You | Sana Hayatını Anlatmamı İster Misin?

Sıradan bir günde, sıradan bir şey yaparken tanıştığınız ve ayaküstü sohbet ettiğiniz birini düşünün. Siz bu sohbet sonrasında onu aklınızın en arka yerlerinde bir yerlere atmış, unutmuşsunuz. Peki o? O unuttu mu sizi? Kendinizle ilgili çok basit bir bilgi verdiniz ona; isminizi. Bu kişi sadece isminiz üzerinden sizin bütün bilgilerinize ulaşsa ne hissedersiniz? Doğduğunuz yer, aile bireyleri ve onlarla ilişkileriniz, ev adresiniz, iş adresiniz, sosyal yaşantınız, kimseye göstermek istemediğiniz sırlarınız, maddi sıkıntınız, psikolojik durumunuz… Okurken bir elin boğazınızı sıktığını hissettiyseniz Lifetime’ın yeni dizisi “You” tam size göre. Penn Badgley ve Elizabeth Lail’in baş rollerinde olduğu yapım Guinevere Beck’in kitap almak için girdiği mağazada Joe Goldberg’le karşılaşması ve iflah olmaz bir “stalker” olan Joe’nun ondan etkilenmesi sonrası gelişen olayları konu ediniyor.

Joe’nun internette yaptığı araştırmaya göre Guinevere aile ilişkileri çok sağlam olmayan, devlet destekli bir dairede kalan, aşk hayatında ve sosyal ilişkilerinde mutsuz, asistanlığını yaptığı hocasının tacizlerine okul kariyeri sebebiyle ses çıkaramayan ama sosyal medya hesaplarında kusursuz bir hayat yaşıyor imajı çizen bir şair. Joe’ya gelecek olursak kendisi bir kitap mağazasında uzun süredir müdürlük yapan, kitaplara aşık bir adam. Bir dairede tek başına yaşıyor ve bekar bir anne olan komşusunun oğluyla arası çok iyi. Küçük dostu Paco, annesinin bir adamla olan sorunlu ilişkisi sebebiyle günün büyük kısmını apartmanın merdivenlerinde kitap okuyarak geçiriyor. Joe, Paco’ya üzüldüğü için ona kendince yardım eli uzatmaya çalışıyor.

Bunlar Joe’nun görünen yüzü… Diğer tarafta herkesten sakladığı bir yüzü var ve bu yüz oldukça karanlık. Takıntılı,  asosyal, ilişkiler konusunda karamsar, insanları çeşitli hareketlerine göre sürekli analiz eden, hoşlandığı kadınları sosyal medyaları üzerinden araştırıp her adımını takip edecek hatta sevgilisiyle sevişirken pencereden onları izleyip mastürbasyon yapacak kadar sapık! Bütün bu kötü özelliklerini sevimli yüz hatları ve samimi sohbetiyle perde arkasında saklamayı başarabilecek kadar profesyonel bir sapık.

Guinevere, kitapçıdaki çocuğu çoktan unutmuşken, Joe boş durmayıp Guinevere’in bütün hayatını en ince ayrıntısına kadar inceleyip onun hayatına dahil olmak için çabalarken kaderin cilvesi denebilecek bir olay sonucu ikili tekrar bir araya gelip bu sefer daha fazla vakit geçirmek durumunda kaldılar. Olaylardan tamamen habersiz olan Guinevere hayatını yoluna koymaya çabalarken ilk bölümün sonuna doğru gördük ki Joe, yolundaki çapakları temizlemek için çoktan bir plan yapmış. Zaten dizinin asıl hikayesi de buradan sonra başlayacak.

Aslına bakarsanız genel hikaye çok bilinmedik değil. Daha önce defalarca bu ve benzeri hikayeyi dizi ve filmlerde izlemişizdir. Ancak ben yabancı dizilere çok fazla vakit ayırabilen biri değilim ve yeni dizilerin fragmanlarını izleyip, beğendiğim dizilerin en azından ilk bölümlerini izlemeye çalışıyorum. “You” da fragmanını izlediğimde beni etkileyen bir diziydi ama öyle aman aman bir beklentim de yoktu. İlk bölümü izledikten sonraysa fırsat buldukça izlenecek diziler listeme ekledim. Çünkü yapım hikayeyi basit anlatmayı yeğlememiş. Aslında kötü olan bir karakterin dışarıdan nasıl göründüğünü anlatırken, iç dünyasında neler yaşadığı konusuna da ışık tutuyor.

Joe giyim tarzı, sosyal ilişkileri, konuşma biçimiyle tam bir beyefendi gibi görünüyor. Biri size Joe’yu uzaktan izletip onun aslında bir sapık olduğunu söylese güler geçersiniz. Ancak herkesten ustalıkla sakladığı kötü tarafı ne kadar derine iniyor bilmiyoruz ve bölümler ilerledikçe bu tarafının katman katman açılacağından şüphem yok. Diğer yandan bütün kötü yönlerine rağmen Guinevere’in kendisini bulmasına yardım edecekmiş gibi bir hava da seziyorsunuz diziyi izlerken. Bu da sizi Joe’nun bütün kötü yönlerine rağmen bir miktar arada bırakıyor.

Dizide kullanılan renkler, resimler ve özellikle müzikler çok başarılı. Oyunculuklar da gerçekten etkileyici. Bölüm boyunca keşke olmasaydı dediğim tek şey romantik komedi filmlerinden alışık olduğumuz adamın kadını kurtardıktan hemen sonra yatar pozisyonda kaldıkları sahne oldu. Ben Guinevere’e “Bir de tokat at, tam olsun.” derken o daha iyisini yapıp Joe’nun üstüne kustu. Bu da mis gibi spoiler oldu ama olsun. Özetle; Fırsatınız olursa en azından ilk bölüme bir göz atmanızı öneririm.

Diziyle ilgili düşüncelerinizi bize yorum kısmından iletebilirsiniz.

Bora Yıldırım

1986 yılında İstanbul'da doğdum. 2008 yılından beri Bodrum'da yaşıyorum. Gezmeyi ve kitap okumayı severim. Çok konuşur, çok gülerim. Vakit buldukça yazarlığa kabul edilme sebebim olan yerli dizileri izlemeye çalışıyorum. Yabancı dizileri izledikçe yerli dizilerin geldiği noktaya üzülsem de bir gün eskisi gibi tadı ağızda kalan dizilerin televizyonlarda daha çok yer bulacağına inanıyorum.

Önceki Yazı

Ebru Şahin, Yasak Elma’nın Kadrosuna Katıldı

Sonraki Yazı

Zachary Quinto Yeni AMC Dizisinin Başrolü Oldu