Baby | Kötü yola düşmenin en sıkıcı hali | 1. sezon inceleme

Netflix’in birçok ülkenin kendi dilinde çekilen orijinal yapımlarının bir bir sahneye çıktığı dönemde İtalyan yapımı Baby de seyircisiyle buluştu. Altı bölümden oluşan ilk sezonda Andrea De Sica ve Anna Negri yönetmenlik görevini üstlenirken yedi kişiden oluşan yazar ekibinin başında Isabella Aguilar ve Gıacomo Durzi yer aldı. Dizinin genç oyunculardan oluşan ana kadrosunda Benedetta Porcaroli (Ciara), Alice Pagani (Ludovica), Riccardo Mandolini (Damiano), Chabeli Sastre (Camilla), Brando Pacitto (Fabio), Lorenzo Zurzolo (Niccolò), Tommaso Ragno (Fedelli) yer alıyor.

Daha önce İtalyan yapımı bir dizi ya da kadrodaki oyunculardan birini izlemediğimi baştan söyleyeyim. Bu yazıyı bir bilirkişi ya da bu işin duayeni gibi yazmadığımı bilin istiyorum. Çünkü bence altı bölüm boyunca akmayan bir iş var karşımızda. Hatta şimdiye kadar izlediğim en sıkıcı dizileri sıralayacak olsam şu an Baby’den daha sıkıcı bir dizi izlemediğimi söyleyebilirim. O kadar yavaş, anlatımı kötü, hikaye kurgusu sıradan bir dizi olmuş. Öyle ki diziyi izlerken Netflix’in bir diziye onay vermek için ne gibi kriterler aradığını sorguladım.

Daha önce Safe’te de böyle düşünceler geçmişti aklımdan ve en azından Michael C. Hall hatırına izleneceğini düşündüklerini tahmin etmiştim. Fakat Baby’de böyle bir durum da yok. Altı bölüm boyunca yatağıma kıvrılıp bir yerde bir şey olacak ve şok olacağız düşüncesiyle izledim diziyi. Bittiğindeyse düşündüğüm tek şey İtalya’nın lanetli bir ülke olduğuydu. Çünkü mutlu olan bir tane karakter göremedim.

Karakterler üzerinden hikayeyi anlatmak daha mantıklı olacak. Çünkü senaryo ekibi karakterleri birbirine bağlamakta epey zorlanmış. Öncelikle Ciara’dan bahsedeyim size. Ciara’nın anne-babası bilmediğimiz bir zaman diliminde boşanmalarına rağmen biricik kızları mutsuz olmasın diye aynı evde yaşamaya devam ediyorlar. Fakat her ikisi de aslında Ciara’nın mutsuzluğunun farkında değil. Babası sevgilisiyle gününü gün ederken annesi kendisini internet oyunlarına vermiş. Sorsan ikisi de çok ilgili ebeveynler. Ciara atletizmle ilgilenen başarılı bir öğrenci ve tek hayali en yakın arkadaşı Camilla’yla Amerika’da eğitim görmek. Kızının tek başına Amerika’da yapamayacağını düşünen annesi bu fikre tamamen karşıyken babası ‘bakarız’ kafasında. Bu arada Ciara Camilla’nın erkek kardeşi Niccolò’yla yatıyor ve bundan Camilla’nın ve Niccolò’nun sevgilisinin haberi yok.

Ludovica’ya gelecek olursak kendisi okulda sevilmeyen bir genç kız. Çünkü kolejde okuyan diğer öğrenciler gibi zengin değil ve eski erkek arkadaşı birlikte çektikleri özel anlarını okulda herkese izletmiş. Eh, haliyle neredeyse bütün okul kendi yatıklarını bir kenara koyup Ludovica’yı kafaya takmış. Ludovica bu duruma çok üzülse de kimseye bu tarafını göstermemeyi yeğliyor. Onun da anne-babası boşanmış kızımız annesiyle yaşıyor. Annesi eline geçen tüm parayı sevgilisine yedirmekten çekinmezken aslında zengin olan babasıysa Ludovica’nın okul masraflarını ödemek için nikahına katılması şartı koşacak kadar karaktersiz biri. O yaşlarda boşluğa düşen birçok genç gibi Ludovica da alkol olayını abartmış durumda.

Son ana karakterimiz Damiano annesi ölünce büyükelçi olan babasının yanına taşınmış bir uyuşturucu satıcısı. Babasının umurunda bile olmayan Damiano’ya aynı zamanda okulunda öğretmenlik yapan üvey annesi Monica elinden geldiği kadar destek olmaya çalışıyor. Fakat yazıdan kafanızı kaldırıp karşınızda duran duvara bakarsanız Damiano’yu görebilirsiniz. Ergenliği sert geçen arkadaşımız o duvarın şekil verilmiş hali gibi. Böyle bir dağa taşa isyan halleri falan. Evlat olsa eldivenle sevilir sözünün çıkış noktası Damiano.

Yeteri kadar sıkılmadıysanız diğer karakterlerden de kısaca bahsedeceğim. Mesela Camilla dünya kendisinin etrafında dönsün isteyen bir kontrol manyağı. Ciara’nın kardeşiyle birlikte olduğunu öğrenince sanki erkek arkadaşıyla yatmış gibi tepkiler verip konuyu nasıl olur da bu durum kendisinden saklanır durumuna indirgeyecek kadar sinir bozucu. Fabio müdürün oğlu olmakla birlikte gay olduğunu herkesten saklamaya çalışıp gay arkadaşlık sitesinde kendi adıyla hesap açabilen iyi kalpli ama saf bir genç. Niccolò bir tabak salata yapmaktan aciz olup iki kızı aynı anda nasıl idare ettiğini çözemediğim ayrı bir dünya.

BABY

Ludovica, Ciara’yı bedava içki ve eğlence için tanıdığı birinin mekanına götürüyor ve mekanın sahibi Saverio ve yardımcısı Fedelli bu iki kızı gözüne kestiriyor. Fedelli Ludovica’ya yaklaşıyor ve aralarında bir ilişki başlıyor. Fakat Saverio kızı eskort yapmak niyetinde ve Fedelli de buna karşı koyamıyor. Annesi okul harcını sevgilisine yedirince Ludovica bu teklifi kabul ediyor. Çünkü o okulda okumaya devam etmek istiyor. Sonra işin içine hayatına heyecan katmak isteyen Ciara da giriyor ve o da bir adamla buluşmaya gidiyor. Bu arada Ciara Niccolò’dan ayrılıyor. Çünkü aklı yeni çocuk Damiano’da. Aklı Damiano’da olan bir diğer kişiyse Camilla. Damiano’nun aklıysa Fabio’da. Şaka şaka! O her iki kıza da yeşil ışık yakıyor.

Sonra Saverio ve Fedelli kızları özel bir eğlenceye davet ediyorlar. Amaç kızları piyasaya duyurmak. Ancak partiye davetli olan bir diğer isim de Damiano. Çünkü Fedelli Damiano’yu kolejde uyuşturucu satmak için kullanmanın peşinde. Damiano’nun eğlence mekanına geldiğini gören Ciara ondan kaçmak için Ludovica’dan yardım istiyor. Ludovica sarhoş taklidi yaparak dışarı çıkmak istediğini söyleyince onunla birlikte Saverio, Fedelli ve Damiano da dışarı çıkıyorlar. Damiano aracı kullanırken Saverio Ludovica’ya tecavüz girişiminde bulununca genç arkadaş  çareyi arabayı duvara toslamakta buluyor. Müthiş plan.

Damiano’nun Ciara’nın da orada olduğundan haberi olmuyor. Kızlar Saverio’nun telefonundaki görüntüleri silmek için uğraşıyorlar falan. Böyle ‘meh’ bir yere bağlanıyor konu. Ha unutmadan, Fabio cinsel tercihini babasına açıklıyor, Niccolò da büyükelçinin karısıyla esrarlı bir birliktelik yaşıyor. Dizi bu kadar.

Sanki Netflix İtalya’ya haber salmış onlara dizi yapacağına dair. Bir yapımcı da Netflix’teki 13 Reasons Why ve Elite’i izleyip buna benzer bir şeyler ortaya koymuş. Kimse de çıkıp “Yahu kardeşim, bu dizinin hikayesi de anlatımı da oyuncuları da beş para etmez” dememiş. Netflix’in bu işlere bakan yetkilileri de o sırada The Protector’ün ilk sezonunu izlerken bu diziyi gözden kaçırmış ve yayınlanmasına izin verilmiş gibi.

Eğer İtalya’nın her yapımı bu kadar sakinse insanının fevri olmasına şaşmamak gerek. Televizyonda izlediği karakterlere nefretini kusamayan halk ne yapsın? Camillacığım umarım Amerika’ya giderken uçağın düşer ve o kadar insanın içinde bir tek sen ölürsün. Yoksa Amerikalı yetkililer iticiliğin nedeniyle seni havaalanından memleketine geri gönderip İtalyan hükümetine de nota verirler, üzülürsün bebeğim.

Bora Yıldırım

1986 yılında İstanbul'da doğdum. 2008 yılından beri Bodrum'da yaşıyorum. Gezmeyi ve kitap okumayı severim. Çok konuşur, çok gülerim. Vakit buldukça yazarlığa kabul edilme sebebim olan yerli dizileri izlemeye çalışıyorum. Yabancı dizileri izledikçe yerli dizilerin geldiği noktaya üzülsem de bir gün eskisi gibi tadı ağızda kalan dizilerin televizyonlarda daha çok yer bulacağına inanıyorum.

Önceki Yazı

Dizi mi Podyum mu? | Bir Söylem Olarak Kostüm

Sonraki Yazı

Titans 11 Ocak’ta Netflix’te başlıyor