The Rookie | İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum

Ne yazsam diye düşünürken, olumlu eleştiriler alan hatta bir suç dramasına göre hiç de fena sayılmayacak bir IMDb puanına sahip olan The Rookie gözüme çarptı. İlk olarak yaz aylarında hakkında haberlere karşılaştığım, ABC‘nin bu yeni dizisi o zamanlar konusuyla pek ilgimi çekmemişti ama açık konuşmak gerekirse şu aralar tanıtmayı istediğim bir dizi bulamadığım için biraz mecburiyetten ilk bölümü izledim. Ne mi oldu? Hiç istemediğim halde hatta kendime kızarak takip listeme yeni bir dizi daha eklemiş oldum. Neden diye merak edenlere anlatayım;

Kimler Oynuyor

The Rookie’nin geniş ve kaliteli kadrosu iyi bir yabancı dizi izleyicisi için göze çarpan ilk özellik. Çünkü dizideki yardımcı oyuncular ilgiyle takip edilen birçok dizide yer alıyor.  Bu konuda, başroldeki Nathan Fillon hakkında ayrı bir parantez açmaya gerek bile duymuyorum.

Dizideki karakterlerden, fazla detaya inmeden bahsedecek olursam; tehlikeli bir deneyim yaşadıktan sonra işlerin hiç de yolunda gitmediği hayatını çok keskin bir şekilde döndürmeye çalışan, Los Angeles Polis Departmanın en yaşlı çaylağı polis memuru John Nolan (Nathan Fillon), Polis şefi olma yolunda büyük çaba sarf eden, Nolan’ın eğitim görevlisi polis memuru Talia Bishop (Afton Williamson), aşırının bile sıfat olarak yeterli olmayacağı otoriter  bir eğitim görevlisinin eline düşen ikinci çaylak polis memuru Lucy Chen (Melissa O’Neil), Lucy’nin çok sert olan eğitmeni polis memuru Tim Bradford (Eric Winter), akademide çok başarılı olmuş, istekli bir çaylak polis memuru aynı zamanda Los Angeles Polis Departmanının İçişleri komutanının oğlu olan Jakson West (Titus Makin), her yönüyle tam bir eğitmen olan West’in eğitim görevlisi polis memuru Angela Lopez (Alyssa Diaz), yaşlı bir çaylak olduğu için Nolan’dan hiç hazzetmeyen ve ona zor günler yaşatacağı şimdiden belli olan çavuş Wade Grey (Richard T. Jones), Nolan’ın kendinden emin görünen ve onun arkasında duran tek isim olan (şimdilik nedeni bilinmiyor) başkomiseri Zoe Andersen (Mercedes Mason).

Ana kadro bu isimlerden oluşuyor ama karakterlerin ailelerini de düşünürsek kadronun daha da genişleyecek olması muhtemel. Dizinin senarist koltuğunda Alexi Hawley bulunuyor.

Konusu Neymiş

“… ama açıkçası hiç yaşadım mı ki? Yani hayatta hep bir şeyler geldi başıma.  Bir kızla tanıştım, aşık oldum.  Hamile kaldı ben de üniversiteyi bırakıp iş buldum. Ama neler olabileceğini hiç düşünmedim hiç kendimi bir şey olmaya adamadım. Bu banka soygunu başıma gelen en heyecanlı şey oldu uzun zamandır. Üzücü bir şey mi bu? Çünkü kulağa üzücü geliyor.”

