Elité | 1. Sezon İnceleme | Soruyorum

Netflix‘in yeni İspanyol yapımı Elité‘ı izleyip Hamza‘yla ilk sezonu incelemek için sözleştik ve konuştuk. Yazıyı yazdıktan iki gün sonra yazar arkadaşım Hamza’nın derslerinin yoğunluğundan dolayı aramızdan ayrıldığı öğrendim ve anlamsızca kendimi kötü hissettim ve dondum kaldım. Söyleyecek hiçbir sözüm kalmamıştı. Bu güzel birdizihaber ailesine aynı dönemde dahil olduğumuzdan dolayı aramızdaki arkadaşlık çok iyiydi. Yıl sonu yazıları olsun, Sense8 incelemeleri olsun bir ortaklık söz konusuydu. Sürekli nazımı çekiyordu ve yoğunluktan dolayı bir türlü yazamıyorduk ama yazıları yazarken çok eğleniyorduk. İşte bu inceleme yazımız Hamza’yla son ortaklığımız oldu. Kendisi eskiden olduğu gibi sıkı takipçimiz olmaya devam edecek. İlk sezonu bitirmeyenler için spoiler barındırdığını söyleyerek başlıyoruz.

 

Hamza: Öncelikle merhaba Batuhan, yeni bir Netflix dizisi olan Elité‘le ilgili soru-yorum yapacağız seninle ama öncelikle merak ettiğim bir şey var, onu sormak istiyorum. Elité‘i neden izlemeye başladın, yani seni diziyi izlemeye iten sebepler nelerdi?

Batuhan: Aslında çok ani oldu. Dizi konusu falan açıklandığında Bora‘nın Pis Yedili benzetmesi olmuştu, sonrasında fragman ve görsellerden daha karanlık bir yapım olacağının sinyallerini aldım ve acayip şekilde merak etmiştim. Yayınlandığı günse Ankara’ya yazar ekibimizden Ozan‘la buluşmaya gidiyordum sağ olsun iki gün boyunca beni evinde krallar gibi misafir etti. Tabii konumuz o değil şimdi, yol boyunca vaktim bol diyerek izlemeye başladım ve aşırı derecede sardı beni. Bir solukta bitirdim diyebilirim.

Hamza: Ben de tamamen tesadüfi bir şekilde keşfettim diziyi aslında, Instagram ana sayfama dizinin fragmanı reklam olarak geldi ve fragman bende merak uyandırdı. İlk bölümünü izleyeyim dedim, sonra bir baktım diziyi bitirmişim. Ayrıca Bora’nın Pis Yedili benzetmesini duymamıştım ama aynı şekilde diziyi arkadaşlarıma açıklarken “İspanyol Pis Yedili’si” demiştim. Olaya bir cinayetin dahil olması her ne kadar diziyi Pis Yedili‘den ayırsa da genel anlamda çok benzediklerini düşünüyorum. Peki izlerken cinayeti kimin işlediğine dair tahminlerin ne yöndeydi?

Batuhan: İşte o çok kafa karıştırıcıydı. Çoğunluk gibi katilin Nano ve Samuel olarak hissetmiş olsam da sonuç beklediğim gibi olmadı. Sonuçta Marina, Nano‘dan hamileydi ve Samuel‘i bir nevi aldatmıştı, o yüzden iki kardeş şüpheli listemin zirvesinde yarıştılar.

Hamza: Ben aslında izlerken başlarda Guzmán‘ın katil olabileceğini düşünmüştüm ilk iki bölüm kadar. Ama daha sonra tam bir Sherlock edasıyla olaya farklı bir açından yaklaştım ve “katil olan kişi bu kadar göz önünde olan karakterlerden değildir mutlaka” diyerek hikayedeki yardımcı karakterleri analiz etmiştim. Beşinci bölümün sonuna doğru da katilin kim olabileceğine dair tahminim oluşmuştu ki nitekim katil de o çıkmıştı. Ben, Nano ya da Samuel‘den hiç şüphelenmemiştim. Peki tahminlerini göz önünde bulundurursak, katilin kim olduğunu öğrendiğinde şaşırdın mı?

Batuhan: Aslında dediğin gibi bölümler ilerledikçe fikir ayrılıkları yaşamadım değil ama ters köşe yapacaklarını da içten içe biliyordum. Karakter kurgusunu o kadar iyi yapmışlar ki katili öğrenince kaçınılmaz olarak şaşırdım.

Hamza: Dediğim gibi ben beklediğim için çok da şaşırmadım. Karakter kurgularının her karakter için mükemmel olduğunu söyleyemem ben belki de ama diziyi izlemesini keyifli kıldıkları kesindi ve oyunculuklar da gerçekten çok iyiydi bana göre. Peki en çok sevdiğin, en çok içselleştirebildiğin ve kararlarını mantıklı bulduğun karakterler hangileriydi?

