Hakan: Muhafız | 1. sezon incelemesi

Yazımız bir sezon incelemesi olduğu için yer yer spoiler içermektedir.

Evet! Sonunda beklediğimiz o gün geldi çattı. İki senedir beklediğimiz Netflix’in ilk orijinal Türk yapımı dizisi Hakan: Muhafız ya da diğer ülkelerde bilinen adıyla The Protector bugün tüm dünyayla aynı anda yayınlandı. Dizi sosyal medyada o kadar çok konuşuldu ki Twitter’da Türkiye gündeminin ilk sırasına kadar tırmandı.

O3 Medya tarafından hazırlanan dizinin hikayesi Nilüfer İpek Gökdel’in Kara Kalem adlı kitabından uyarlama. Üstelik yazar Gökdel kalabalık senaryo ekibinin başında tüm bölümlerde senaristlik de yaptı. İlk sezonu on bölümden oluşan Hakan: Muhafız‘ın yönetmenliğini Umut Aral, Gönenç Uyanık, Can Evrenol ve Gökhan Tiryaki farklı bölümlerde birlikte çalışarak yaptılar.

Dizinin oyuncu kadrosu oldukça kalabalık. Çağatay Ulusoy’un Hakan karakteriyle başrolde olduğu yapımda Ayça Ayşin Turan, Hazar Ergüçlü, Okan Yalabık, Yurdaer Okur, Mehmet Kurtuluş, Cem Yiğit Üzümoğlu, Burçin Terzioğlu ve Saygın Soysal gibi birçok isim önemli karakterlere hayat veriyor.

Dizinin bir süper kahraman hikayesi gibi lanse edildiğini duymuşsunuzdur. Fakat aslında konu tam olarak böyle değil. Evet, bir süper kahraman olma durumu var ama Hakan bizim şimdiye kadar gördüklerimizden oldukça farklı. Farklı bir gezegenden gelme değil mesela. Pelerini, maskesi, pantolonunun üzerine giydiği renkli bir iç çamaşırı ya da konuşan bir arabası da yok. Bildiğimiz insan yani.

Kendisini yetimhaneden alıp büyüten üvey babasıyla birlikte Kapalıçarşı’da antikacılık yapan, en yakın arkadaşı Memo’yla iş yapma hayalleri kuran ve sıfırdan gelip milyar dolarlık bir iş insanı olan Faysal Erdem gibi olmak isteyen yakışıklı bir genç adam. Bu Hakan’ın kendi hikayesi. Ancak aslında Hakan’a çok önceden verilmiş bir görev var; Ölümsüz’ü yok edip İstanbul’u kurtarmak. Hakan bu gerçeği üvey babasının ölümüyle kendilerini Sadık Olanlar olarak tanımlayan bir baba ve kızından öğreniyor.

İşin aslı şu; Hakan’ın babası, dedesi ve baba tarafından tüm ataları muhafızlık görevini üstlenip Sadık Olanlar’dan kadınlarla evlenmişler. Yapmaları gereken şey dünyada yedi kişi oldukları bilinen Ölümsüzler’i öldürmek. Bunun için efsunlu olduğu bilinen bir gömlek, bir yüzük ve hançere ihtiyaç var. Çünkü Ölümsüz bu hançerle yaralanmadan ölmüyor. Gömlekse Muhafız’ın ölmesini ya da yaralanmasını engelliyor. Yüzüğün net bir numarası olmasa da gerekli olduğu söyleniyor.

Hakan’ın babası yaşadığı dönemde dünyada olan üç Ölümsüz’den ikisini öldürmeyi başarsa da duygularına yenik düştüğü bir anda son Ölümsüz’ün saldırısıyla ölmüş. O günden sonra Sadık Olanlar’dan biri gömleği saklamış ve Hakan’ı her şeyden habersiz büyütmüş, yüzüğü biri saklarken bir diğeri de hançeri saklamış. Bu üç Sadık Olan, Muhafız dönene kadar bir daha görüşmemek üzere ayrılmışlar.

Hakan bu hikayeyi Sadık Olanlar’dan Kemal ve kızı Zeynep’ten öğreniyor. Hiç tanıyamadığı annesi ve babasının, onu büyüten babasının ve varlıklarından habersiz olduğu ablası ve ağabeyinin katili olan son Ölümsüz’ü öldürmek için onu aramaya başlıyor. Tesadüf eseri Ölümsüz’ü bulduğunu düşünen Hakan yüzüğü ve hançeri bulmak için Kemal ve Zeynep’ten yardım alıyor. Hakan, Ölümsüz’ü ararken, Ölümsüz de Muhafız’ı arıyor. Çünkü önceki muhafızlar tarafından öldürülen diğer Ölümsüzler’in yeniden hayata dönmesi için sıradaki Muhafız’ın hançerle akıtılmış kanına ihtiyacı var.

