Deadly Class | İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum

2019’un tüm insanlığa bol bol iyilik getirmesi dileğiyle benim için bu yılın ilk yazısıyla karşınızdayım. 2014’te yayımlanan çizgi roman Deadly Class aynı isimle Syfy ekranlarına uyarlandı. Dizinin ilk bölümü 20 Aralık’ta izleyiciyle buluştu. Aksiyon, gerilim, suç ve drama türündeki dizinin birinci sezonu on bölümden oluşacak. Sıra dışı konusuyla dikkatimi çeken Deadly Class’ın ilk bölümünü, diziyle alakalı edindiğim bilgilerle yorumladım.

Kimler Oynuyor

Deadly Class’ın geniş kadrosunun bir kısmı kendini ispatlamış tanıdık isimlerden oluşurken bir kısmı da oyunculuk kariyerinde geleceği parlak genç isimlerden oluşuyor. İlk bölüm itibarıyla performanslarını beğendiğim ana oyunculardan ve onların canlandırdıkları enteresan karakterlerden bahsedecek olursam, öğrencilerin çok korktuğu halde yaptığı işlerde çaresizce onayını beklediği, geçmişi gizem ve üzüntü dolu acımasız okul müdürü Usta Lin (Benedict Wong), okulun yeni üyesi, talihsiz geçmişinin mağduru Marcus Lopez Arguello (Benjamin Wadsworth), okuldaki Yakuza mafya grubunun lideri, tehlikeli ve gizemli Saya Kuroki (Lana Condor), Meksika karteli grubu liderinin zoraki sevgilisi ve Marcus’a abayı yakmış görünen Maria (María Gabriela de Faría), annesi bir Los Angeles çetesinin lideri olan, tam tersi bir karaktere sahip olsa da oldukça sert ve düşüncesiz görünen Willie (Luke Tennie) ve yozlaşmış bir polisin oğlu, patenci bir serseri Billy (Liam James).

Deadly Class’ın senarist koltuğunda ünlü birçok film ve diziden tanıdığımız Russo kardeşler (Anthony-Joseph Russo) bulunuyor. Universal Cable Productions ve Sony Pictures Television yapım ortaklığında ekranlara gelen Deadly Class’ın yapımcılığında ise çizgi romanın yaratıcısı Rick Remender, Russo kardeşler, Mike Larocca (Spy), Adam Targum (Banshee) ve Lee Toland Krieger (The Age of Adaline) yer alıyor. Krieger ayrıca dizinin yönetmen koltuğunda da oturuyor.

Konusu Neymiş

“Burada dünyanın dört bir yanından gelen özentiler var. Nereli olduklarının bir önemi yok. Tüm çocuklar aynıdır. Hepsi pisliktir. Buradaki tek fark ne mi? Sırtınıza saplanan hançerler gerçektir.”

Marcus, birçoklarının sürünme olarak tabir edeceği şekilde yaşadığı hayatını kaçak olarak devam ettirmektedir. Geçmişinde yaşadıkları yüzünden, polis tarafından aranmaktadır. Bir gece tam yakalanacakken birilerinin yardımıyla paçayı kurtarır. Kurtarır kurtarmasına ama bu sefer de başına farklı bir iş açılır. Kendisini polisten kurtaranların kaçırdığı Marcus, grubun lideri tarafından hayatını tümüyle değiştirecek bir teklif alır. Kendisine Usta Lin denilen bu kişi, Marcus’un geçmişini kast ederek onun gibiler için özel bir okulu olduğunu söyler ve kendilerine katılmasını ister. Marcus bu teklifi kabul etmez fakat zaten çamura saplanmış hayatı gittikçe batmaya başlar. Öyle ki anne ve babasını talihsiz bir şekilde kaybettiği anı düşünerek intiharın eşiğine bile gelir. Ama Saya’nın yardımıyla hayatını sonlandırmaktan vazgeçer ve Lin’in okuluna gitmeyi kabul eder. King’s Dominion Atelier of the Deadly Arts yani Ölümcül Sanat Kralının Egemen Atölyesi isimli bu okul, dünyanın en kötü suç ailelerinin gelecek kuşaklarını gönderdiği seçkin bir özel akademidir. Yalnız okul müdürü Lin’in Marcus’taki potansiyeli ölçerken bilmediği önemli bir ayrıntı bulunmaktadır. Marcus’un geçmişi herkesin duyduğundan biraz farklıdır.

