Mayans | Yeni bir Sons of Anarchy mi?

National Geographic imzalı birkaç belgeseli saymazsak Amerika’daki motorsiklet çeteleri hakkında neredeyse bildiğimiz her şeyi borçlu olduğumuz efsane dizi Sons  of Anarchy yedi sezonluk muhteşem bir yolculuk sonrasında bizden ayrılalı neredeyse dört yıl oldu.

Dile kolay yedi sezon boyunca prospect’inden president’ına tüm rütbeleri ve raconları öğrendiğimiz dizi sayesinde ülkemizde bile “motor kulüpleri” kuruldu. Tabi Harley Davidson memlekette küçük bir servet pahasına satıldığı için bu kulüplerin üyeleri “çetecilik oynamaktan” öteye gidemeyen beyaz yakalılar falandı.

Aman zaten bir motorcu çetemiz eksikti günlerden geçerken president’ımız eksik kaldı  “sergeant at arms” olamadım diye üzülmenin bir alemi yok elbette. Üstelik yeni bir motorcu dizisi de başlamışken.

Sons of Anarchy (SOA) hayranlarının hatırlayacağı Meksikalı motor çetesi  Mayans’ın hikayesi sadece birkaç gün önce ilk bölümüyle seyircisine merhaba dedi.  FX ve Fox 21 ortak yapımı dizinin ilk sezonu on bölümden oluşuyor. Öyle bir kerede oturup hepsini izlemenize izin vermeyen her hafta bir bölüm üzerine kurulu yayın akışıyla Mayans’ın cevap vermesi gereken en önemli soru da böylece karşımıza çıkıyor. Mayans yedi gün boyunca yeni bölümü heyecanla beklememizi sağlayabiliyor mu?

Öncelikle Mayans izleyicisinin SOA’yı ya da en azından motor dünyasını ve kurallarını bildiği ön kabulüyle yazılmış bir senaryoya sahip. Başka bir deyişle dizi motor dünyası şöyledir, rütbeler böyledir, “ekmek paralarını” bu işten kazanırlar kısmını pas geçerek çete hayatının ortasına atıyor seyircisini. Yazının buradan sonraki kısmı ise bir miktar spoiler içereceği için dizi hakkında kendi kararını vermek isteyen okuyucularla da yollarımız burada ayrılıyor.

Hayatınızın 60 dakikasını talep eden pilot bölümünde aslında bir motor çetesi dizisinden bekleyeceğiniz hemen hemen herşeyle karşılaşıyorsunuz. Uyuşturucu nakliyatı üzerinden para kazanan Mayans, uyuşturucuyu temin eden Meksikalı bir kartel, bir Jax Teller olmasa da oldukça havalı bir esas oğlan ve elbette sorunlu bir geçmişe dayanan karmakarışık bir aşk hikayesi. Bütün bunlara iddialı şiddet görüntülerini, patlayan silahları ve SOA’ya selam gönderen sahneleri eklediğinizde türün meraklıları için ideal bir seçenek çıkıyor karşınıza.  8.2’lik bir IMDb puanıyla açılış yapan Mayans hakkında yorumlar da hiç fena değil.

Oyunculuklar parmak ısırttırmasa da rahatsız da etmiyor. JD Pardo başrolde sırıtmıyor ama Clayton Cardenas “president” için yeterli mi şimdilik soru işareti diyebilirim, ilerleyen bölümlerde netleşecektir diye düşünüyorum. Kadroda yaşlı kurt Edward James Olmos’un yer alması bir avantaj elbette lakin ilk bölümde çok pasif bir roldeydi, ilerleyen haftalarda bu oyuncunun ağırlığını koyması Mayans için kritik olacağa benziyor. Dizi bütçesinin çok yüksek olmadığını hissettiriyor olsa da saçmalamayın dedirten bir ucuzluğa saplanmamayı başarmış, seyrederken bitse de gitsek diye düşünmüyor insan.

Peki bir çok diziyi Muppet Show’un balkonundaki ihtiyarların tavrıyla izleyen yazarınız diziyi beğendi mi diye soracak olursanız ise  tam emin değilim açıkçası, kuvvetli bir “yaaaani”  diyebilirim mesela.

Yukarıda bahsettiğim gibi temel donelerin hepsine sahip olmakla beraber Mayans elini biraz çabuk belli ediyor. Pilot bölüm sonrası “hımm” diyorsunuz demek esas oğlan aslında muhbirmiş, demek eski sevgilisi kartel lideriyle evlenmiş, demek ki bizim delikanlı sevgilisini kartelin elinden alırken kötü adamları da polise verip vermemek arasında kalacak çünkü aynasızlar Mayans çetesini istiyorlar ama asıl kötüler onlar olmayacak elbette falan Bir de “devrim” peşinde koşan ebeveynleri kartel tarafından öldürülmüş çocuklar var.  İlerleyen bölümlerde illa ki bu enteresan çeteden de bir şeyler çıkaracaklar orası belli ama insan “hımm” diyor, yani bu yetim ve öksüz ergenler başlarına güzel bir abla geçince bildiğin kartele savaş açacak öyle mi? Çok zorlamışlar demeyeceğim, izleyelim görelim en kötü güleriz diye geçiyor aklımdan esasen. 

Düşünüyorum da SOA’nın çekiciliği buradaydı beklide. Bizi elimizden tutup hiç bilmediğimiz bir dünyaya götürüyordu. Yıllar önce o dünyada en bildik şeyler bile farklı bir ambalajla önümüze çıktığı için çekici hale gelirken, bugün  Mayans  motor çetelerini bildiğimizi varsayıp bize bir klişe öbeği sunuyor. Tabi bütün bunlar ilk bölümden çıkarılmış sonuçlar yani bir şeylerin değişmesi ve haksız çıkmam için kocaman şanslar var hala. Mesela SOA gibi küçük bir kasabaya sıkıştırmıyor dizi kendisini, ve ilk bölümde çok kısa gördüğümüz ama gelecek vadeden yan karakterler var, umarım senaryo bu öyküleri de ekrana taşır ilerleyen bölümlerde.

Sonuç olarak Mayans’ın en büyük talihsizliği hep bu SOA karşılaştırmaları olacak galiba. Maalesef çok yüksekte yer alan çıtayı geçme hedefiyle yola çıkmış bir yapım için biraz zayıf kalan oyuncu ve senaryo yapısıyla Mayans’ın işi zor olacağa benziyor. Yine de yüzlerce gün sonra dört tekerli kafeslerin dışına çıkmamızı sağlayan Mayans baktığınızda bir çok kişiye göre SOA’yı zirveye taşıyan ve bu dizinin de yaratıcı ekibinde yer alan Kurt Sutter yüzü suyu hürmetine birkaç bölüm daha şans verilmeyi hak ediyor.

Ozan Kayahan

Hayatın anlamını buldum ama söylemem

Önceki Yazı

Bir Deli Rüzgar, 15 Eylül’de Fox TV’de Başlıyor

Sonraki Yazı

“Chef’s Table”da Bir Türk Şef: Musa Dağdeviren