La Foret l Sezon İncelemesi

Netflix’te tesadüfen gördüğüm bir fransız yapımı oldu La Foret. Aynı zamanda Fransa’nın France 3 ve Belçika’nın La Une kanallarında yayınlanıyor. Dizinin konusunu okuyup bölüm sayısının sadece altı olduğunu görünce izlememem için hiçbir sebep kalmadı. Yapım ormandaesrarengiz şekilde kaybolan genç bir kızın bulunma hikayesi anlatılıyor. Dizinin başrolleri daha önce izlemediğim Samuel Labarthe, Suzanne Clément, Alexia Barlie. Diğer oyuncular arasındaysa Frédéric Diefenthal, Patrick Ridremont, Martha Canga Antonio, Isis Guillaume isimleri yer alıyor. Yaratıcılığını Delinda Jacobs, yönetmenliğini Julius Berg üstlenmiş. Yapımcı kadrosunda ise Christophe Carmona, Serge de Poucques, Sylvain Goldberg, Nadia Khamlichi, Gilles Waterkeyn ve Adrian Politowski gibi isimler var.

Dizi, merak unsurunu ve gizemi çok güzel bir şekilde harmanlamış. Altı bölümü ne ara izleyip bitirdiğinizi anlamıyorsunuz bile. Sürükleyiciliğiyle sizi bir anda içine çekiyor, ormanda kendinizi genç kızın izini sürerken buluyorsunuz. Eğer bu tarz konulu dizilere aşinaysanız bilirsiniz olayın geçtiği yer küçük bir kasabadır ve aslında bu kasabada hiç kimse masum değildir. Diziyi izlerken katili hep en yakınlarda ararsınız çünkü işin içinde kaybolan bir kız varsa katil mutlaka kızımızın yakın çevresindendir ve asla tahmin edemeyeceğimiz birisidir. Dizinin başında bize verilen ipuçları ve gözümüze sokulan katil işte bu tarzında argümanların çoğu zaman içi boştur. Katil hiçbir zaman ilk bölümlerde gözümüze sokulan şüpheli değildir. La Foret bu bakımdan diğer örnekleri Twin Peaks’e, Broadchurch’a çok benziyor ve bu konuda sizi yanıltmıyor. Özellikle Broadchurch’a bir konuda o kadar çok benziyor ki buna sonra değineceğim.

La Foret’i detaylı anlatacak olursam; sabah okula üzgün ve panik bir halde gelen Jennifer derse girmeden bisikletiyle okuldan ayrılıyor. Çok geçmeden Jennifer’ın kaybolduğu haberini alıyoruz. Bu esnada öğrencilerinin durumlarıyla oldukça ilgilenen genç ve güzel öğretmenimiz Eve Mendel (Alexia Barlıer) ile tanışıyoruz. Eve öğrencisinin kaybolmasından son derece rahatsız ve onu bulmak için elinden geleni yaparken diğer öğrencilerinin ruh halleriyle de ilgilenmekten geri kalmıyor. Kasabada bulunan jandarma merkezine yeni atanan yüzbaşı Gaspard Decker, Jennifer’ı bulmak için her şeyi yapıyor ve bir gün sonra Jennifer’ın cesedine ulaşılıyor. Jennifer’in en yakın arkadaşları Océane ve Maya’nın da ortadan kaybolmasıyla işler daha başka bir boyuta ulaşıyor. Maya aynı zamanda jandarma görevlisi Virginie Musso’nun (Suzanne Clément) kızı. Jennifer’ın katiliyle kızların ortadan kaybolmasına neden olan kişinin aynı kişi olduğuna inanılarak aramalar sürdürülürken zanlının yıllar önce ortadan kaybolan Manoa adlı şahıs olduğu düşünülüyor. Ama çok geçmeden Manoa’nın masum olduğu anlaşılıyor. Hatta Manoa bildiği bazı şeyler yüzünden katil tarafından öldürülüyor. Yapılan araştırmalar neticesinde üç genç kızın bakireliklerini açık arttırmayla satışa çıkardıkları illegal bir siteye üye oldukları ortaya çıkıyor. Océane ve Maya’nın adamlarla görüşme yaptıkları yere baskın yapan jandarma Maya’yı orada bulamıyor. Maya’nın katil tarafından kaçırıldığını düşünen jandarma, öğretmenimiz Eve’nin de yardımıyla katilin kimliğini tespit ediyor ve Maya’yı kurtarmaya çalışıyor.

Katilin kimliği ve Maya’nın kurtulup kurtulmadığıyla ilgili spoiler vermek istemiyorum ama şunu diyebilirim; altı bölüm içinde bize anlatılan o kadar çok şey var ki yukarıda anlattıklarım hikayenin sadece kısa bir özeti. Eve’in de katille bir bağlantısı var mesela ama Eve kötü biri değil. Bu konuda da çok detaya girmek istemiyorum eğer izlerseniz zaten ne demek istediğimi anlayacaksınız sürprizi kaçmasın. Yukarıda bahsettiğim bu kasabada aslında kimse masum değil sözüm de kızların evden kaçmalarına sebep olan kişilerle ilgili. Bazen bir hata yapıyorsak bunun sebebi en yakınlarımız hatta ailelerimiz oluyor özellikle ergenlik zamanlarımızda. Maya’nın babası da jandarma eşi Virginie’yi Maya’nın en yakın arkadaşı Jennifer’la aldatıyor. Buna dayanamayan Maya evden kaçıyor. Broadchurch’a benzediği kısım tam olarak bu. Broadchurch’da dedektifin kocası da dedektifi genç bir kızla hatta kızının arkadaşıyla aldatıyordu.

Dizi gidişat, suçlular ve atmosfer açısından Broadchurch’a çok benziyor ama yine de sizi bir çırpıda bitirmeye, soluksuz izlemeye teşvik ediyor. İskandinav yapımlarının o soğuk, kasvetli atmosferi La Foret’de de var. Polisiye, gizem ve o kasvetli atmosfer çok güzel bir şekilde harmanlanmış. Ben diziyi çok sevdim ama maalesef ikinci sezonun olup olmayacağıyla ilgili bir bilgiye internette rastlamadım. Eğer sisli, kasvetli bir ormanda soluğunuzu tutarak katili aramak, polisiyeye doymak istiyorsanız La Foret tam size göre bir yapım.

Aynur Civit

Önceki Yazı

Braquo | İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum

Sonraki Yazı

New Amsterdam | Nasıl Yardımcı Olabilirim?