Ne Umdum Ne Buldum

Doğrusu Deadly Class’ın aksiyon türünde olması diziye biraz şüpheyle yaklaşmama neden oldu. Çünkü sıkı bir yabancı dizi izleyicisi olduğum halde bu türde verebileceğim iyi örneklerin sayısı gayet sınırlı. Fakat bu konudaki endişelerimin yanında dizinin konusu fazlasıyla ilgimi çekmişti. Üstüne yüksek IMDb puanı ve sonradan çizgi romandan uyarlama olduğunu öğrenmemle diziden beklentim iyice arttı. Dolayısıyla ilk bölümü izlemek için çok düşünmeme gerek kalmadı.

İlk olarak şunu söylemem gerek, aşırılığa kaçmayan ve bunun sonucunda da sırıtmayan bir aksiyon beni yeterince tatmin etti. Gerilim ve dram aksiyonun etrafında tam kararında sarmalanmış. Şimdilik az sayıda olan tempolu sahneler ve bu sahnelerle çok uyumlu seçilen müziklerle izleyen herkesin adrenalininin yükseleceğine inanıyorum. Şunu da belirtmeliyim, konunun işlenişi, muazzam ayrıntılarla öyle kıvamında süslenmiş ki dizideki akıcılığa ve merak duygusunun bir an bile peşimden ayrılmamasına hayran kaldım. Oyuncu performansları hakkında konuşmak için belki biraz erken ama sırıtan ve akıcılığa gölge düşürecek bir tanesiyle karşılaşmadığımı söyleyebilirim. Hatta bazı karakterlerin daha ilk bölümden çok beğenileceğini ve kendi hayran kitlesini oluşturacağını düşünüyorum.

Sosyal  Medya Bu Dizi İçin Ne Diyor

Deadly Class hakkında özellikle de ilk bölümle ilgili yorumların sayısı çok az. Bu az sayıdaki yorumların hiçbirinde olumsuz eleştiriye rastlamadım. Fakat dizinin esinlendiği çizgi romanı beğenen de anlatım yönünden eleştirip beğenmeyen de var. Çizgi romanını bilemem ama dizisi için buna kesinlikle katılmıyorum. Hatta daha önce bahsettiğim gibi bence dizinin anlatımı en güçlü özelliklerinden biri. Bunun dışında Russo kardeşlerin içinde olduğu bir projenin öneminden bahseden yorumlarla da karşılaştım.

Kimler Bunu İzlemeli

Yeri geldiğinde üzüntünün içinde gülümseten yeri geldiğinde de heyecan dolu gerilim yaşatan bir aksiyon dizisi ilginizi çekiyorsa Deadly Class’ı mutlaka izlemelisiniz. Kaliteli ya da başarılı bir aksiyon bulmanın çok zor olduğu bir piyasadan belirli örnek vermek ne kadar doğru bilemiyorum ama Heroes ve Into The Badlands’le benzer tatlar aldığımı söyleyebilirim.

Ben Beğendim Çünkü

Deadly Class, konusuyla beni tavlamayı başaran dizilerden biri. Üstüne dizideki akıcı anlatım ve başarılı aksiyon sahneleri bir hayli takdirimi kazanmış durumda. Bunun için Russo kardeşlere şapka çıkarmak gerek. Benim için tek sıkıntı bir sonraki bölümün 23 Ocak’ta yayınlanacak olması.

Utku Ertem

Yabancı dizi denilince meraklı kelimesinin asla karşılamaya yetmeyeceği, her kategoriden birçok dizi takip edebilen, diziler üzerine yazmayı, konuşmayı seven ve son on yılı baz alırsak, tam bir yerli dizi karşıtı. Hayat felsefesi, Gregory David Roberts’ın Shantaram’ında dediği gibi “Kader seni güldürmüyorsa espiriyi anlayamadın demektir.”

Önceki Yazı

You | 1. Sezon İncelemesi

Sonraki Yazı

Bird Box | Kitap-Film Karşılaştırması