Chilling Adventures of Sabrina | Sezon İncelemesi

Archie Comics’in aynı isimli sekiz sayılık çizgi roman serisinden uyarlanan Chilling Adventures of Sabrina, 26 Ekim’de tüm bölümleriyle Netflix’te yerini almıştı. 1996-2003 yıllarında yayınlananan sitkomla büyüyen biri olarak Sabrina’nın, kedisi Salem’ın ve halalarının yer alacağı yeni bir macera beni heyecanlandırmıştı. Bu maceranın bir çizgi roman serisinden uyarlanacak olması, hatta ve hatta Netflix tarafından ekranlarımıza taşınacak olması heyecanımı daha da körükledi. Dizi planlanmaya başlandığında Riverdale gibi The CW’da yayınlanacaktı ama Netflix olaya el atınca ucuz atlatmış olduk.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki dizinin Sabrina: The Teenage Witch veya Riverdale ile bir alakası yok, tamamen kendisine ait bir hikayesi var ve başından itibaren bunu hissettiriyor zaten. Bu yüzden yazıda sadece Chilling Adventures of Sabrina’dan bahsedeceğim ama yer yer çizgi romanla karşılaştırma yapacağım. Çünkü çizgi roman ile dizi arasında farklı pek çok yön var. Dümdüz bir uyarlama diyemeyiz yani.

Dizi genel olarak yarı cadı yarı ölümlü olan Sabrina’nın, ayrık ama bazen kolayca birleşebilen iki yöndeki maceralarını konu alıyor. Bu iki yön de Sabrina için fazlasıyla çekici ve hangisine yöneleceğine bir türlü karar veremiyor. Bir tarafta babasından miras diyebileceğimiz olağanüstü yetenekleri, Gizli Sanatlar Akademesi; diğer tarafta sevgilisi, arkadaşları ve Baxter Lisesi. Tam bir cadı olabilmesi ve akademiye gidebilmesi için 16. yaşına bastığı gece yarısında İblis Kitabı’na adını yazması ve fani hayatını geride bırakması gerekiyor. Kafasında şüpheler uçuşan Sabrina tabii ki bunu yapmıyor ve başına büyük bir dert açıyor. Tıpkı babası gibi kuralları çiğneyip hayatını ikiye bölüyor ve her ikisini de yaşamaya çalışıyor. Asıl macera da tam burada başlıyor çünkü kendisi babası gibi Başrahip değil, sadece 16 yaşında bir genç ve karşısında adını İblis Kitabı’na yazması için elinden geleni yapacak başka bir cadı var: Mrs. Wardwell. Kendisine dizinin süper kötüsü diyebiliriz. Witching Hour adlı final bölümünde Mrs. Wardwell’in Madam Satan olduğunu öğreniyoruz ki o sahne onaylanan gelecek sezon için büyük önem taşıyacak. Çizgi romanda Madam Satan, Sabrina’nın babasının reddedilmiş sevgilisi olarak sunulmuştu ki bu çok klişeydi. Dizi kesinlikle daha iyi bir yol seçmiş.

Bu olaydan sonra Sabrina’nın iki hayatını da izliyoruz. Bunu başarılı bir şekilde dengelemeyi başarmışlar. Ayrıca iki hayatını doldurma konusunda da yan karakterlerle iyi iş çıkarılmış. Okuldaki arkadaşları Rosalind ve Susie eğlenceli karakterler. İkisinin hikayelerinin Sabrina dışında da ilerlediğine tanık oluyoruz. Bir yandan karakter gelişimleri de devam ediyor. Onların yaşadığı birkaç doğaüstü olay da hikayelerini izlenebilirden öte, ilginç kılmaya yetiyor. Ancak, koca bir ancak, sevgilisi Harvey benim için hayal kırıklığı. Karakter olarak hiçbir şekilde doldurulamayıp sadece Sabrina’nın arada sarılmaya gideceği birinden fazlası olamamış. Aralarındaki ilişki zaten çok bayıcı, ilgi çekici hiçbir yanı yok. Neyse ki maden hikayesiyle Harvey tarafını kurtarmışlar. Bu olmasaydı Harvey karakterinin dizinin bütününe vereceği zarar bir hayli büyürdü. Dizinin en önemli karakterleri halalar ve Ambrose ise takdir edilesi derecede iyi olmuş. Özellikle Zelda Hala her yönden çok başarılı bir karakter, ince ince işlendiğini ve bir şeylere hazırlandığını her bölüm daha iyi görüyoruz. Ambrose da dizinin genelinde izlemesi en zevkli karakterdi. İzleyiciyi eğlendirme konusunda Hilda Hala ile beraber neredeyse bütün rolü üstlenmiş ve çok başarılı bir iş çıkarmış. Hem Sabrina’ya her durumda yardım etmesi hem renkli kişiliği ile Chilling Adventures of Sabrina izleyicilerinin gönlünde taht kurmayı başardı bence.