Hakan bir yandan bu göreve hazırlanırken bir yandan da hep hayalini kurduğu Faysal Erdem’le çalışma hayaline kavuşuyor ve Erdem’in genel koordinatörü Leyla’yla aralarında bir ilişki başlıyor. Ancak Faysal Erdem’in güvenlik müdürü ve sağ kolu olan Mazhar ilk günden itibaren Hakan’dan hiç hoşlanmıyor ve onu şirketten uzaklaştırmak için çeşitli araştırmalar yapıyor. Hakan, Mazhar’ın Ölümsüz olduğu düşüncesiyle intikam ateşiyle yanarken bir an önce hançer ve yüzüğe ulaşmanın yollarını arıyor.

Genel hikaye bu şekilde. Dizi temposu çok yüksek olmasa da bölüm sonlarında yeni bölüme geçmek için insanda istek uyandırmayı başarıyor. Hakan: Muhafız yer yer mantık hataları barındıran bir dizi. Hatta bazı konular sezon sonu gelmiş olmasına rağmen finalde havada kalıyor. Sanırım yönetmenler dizi tüm dünyada gösterileceği için inceden bir İstanbul’u tanıtma derdine de düşmüş. Yine de büyük resme baktığımızda ortadaki işi başarılı buldum. Hazar Ergüçlü’nün ilk üç bölümdeki Zeynep performansı biraz abartı olsa da sonradan toparlayarak diğer oyuncular gibi başarısını ortaya koymayı bilmiş. Mehmet Kurtuluş’u daha önce izlediğim hiçbir rolde çok sevdiğimi söyleyemem. Fakat burada canlandırdığı Mazhar karakteriyle alkışı hak ediyor. Bazı oyuncuları az görsek de herkes görevini layığıyla yerine getirmiş.

Kullanılan müzikler, seçilen resimler ve gösterilen detaylar dizideki defoları kapatmayı başarıyor. Sezonun son sahnesiyle insanın içinde ikinci sezonu bir an önce izleme isteği oluşuyor. Çünkü ilk sezonda Hakan’ın sıradan bir insan olarak Muhafız’a dönüşmesini izliyoruz. Sezon finaliyle birlikte Hakan ve Ölümsüz karşı karşıya geliyor. Anlayacağınız asıl önemli noktada sezonu tamamlıyoruz. Zaten dizinin en sevdiğim kısmı da bu oldu. Diziye başlamadan önce ilk bölümden sonra ana hikayeye geçilmesi gerektiğini düşünüyordum. Fakat hem Hakan’ın hem de diğer karakterlerin bağlantıları o kadar lezzetli yapılmış ki bu kadar detaya ne gerek olduğunu sorgulamıyor insan.

Dizinin ikinci sezonunda Boran Kuzum ve Engin Öztürk’ün de olacağını biliyoruz. İlk sezonda ölen bazı karakterlerin verilen bir detayla hayata dönme ihtimali beni heyecanlandırıyor. Sezon finalinde Ölümsüz’ün “Bu dünyadaki kötülüklerin sebebi insanlardır. Nefretle, öfkeyle, açgözlülükle yaptıklarınıza bir bak. İnsanların sadece Ayasofya’ya yaptıklarına bakman yeter. Kaç kere yakıldı, yağmalandı. İster inan, ister inanma biz sadece birkaç çerçöp getirdik. Yangını başlatan da, körükleyen de insanlardı hep.” sözlerine katılmamak da elde değil.

Sizler izlediğinizde ne düşünürsünüz bilmem ama kendi adıma Hakan: Muhafız‘ı sevdim. İkinci sezonun daha yüksek tempolu olacağından eminim. Umarım tüm ekip aynı ciddiyetle devam eder ve bu güzel işi birkaç sezon izleyebiliriz. Tüm ekibin ellerine, emeklerine sağlık.

As bayrakları as!

Bora Yıldırım

1986 yılında İstanbul'da doğdum. 2008 yılından beri Bodrum'da yaşıyorum. Gezmeyi ve kitap okumayı severim. Çok konuşur, çok gülerim. Vakit buldukça yazarlığa kabul edilme sebebim olan yerli dizileri izlemeye çalışıyorum. Yabancı dizileri izledikçe yerli dizilerin geldiği noktaya üzülsem de bir gün eskisi gibi tadı ağızda kalan dizilerin televizyonlarda daha çok yer bulacağına inanıyorum.

Önceki Yazı

Netflix’in Yeni Dizisi Russian Doll İçin Yayın Tarihi Belli Oldu

Sonraki Yazı

Günde Ortalama 3 Saat 34 Dakika Televizyon İzliyoruz