da… Black Lagoon izleyip çok sevdik değil mi? Hah, işte Jormungand tam da bu ayarda. Black Lagoon biraz daha mafya ağırlıklıyken Jormungand daha çok kaçakçılık ağırlıklı. Bir de silahlar var tabi.

Bir de hani böyle çok insanın bildiği sevdiği ama konuşulmayan diziler olur ya, öyle bir havası var Jormungand’ın. Herkes bildiği ama kendine sakladığı bir yapım olmuş sanki. Konuşun arkadaşlar, önerin şu caaanım animeyi. Öhm, yine kendi kendimi durduk yere gaza getirdiğime göre tanıtıma dönebilirim sanırım;

Anime, aksiyon, macera ve seinen konseptinde hazırlanmış. Yerli yersiz ecchi sahnelerinin olduğunu da belirteyim, bazen çok yaratıcı kullanılmış bazen çok gereksiz ama hikayeyi ve konuyu sevince görmezden gelinebiliyor bu gereksiz sahneler. En azından bende öyle oldu. Bu durum bir de kadın karakterlerinin efektif kullanılmasıyla da alakalı. Jormungand asıl karakterleri başta olmak üzere, kadın karakterlerin yönetimde olduğu ya da önemli pozisyonlarda olduğu bir anime. Erkek karakterler biraz fedai olarak kullanılmış sanki.

Biraz künyesine bakalım, konusuna sonra detaylı değineceğim; 2006’da başlayıp 2012’de bitmiş bir mangadan uyarlama anime. Yönetmeni Motonaga Keitarou. Yönettiği çok anime var ama en başarılısı School Days sanırım. Yazar koltuğundaysa Kuroda Yousuke oturuyor. Btooom!, Drifters, Mobile Suit Gundam 00 ve Phantom: Requiem for the Phantom gibi ilginç ve başarılı senaryolarıyla dikkat çeken yapımların arkasındaki kalemdir kendisi. Müzikleri Iwasaki Taku yapıyor. Daha önce Noragami’de müziklerini dinlemiştim Iwasaki Taku’nun. Burada da oldukça başarılı bir iş çıkarmış. Müzikal açıdan birçok anime müziklerinden farklı bir anlayışı olduğunu özellikle belirtmek isterim. Oryantal ezgiler bile yakaladım ben bazı sahne müziklerinde.

Seiyuu kadrosu çok daha dikkat çekici animenin. Asıl karakterimiz Koko‘yu Itou Shizuka seslendiriyor. Kendisnin sayamayacağım kadar çok performansı var. Özellikle erkek karakterlerin seslendirmeleri için de tercih edilen bir isim olması onu önemli seiyuular arasına üst sıralardan sokuyor. Psycho-Pass – Yayoi, D.Gray-man – Lee ve Sakurako-san no Ashimoto ni wa Shitai ga Umatteiru – Sakurako performansları benim en sevdiklerimden bazıları… Jonathan isimli cocuk karakteri seslendiren seiyuu Tamura Mutsumi ki kendisini Magi: TheKingdom of Magic’de Alibaba olarak dinlemiş olabilirsiniz. Kadın Seiyuu olup erkek seslendirmesinde başarılı olan bir başka isim de Tamura Mutsumi’dir. Serinin en ağır topuysa yan karakter olarak kaşımıza çıkıyor. Valmer‘ı seslendiren Ohara Sayaka‘dır. Sadece seiyuu kadrosunda o var diye anime izlemiş birisi olarak mükemmel bir performans sergilediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Zira Code Geass – Lelouche, Fairy Tail – Erza ve Fate / Zero – Irisviel olarak efsane performanslar sergilemiş bir isimdir Ohara Sayaka.

Künyemiz böyleyken konusu da oldukça ilginç bu animenin. Silah tüccarı Koko ana karakterimiz. Onu ve dünyadaki silah ticaretine yaklaşımını izliyoruz genellikle. Ama asıl ilginç hikaye Koko’nun grubuna sonradan dahil olan Jonathan’la Koko’nun iletişimi diyebilirim. Garip bir şekilde birbirini dengeleyen bu ikili aslında sevmedikleri şeyi yapıyor diyebiliriz. Zira Koko dünya barışını silah ticaretiyle sağlayacağından emin. Çünkü kitlesel barış için önce kaos olmalı ona göre… Jonathan ise silahlardan nefret ediyor ama çocuk yaşına rağmen eline silah almış. Yani aslında bir çocuk asker. Animede karakterler arası ilişkiler, güven ve sadakat gibi özellikler fazlasıyla ön planda. Bir de karakterlerin etkileşimleri sonucu gördüğümüz karakter gelişimlerinden memnun kaldım ben. Koko’nun kişiliği ve silah tüccarları arasındaki konumu oldukça ilginç. Bazen oynamak zorunda kaldığı roller karakterini etkileyebiliyor ama Jonathan’ı işte tam da bu yüzden yani kendi sağlamasını yapabilmek için yanında tutuyor. Zira anime silah tüccarlığıyla dünya barışını sağlamak gibi uç bir fikri savunurken karakterlerin “iyiliği” ve “kötülüğü” çok önemli oluyor. Zaten anime biraz da iyilik için kötülüğün gerekliliğini de savunuyor.

Öte yandan aslında animenin asıl anlatmak istediği daha güncel sorunlar var. Silah kaçakçılığının keskin noktaları, devletlerin silah tüccarlarıyla nasıl iş birliği yaptığı ve yine aynı şekilde bu kaçakçılığı kontrol etmeye çalışsa bile bundaki beceriksizliği izleyiciye çok iyi bir şekilde aktarılıyor. Biraz da dünyayla derdi olan bir anime olmuş yani Jormungand. Tüm bunlara rağmen içerisinde komedi de barındırması animenin izlenilirliğini bir kat daha artırmış. Eğlenceli bir havası var işler ciddiye binmiyorsa… Hatta o zaman bile zekice birkaç espri dikkatimi çekti.

Animede elbette saçma bulduğum birkaç nokta mevcut. Hikaye gelişimi bazen sekteye uğruyor ve seinen de olsa animeyi satmak için gereksiz sahneler kullanılmaktan çekinilmemiş. Evet, yukarıda bahsettiğim ecchi ya da aşırıya kaçan aksiyon sahnelerinden bahsediyorum. Yani yer yer klasik Amerikan aksiyon filmleri gibi 50 kurşunun havada uçuştuğu ama kimsenin vurulmadığı sahneleri de görüyoruz. Fakat son tahlilde önermekten çekinmeyeceği bir anime Jormungand. Bu tür hikayeleri seviyorsanız kaçırmayın derim.

Hafize Mutlu

Bazen hayatımın kalanını sadece anime, dizi ya da film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.

Önceki Yazı

All American’dan karakter posterleri ve promo yayınlandı!

Sonraki Yazı

The Purge | Son Güzel Fikir