Talihsiz Bir Deneme: Black Mirror Bandersnatch

Black Mirror Bandersnatch Yayında!

Netflix Black Mirror özel interaktif bölümünü duyurduktan sonra adeta uykularım kaçtı. Yıllardır hayatımızın en büyük renklerinden bir tanesi Black Mirror, artık hikayedeki kararı tamamen bize bırakacaktı. Daha ne kadar muazzam bir haber alabiliriz ki?

İşte o gün, bu gün. Black Mirror Bandersnatch Netflix üzerinden yayınlandı. Ben de hemen oturup bölüme başladım. Hikayemiz 1984 yılında genç bir programcının okuduğu Bandersnatch (kararların ile sonucu etkileme) kitabından etkilenerek buna oyuna dönüştürme fikrini hayata geçirme çabası ile başlıyor. Bundan sonra hemen hemen tüm kararları biz veriyoruz. Önce şunu belirtmek isterim, karar aşaması gayet başarılı. Sahne hiç değimeden ekranın altında iki seçenek çıkıyor ve tıkladığınız karar başarılı bir şekilde hikayeye yediriliyor. Buraya kadar bir sorun yok. Şimdi biraz yakından bakalım.

Teknik

Olumlu taraflardan başlayalım. Bölüm tam bir Black Mirror bölümü, hatta daha iyisi. Işıklar, çekimler ve oyunculuklar çok başarılı. Seçilen tarih ve konsept zaten dizi yapımcılarının kişisel zevklerine çok uygun dönemler. Böyle retro sevici bir ekipten böyle bir bölümde başarısızlık beklemiyordum zaten. Ancak renginden müziğine kadar her şey beklediğimin çok çok üzerinde çıktı. Hatta birazdan bölümde çalan müziklerden bir spotify playlisti yapmayı planlıyorum.

Kararları İzleyininin Vermesi

Asıl konumuz bu. 1980’ler ve 90’larda doğan herkes “Macera Tüneli” kitap serisini mutlaka bilir. Bu seride çeşitli hikayelerde kendi hikayeni kendin seçebiliyordun. Bu kitaplar benim için de dönemin en eğlenceli kitaplarındandı. Okurken hem büyük zevk alıp hem de kendimi hikayeyi etkilediğim için önemli hissediyordum. Tabii ki bu çok başarılı olmadı ve bir 90’lar nostaljisi olarak yok oldu. Geçtiğimiz yıllarda buna benzer bir kaç kitap gördüysem de, bildiğim kadarıyla sürdürülebilir bir başarı elde edemedi.

2010’lu yıllarda ise “kendi maceranı kendin seç” ekolü konsol oyunları ile geri döndü. Özellikle bu yıl çıkan Detroit: Become Human yılın en başarılı oyunlarından bir tanesi oldu. Daha öncesinde tabii ki Heavy Rain, Until Dawn ve Fahrenheit gibi oyunlar aynı konsept ile başarılı işler çıkardı. 90’larda bahsettiğim kitapların büyük hayranı olarak Heavy Rain ve Detroit oyunlarını büyük bir zevk ile oynadım. Her biri çok özel projelerdi.

Peki bunu Black Mirror’da deneyimlemek? Hayır. Maalesef hayır. Şimdi kesinlikle bölümü kötülemiyorum. Her hali ile izleyebileceğiniz en iyi dizi Black Mirror’dır. Ancak kararı izleyiciye bırakma olayı dizinin ruhuna bir saldırı gibi olmuş. Black Mirror acı gerçekleri yüzümüze vurması ile ünlüdür. Burada ise derin bir hikayeyi “Hangi müziği dinleyeceksin?” veya “Hangi mısır gevreğini yersin?” sorularına indirgemek beni hikayeden çok kopardı. Ayrıca ne zaman bir kararda ısrar etsem asla onu uygulayamadım. Hikayenin her yerine zamanda geri dönmek için alternatifler konulmuş ki, bu izleyinin aslında hiç bir kararını gerçekleştirememesini sağlıyor. Ne 90’lardaki kitaplar, ne de 2010’lardaki oyunlarda “Verdiğim karar tüm hikayeyi etkiledi” hissiyatı kesinlikle bu bölümde yok. Verdiğim tek değişmeyen karar: Mısır gevreği markası.

Hikaye

Harika bir hikaye ve çok derin bir anlatım tamamen bu karar verme saçmalığı yüzünden mahvedilmiş. Eğer eski(Chanel 4) Black Mirror olsa bu bölüm gelmiş geçmiş en başarılı bölüm dahi olabilirdi. Tabii ki kararı izleyiciye bırakma gibi bir durum yaşnmaz, klasik olarak izlerdik.

Bölüm boyunca ana karakterin “kararları ben vermiyor” kaygısı aslında izleyiciye gönderme. Özellikle en etkileyici an doğrudan “Senin kararlarını netflix üzerinden ben veriyorum” bilgisini Stefan’a anlattığımız kısımdı. Bu her ne kadar güzel bir hissiyat olsa da, bizde bu etkiyi yaratmak için varoluşsal hikayemiz yok oldu gitti. “AAA ANA KARAKTER İLE KONUŞUYORUZ” peki bizim hikayemiz ne oldu? Tamamen kaynadı arada.

Sonuç

Ben bölümü tek bir seferde bitirdim. Belki kararlarımın gerçekten etkili olduğu başka yollar da vardır. Ancak sosyal medyadan okuduğum kadarı ile herkes bir şekilde geri dönüp zoraki olan kararları seçmiş. Tekrardan yeni kararlar ile bitirdikten sonra yazıyı editleyebilirim.

Özetlemek gerekirse, interaktif film/dizi sektörü için mutlaka çok başarılıdır. Ancak şahsi fikrim Black Mirror kültürü açısından tam bir facia. Aslında burada iki kıstas var, kendi maceranı kendin seç ve Black Mirror. Eğer karar verme olayını daha çok seviyorsanız muhtemelen bölümden büyük zevk alabilirsiniz. Ancak Black Mirror sizin için daha önemli ise can sıkıcı bir hal alabilir. Ben Black Mirror’ın zihnimde yarattığı aydınlanmaları daha çok sevdiğim için bu bölümü tamamen silmek istiyorum hafızamdan. Asıl Black Mirror yeni sezonunu sabırsızlıkla bekliyorum ve bu durum hiç yaşanmamış var sayıyorum.

Kamil Akar

Önceki Yazı

John Malkovich’li The ABC Murders’tan Fragman Geldi

Sonraki Yazı

2018 Yılının En İyi Animeleri