Bu cümlelerden de anlaşılacağı üzere John Nolan hayattan istediğini almaktan çok uzak olan biridir. Daha spesifik konuşmak gerekirse işinde mutlu olmayan, boşanmış ve üniversiteye giden bir oğlu olan 40 yaşında bir babadır. Boşanma davasının sonuçlandığı gün içinde bulunduğu bankada bir soygun girişimi olur. Nolan üstün cesaretiyle, soygun sırasında polis memurlarına yardım ettikten sonra hayatında geri dönülemez bir karar alır. Akademi’de gördüğü eğitimden, yaşına rağmen başarıyla çıkar ve  Los Angeles Polis Departmanında polis memuru olarak yeni bir kariyere doğru yelken açar. Birimin gördüğü en yaşlı çaylak olarak John, işinin tehlikeli, öngörülemeyen doğası ve zorluklarına rağmen yeni kariyerinde başarılı olmaya kararlıdır. Ama işinin tüm bu sıkıntılarının yanında, onun yaşındaki bir çaylağın kötü örnek olacağını ve mesleğe zarar vereceğini düşünen çavuşu da hayatını cehenneme çevirmeye kararlıdır.

Ne Umdum Ne Buldum

Yazının başında bahsettiğim gibi The Rookie’yi izleme konusunda pek de istekli değildim. Gerek hakkında yapılan haberler gerek konusu yüzünden sıradan bir dram ve polisiyeyle karşılaşacağımı düşünüyordum. Fakat uzun zamandır bir dizi konusunda ön yargıda bulunurken bu kadar yanıldığımı hatırlamıyorum.

Oldukça hızlı bir şekilde konuya giriş yapılan ilk dört dakikadan sonra, gelişen olaylar çok iyi bir derinlikle sunuluyor. Dizideki çekimler çok başarılı, oyunculuklar kalite kokuyor, komedi yerinde, dram muazzam hatta az da olsa heyecan verici aksiyon bile var. Dizinin kadrosu bana göre şimdiki haliyle bile yeterli ama özellikle karakterlerin ailelerini tanıdıkça daha da genişleyeceğini düşünüyorum. Son olarak dikkatimi çeken bir konu da, dizideki tüm karakterlerin en basit konularda bile gösterdikleri tepkiler geçmişleriyle çok ilgili. Bu nedenle  konunun sadece Los Angeles Polis Departmanıyla sınırlı kalmayacağını düşünüyorum.

Sosyal Medya Bu Dizi İçin Ne Diyor

The Rookie, henüz kimselerin dikkatin çekmemiş. Hakkında yapılmış bir yoruma rastlamadım. Altyazısının bile çevrilmediği bir dizi ama bunun uzun süre böyle kalacağını düşünmüyorum.

Kimler Bunu İzlemeli

Bence tüm yabancı dizi sevenler, hiç beklemediği bir anda sürprizlerle karşılaşmaktan hoşlandığı için vakti olanların endişe duymadan diziye başlamalarını tavsiye ederim. Daha açıklayıcı olmam gerekirse, gülümsemeye başlamışken aniden kendinizi heyecanlı bir koşuşturmanın içinde bulma, sonrasında esaslı bir tokat yemiş gibi şok yaratan yoğun bir dramla karşılaşma ve tıpkı ana karakter gibi göreceklerinizden ümitli olma The Rookie’nin daha ilk bölümden hissettirdikleri. The Rookie için benzer bir yapım gösteremeyeceğim ama içinde doğaüstü olayları barındırmayan bir Lucifer tadı aldığımı söyleyebilirim. Ayrıca yabancı dizi sevenlerin dışında hayatında yön değiştirmek için geç kaldığını düşünenlerin de The Rookie’yi mutlaka görmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ben Beğendim Çünkü

Bir önceki kısımda bahsettiğim, çok beğendiğim duygu değişimleri yanında oyuncu performanslarına da hayran kaldım. Karakterleri ilk bölümden o kadar iyi yansıtmışlar ki hepsine sempati duymamak elde değil. Her karakterin bu kadar başarılı olmasında kuşkusuz oyuncu seçimlerinin de çok doğru yapıldığı düşünülebilir. The Rookie’yi takip edecek olmamdaki en büyük neden ise dizinin belirli sınırlar içinde kalmayacağının yani sıradanlıktan uzak duracağının işaretlerini ilk bölümden vermesi.

Utku Ertem

Önceki Yazı

Outlander 4. sezondan tanıtım ve görseller yayınlandı

Sonraki Yazı

FBI | Federalin Harman Olduğu Yer