Dizi Sabrina’yı merkezine alsa da arkaplanda işlenen konular oldukça önemli. Öncelikle sürekli bir çakışma var. Ölümlülerle cadıların meseleleri, yaşadıkları yerler. Bunun ötesindeyse, erkek baskınlığıyla kadın gücünün çakışması ve çatışmasını bolca görüyoruz. Kadınların güçlü konumda olmadığı Gece Kilisesi bu konudaki fikirlerini açıkça belirtiyor hatta ölümlülerin kadınlara bu kadar güç verilmesinin(yönetim gibi) yanlış olduğunu savunuyor. Sabrina’nın Gece Kilisesi’ne karşı tutumu sadece ölümlü hayatını geride bırakmak istememesinden değil biraz da kadınlığını ve kadın haklarını savunması için aslında. Sabrina’nın Baxter Lisesi’ndeki arkadaşı Susie de tamamen bu konuyla ilgili zaten. Erkeklerin kızlara karşı zorbalığı da bu alt metni destekler nitelikte.

Biraz da çizgi romanla karşılaştırma yapalım. Yorumları ve incelemeleri okuduğumda dizinin fazla vahşet içerdiğini yazanları gördüm. Sabrina’nın Agatha’nın boğazını kesmesi, Zelda’nın Hilda’yı defalarca öldürmesi, Ambrose’un rüyasında kendisine otopsi yapması, Gece Kilisesi’ndeki kraliçe ayini… Ama tam tersine ben daha fazlasını bekliyordum ve görmeyi de isterdim. Çizgi romanda bütün olaylar daha çok vahşet ve şiddet ağırlıklı, hatta insanlar bile. En tatlı ve masum görünen karakterler bile kötülük ve acımasızlıkla dolu.

Diziyle çizgi romanın buluşmadığı diğer nokta ise Edward Spellman’ın olmaması. Bence bu karar çok yanlış olmuş çünkü çizgi romanda Edward ile ilgili çok önemli olaylar var. Madam Satan’ı reddetmesi ve intihara sürüklemesi, Sabrina’nın annesini büyüyle delirtmesi… Ayrıca kendisi çok havalı ve ağır bir karakter ve diziye de apayrı bir hava katacağından şüphem yoktu. Ama bunların da öncesinde asıl sorun Edward’ın yokluğu değil, dizide çok farklı tanıtılması. Aslında Gece Kilisesi için her şeyi yapabilecek kötü bir karakterken dizide “kusursuz ölü baba” olarak gösterilmiş. Zelda ve Hilda bile aslında böyle bir şey hiç yokmuş gibi hatta Edward’ı iyilik meleğiymiş(ya da iyilik şeytanı mı?) gibi tanıtıyorlar. Yani Sabrina, babasının gerçekte nasıl biri olduğunu bilmiyor. Bunu gelecek sezona sakladıklarını umut ediyorum.

Dizinin atmosferine, sahne dizaynlarına ve çekimlere de değinmezsem olmaz. Korku niteliği taşıyan bir dizinin atmosferinden ne bekleniyorsa tam onu vermiş Chilling Adventures of Sabrina. Müzikler, sisli ve karanlık mekan tasarımları, karakterlerin giyimleri hatta sesleri dizinin teması için neredeyse kusursuz olmuş. Ayrıntılı incelendiğinde sahnelerin bol bol satanik öğelerle doldurulmuş olduğunu görebiliyoruz. Ama her sahneye o bulanık efekti eklemeniz şart mıydı?

Salem’dan ne haber? Salem tabii ki Sabrina için çok önemli. Çoğu zaman yardımcısı ve kurtarıcısı oluyor. Dizinin başlarında Sabrina’nın talebine cevap verip onun koruyucu büyülü hayvanı oluyor. Önceki versiyonlarının aksine bir kez hariç konuştuğu olmuyor, daha çok telepatik yollarla anlaşıyor Sabrina’yla. Onun işlenişi çok başarılı değil ama kötü de diyemeyiz.

Genel olarak bir değerlendirme yapacak olursam dizi başarılı olmuş. “Dreams in a Witch House” isimli 5. bölüm haricinde her bölüm çabucak başladı bitti, sürükleyicilik konusunda hiçbir sıkıntısı yok yani. Olayların gideceği yol ilk bölümden çizilmiş ve son bölüme kadar, yine 5. bölüm hariç, bu yoldan sapılmamış. Sabrina İblis Kitabı’na adını yazmamaya karar verdiği andan itibaren o son sahneye hazırlıyordu dizi bizi: onun imza özelliklerinden biri olan saçlarına ve Garip Kardeşler’le birlik olmasına…

Salih Çiftçi

Çizgi roman, dizi, basketbol, oyun.

Önceki Yazı

Tell Me A Story’den resmi tanıtım yayınlandı

Sonraki Yazı

Homecoming | İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum