Eski Düşman Yeni Dost | Vikings 5. Sezon 11. Bölüm

24 Ocak’ta yayınlanan 10. bölümüyle bu sezonun ilk kısmını tamamlayan Vikings, 11. bölümü The Revelation’la 28 Kasım’da ekranlara geldi. Sizi bilmem ama ilk kısım bende büyük hayal kırıklığı yarattığından bu bölümü izlemek için pek de heyecanlı değildim. Peki 11. bölüm bana bu sezonun ikinci kısmında daha iyi bir Vikings vadetti mi? Eski dosttan düşman olmaz derler, ya eski düşmandan dost olur mu? Hadi gelin, cevapları ikinci kısmın ilk bölümü ışığında karakterler üzerinden yaptığım incelemede arayalım.

Ivar

-Kattegat halkı! Ben Kemiksiz Ivar! Ragnar Lothbrok’un oğluyum! Yeni kralınızı selamlayın!

Lagertha’yı mağlup etmeyi başaran Ivar, Kattegat’a girişinde adeta krallığını ilan etti. Fakat görkemli bir zafer kazanmasına rağmen henüz dolu dolu bir mutluluk hissedemiyordu. Çünkü annesinin katili Lagertha, kardeşleri Bjorn ve Ubbe’yle birlikte savaştan kaçarak kurtulmuştu. “Günlerime ve gecelerime musallat olan kadın” diyordu Ivar, Lagertha için. Nasıl mutlu olabilirdi ki bu gerçek karşısında? Ama Ivar’ın krallığının ilk günlerinde öğrenmesi gereken bir başka acı gerçek daha vardı. Eğer sizden daha güçlü birinden yardım istiyorsanız bunun mutlaka ağır bir bedeli olacaktır. Rollo, yardımı karşılığında istekleri sıraladığında Ivar’ın yüzü görülmeye değerdi. Lagertha’yı elinden kaçırmanın üzüntüsüyle boğuşan Ivar, zamanında kölelikten azat ettiği bir güzelle yakınlaşarak, aleyhine giden hayatını az da olsa değiştirmiş görünüyor.

Floki

-Tapınağımız yakıldı. Eyvind’in oğlu Bul katledildi. Ketill’in oğlu Thorgrim de öyle. Belli ki eski yöntemlere geri döndük. Belki de son kez değişemeyeceğimizi kanıtladık. Biz neysek oyuz. Ama bu vahşi intikam ve ölüm çemberini durdurmalıyız. yoksa genç ve kırılgan topluluğumuzun yok olacağı kesin. Tanrıların lütfunu kazanmak için bedenimi ve kanımı feda etmeye gönüllüyüm. Ama bu tek başıma verebileceğim bir karar değil. Teklifimi kabul edip etmeyeceğinize hep birlikte karar vermelisiniz.

Vikings’in en sevilen karakterlerinden biri olan Floki’nin bu sezonun ilk kısmında kendisiyle beraber yürümeye ikna ettiği Vikingler’le yeni bir toplum oluşturma çabasını izlemiştik. Bu çabanın getirdiği hayal kırıklığı onu, kendini kurban etmenin eşiğine kadar getirdi. Hayat mücadelesini kanla götüren bir topluma sağ duyu aşılamaya çalışmak boşa kürek çekmekti belki ama Floki inadından vazgeçmiyordu. Daha iyi bir hayat mümkündü. Zaten oylamadan sürpriz bir şekilde kurban edilmemesi yönünde bir karar çıkması da aslında bunu kanıtlıyordu.

Lagertha

-Sonumun böyle olmasını kabul etmiyorum. Ivar tarafından yakalanmak, aşağılanmak ve öldürülmek. Hayır! Ben bundan daha değerliyim.

Vikings’de Ragnar Lothbrook’tan sonra en sevilen karakter olduğunu düşündüğüm Lagertha, sanki senaristler tarafından kötü gösterilmeye çalışılıyor. Gerek geçtiğimiz on bölümdeki anlamlandıramadığım davranışları gerek bu bölümde, çok kısa sürede beyazlayan saçlarıyla savaşı kaybettikten sonra kaçması ve Rollo’nun geçmişe yönelik hayli iğrenç iddiaları. Sanırım Katheryn Winnick senaristlerle ciddi anlamda sıkıntı yaşıyor. Yabancı dizi tarihinin en güçlü kadınlarından birini, aşk entrikalarına boğarak basitleştirmeye çalışan senaristleri en hafif tabirle kınıyorum.

Rollo

Rollo, Ivar’a yardım etmek için Kattegat’a gelirken düşmanın Lagertha olduğunu bilmediğini sanıyordum. Ya da en azından taraf değiştireceğini düşünmüştüm. Ama Rollo’nun bu kadar çıkarcı olduğuna inanmak istememiştim. Neden böyle düşündüm acaba? Kardeşini öldürmeye çalışan ve onun karısına göz koyacak kadar alçalan birinden böyle vefalı bir davranışı nasıl bekledim doğrusu ben de inanamıyorum. Her şey yetmezmiş gibi bir de Bjorn’un kendi çocuğu olduğunu iddia etmesi beni iyice çileden çıkardı.

Rollo’nun Ivar’dan istekleriyse beni hem güldürdü hem de şaşırttı. Rollo ne yapmaya çalışıyordu acaba? Ivar, bu istekleri duyunca neredeyse onun geldiğine pişman olduğunu söyleyecekti. “Bana yıllık olarak 6.000 pound gümüş, 2.000 Roma altını haraç ödemeyi kabul edeceksin. Bana 250 kilo kürk, fildişi ve deri tedarik edeceksin. Ayrıca 1.000 köle, her yıl 200 ton et, 300 tane değerli taş da istiyorum. Bir de 100 metre ipek kumaş. Ve en iyi savaşçılarından 500 tanesini kişisel korumam olarak vereceksin. Ve eğer saldırıya uğrarsam her biriniz yardıma geleceğinize dair kol halkalarınız üzerine yemin edeceksiniz.“ Her şey iyi güzel de bu kol halkası ne diyenlere hemen açıklayayım; “arm wings” yani kol halkaları ya da bileklikler Vikingler’de sadece süs eşyası değildi. İçinde yaşadıkları topluma ve liderlerine onurlarıyla bağlı olduklarının göstergesiydi. Genellikle yetişkin olarak görülmeye başlayan genç erkekler için önemli bir semboldü.

Tabi bütün bu isteklerin tek sebebi savaştaki yardım değildi. Ivar’ın bulunması için seferberlik ilan ettiği Lagertha’nın yerini eliyle koymuş gibi bulan Rollo, bunu da pazarlık için kullandı. Şaşırdınız mı? Tabi ki hayır dediğinizi duyar gibiyim.

Bjorn

Belki babam olabilirsin, ama olmayabilirsin de. Annem bana hamileyken onunla yatmış olabilirsin ama Ragnar da öyle. En çok kime benziyorum peki? Ruh ve prensip olarak en çok benzediğim kişi kim? En önemli şey bu işte! Ve bu yüzden şüphesiz Ragnar’a benziyorum.

Bjorn’ün babası olduğunu iddia eden Rollo’ya verdiği bu cevap muhteşemdi ki bu sözler onu bir kat daha sevmeme neden oldu. Giderek ekibin liderliğini ele almış gibi görünüyor. Bence yeni hayatlarında onun gücüne, zekasına ve tecrübelerine çok ihtiyaç olacak.

Heahmund

-Senden vazgeçemem. Öğretilerime, inancıma, kiliseme, Hristiyanlığıma karşı olsa bile.

Normalde ne saçma şey derdim bir piskoposun kendi inancından olmayan ve kendi halkının katili bir kadına aşık olması. Ama söz konusu kadın Lagertha olunca bir itirazım olmuyor elbette. Psikopos Heahmund, bu sezon itibarıyla beni en çok hayal kırıklığına uğratan karakter oldu. Önce ne kadar koyu bir Hristiyan savaşçı olduğunu gördük sonra kaçırılışına ve düşmanın iç savaşına gönüllü katılmasına şahit olduk. Ardından tüm inançlarına zıt bir kadına aşık olup bu savaşta da taraf değiştirdiğini gördük. Şimdi de Ivar’ın elinden kurtardığı bir avuç Viking’i İngiltere Kralının huzuruna götürmesini izledik. Heahmund’un, kralın hala Aethelwulf olduğunu sanarak yaptığı bu girişimin nasıl sonuçlanacağını bir sonraki bölümde öğreneceğiz.

Büyük (Great) Alfred

-Ruhani konularda kutsal kilisenin yüce otoritesini tanıyorum. Ama bilginin armağanı tüm insanlara ait!

Alfred krallığının ilk günlerinde kiliseyi karşısına alma pahasına insanlarını ne kadar düşüneceğinin ve Büyük unvanını nasıl hak edeceğinin sinyallerini verdi. Tüm dini merkezlerde eğitimin İngilizce olmasını istedi. Tabi bu halkın kendilerine muhtaç kalmasını isteyen dincilerin pek hoşuna gitmedi ama Alfred geri adım atacağa hiç benzemiyor. Ayrıca bu politik konu dışında İskandinavlar’ın yeni saldırısını kardeşi Athelred’in katkılarıyla rahatça savuşturması askeri olarak da gelecek başarıların habercisi gibiydi. Çok zeki ve ileri görüşlü aynı zamanda dinine çok bağlı olan Alfred’in, Heahmund’un getirdiği paganlara nasıl bir tavır sergileyeceği benim için merak konusu. Tabi bunun yanında, gelen paganların, onun biyolojik babası Athelstan’a olan yakınlıkları da merakımı arttırıyor.

Sonuç olarak beş sezonu baz alırsam daha iyi bir Vikings bekliyorum diyemem ama geçtiğimiz hayal kırıklığı yaratan on bölümden sonra bu konuda çıtayı çok yükselttiğim söylenemez. Her halükarda bu sezonun birinci kısmından daha iyisini göreceğimizi düşünüyorum. Eski dost (başından beri düşman olmamışsa) düşman olmayacağı gibi eski düşmanın da dost olmayacağını düşünüyorum. Bana göre tüm mesele bir avuç Viking’in Saksonlar’a ne vereceği olacak. Eğer Büyük Alfred bu işten karlı çıkabileceklerini düşünürse onlara dedesinin söz verdiği ama sözünde durmadığı toprakları bile verebileceğini düşünüyorum.

Utku Ertem

Önceki Yazı

The Protector basın toplantısıyla tanıtıldı

Sonraki Yazı

The Good Place 4. sezon onayı aldı