Batuhan: Açıkçası ben her karakterin ilk bölüm ve son bölüm arasında ciddi yol kat ettiklerini düşünüyorum. Özellikle Carla‘nın… Polo‘nun, Marina‘yı öldürdüğü ortaya çıktıktan sonra ilk bölümlerdeki çıtı pıtı kız gitmişti. Polo‘ya cinayeti azmettirmeye çalışmasındaki soğukkanlılık Christian‘ı olduğu gibi beni de ürpertti. Onun dışında en sevdiğim karakter Ander. Ailesinin zoruyla tenisi bırakamayan ve eşcinsel olmasıyla kendime yakın hissettiğim biri oldu. Aynı şekilde müslüman olan ve katı aile kurallarıyla baş etmeye çalışan Omar ve Nadia da sevdiğim diğer karakterlerden oldu. Marina‘nın kararsızlığı beni yer yer sinirlendirse de Maria Pedraza kesinlikle çok iyi bir performans sergiledi. Ander ve Omar‘ın gizlenmesinden Ander‘in ailesinin durumunu öğrenmesine kadar geçen süreç beni oldukça germişti ve Ander‘in ailesine isyan bayrağı çekmesi beni umutlandırdı. Seni bilmem ama ben Guzmán ve Lu‘dan nefret ettim. Sen onlar hakkında ne düşünüyorsun?

Hamza: Lu’yu benim de çok sevdiğim söylenemez ama Guzmán için aynı şeyi söyleyemem. Bence karakter gelişimi iyi yönde olan tek kişiydi sanırım. İlk başlardaki o ırkçı ve kötü tavrından arınmıştı neredeyse sezon ortalarında ve bunu doğrudan izleyiciye hissettirebiliyordu. Ayrıca ailesini korumaya yönelik takındığı tutum olarak da kendime çok yakın gördüğüm bir karakterdi. Dizide herhalde en çok Marina‘yı sevmedim ben. Tavırları ve davranışları bana çok itici geliyordu ve attığı her adımda kendisini daha da kötü durumlara götürecek tercihleri beni sinirlendiriyordu. Bu arada Nadia ve Omar karakterlerini sevdim ben de ancak o karakterlerin dizide yer almasının sebebini Netflix‘in, bir bir islam ülkelerinde yayın yapmaya başlamasından dolayı stratejik bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum. İyi bir pazarlama yöntemi olarak görünüyor bence ama dizide müslümanlığı tam olarak doğru yansıttıklarına da inanmıyorum açıkçası. Tabii bu kişiden kişiye değişebilecek bir bakış açısı. Neyse çok derinlere inmeden bir şeyler daha sorayım sana. Aklında kalan en komik ve üzücü an neydi sana göre dizide?

Batuhan: Hıımm bu zor bir soru yahu… En komik an sanırım Martin‘in Lu‘nun tehditlerine boyun eğmediğinde Lu‘nun aldığı yüz ifadesi… Unutulması zordu benim için. Üzücü ana gelecek olursam Polo‘nun Marina‘yı öldürdükten sonra ki çaresizliği ve Omar ile Ander‘in ayrıldıkları sahne diyebilirim.

Hamza: Benim için de Christian‘ın, Martin’in dersinde kendini İngilizce tanıtmaya çalıştığı an çok komikti. En çok da Samuel‘in, Nano ve Marina‘yı öğrendiği zaman üzülmüştüm. Peki bu yazıyı okuyanlar Elite’i neden izlemeliler sana göre?

Batuhan: Gençlik yapımlarına ilgi duyanlar göz atmalı, diğer yandan gizemli olayları ve cinayet soruşturması sevenlerinde hoşuna gideceğini düşünüyorum. Bunlar dışında hemen hemen her kesime bir şekilde hitap eden yönleri yok değil dizinin. O yüzden sitemizi takip eden ve Netflix üyeliği bulunan herkes göz atmalı derim ben. Sen ne dersin?

Hamza: Hikayesini, kurgusunu, hitap ettiği yaş grubu gibi şeyleri bir kenara bırakacak olursak bence Elité herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir dizi ve o yüzden herkesin diziye göz atabileceğini düşünüyorum.

Batuhan: İkinci sezon onayını da aldığına göre önümüzdeki sezon bizi neler bekliyor olacak?

Hamza: Bence şimdilik fikir yürütmek biraz zor. Çünkü neredeyse bütün karakterler çok farklı yollara girdiler. Bizi neler bekliyor söyleyemem belki ama umarım 13 Reasons Why gibi olmaz dizinin ikinci sezonu.  Senin var mı herhangi bir öngörün?

Batuhan: Açıkçası 13 Reason Why‘ın ikinci sezonunu izlemedim ama katilin ortaya çıkıp çıkmaması üzerine olur diye düşünüyorum. Çünkü Polo yerine Nano‘yu tutukladılar, bu süreç Christian açısından sancılı geçebilir, sonuçta en iyi arkadaşı Nano.

Hamza: Doğru söylüyorsun, bu süreç onun için biraz sıkıntılı olabilir ancak bunu ikinci sezon yayınlanmadan da öğrenemeyeceğiz sanırım. Evet Batuhan, sohbetimizin sonuna geldik. Öncelikle teşekkür ederim, benimle bu sohbeti gerçekleştirdiğin için. Senin söylemek istediğin herhangi bir şey var mı peki son olarak?

Batuhan: Sense8‘ten sonra yeniden seninle böyle bir yazı yazmak bana iyi geldi. Elité içinse ikinci sezonu beklemekten başka çaremiz yok. Onun dışında bu güzel sohbet için ben de sana çok teşekkür ederim.

Hamza: Benim için de güzel oldu tekrardan birlikte yazmak, tekrardan ben teşekkür ederim sana.

 

batuhan tozkoparan

Önceki Yazı

Netflix’in İlk Türk Dizisi The Protector’dan Yeni Bir Fragman Yayınlandı

Sonraki Yazı

Nightflayers’dan bugüne kadar yayımlanan tüm tanıtımlar