Hakan: Muhafız | Dizi-Kitap Karşılaştırması

Hakan: Muhafız! Netflix’in ilk orijinal Türk dizisi. Dünya genelinde olmasa da Türkiye’de büyük ses getiren bir yapım. O3 Medya imzalı, kadrosunda Çağatay Ulusoy, Ayça Ayşin Turan, Hazar Ergüçlü, Okan Yalabık, Yurdaer Okur, Mehmet Kurtuluş, Burçin Terzioğlu gibi isimler barındıran dizinin bugün 3. ve 4. sezon onaylarını aldığını öğrendik. İkinci sezonda Saygın Sosyal, Boran Kuzum ve Engin Öztürk de önemli rollerde yer alacak.

Esasında dizi senaryo ekibinin başında da yer alan Nilüfer İpek Gökdel’in “Karakalem ve Bir Gencin Tuhaf Hikayesi” adlı kitabına dayanıyor. İlk etapta dizi için bu kitaptan uyarlama olduğu söylendi. Fakat sonra kitabın diziye ilham verdiği açıklandı. Hatta şu an kitapçılarda bu kitabı elinize alırsanız muhtemelen etrafındaki şeritte buna benzer bir ifade göreceksiniz.

Kitabı yazar ekibinden birkaç arkadaşımı görmek için Bursa’ya gittiğimde bir kitapçıda buldum. Normalde okuduğum bir kitabın filmi ya da dizisi çekilmişse izlemeye çalışır kendimce benzerliklerini ve farklarını gözlemlerim. Ancak bu sefer tersi bir durum oldu ve önce diziyi izledim. Ardından kitabı okuma şansım oldu. Açıkçası kitapla dizi arasında benzerlikler olsa da farklar çok daha belirgin. En basitinden bir örnekle baş kahramanımızın adı dizideki gibi Hakan değil Yavuz. Hatta dizide izlediğimiz hiçbir karakter kitapta yok!

Aradaki farklara bir örnek verdim ama öncelikle benzerliklerden bahsetmek isterim. Bir kere ortada görevi İstanbul’u korumak olan bir muhafız var ve kendisinin muhafız olduğundan, kendisinin geçmişten gelen böyle bir görevi olduğundan habersiz. Bunun dışında muhafızın giydiği takdirde kendisini her türlü tehlikeden kurtaran bir gömlek söz konusu ve üzerinde tıpkı dizide gördüğümüz gibi semboller var. Hatta çok daha fazlası var.  Eh, muhafız var, gömlek var o zaman bir de İstanbul’u ele geçirmek isteyenlerin olması gerek. Bu da var tabii. Kitapta da baş karakterimizin anne ve babası hunharca öldürülmüş. Bunlar kitapla dizi arasındaki şu an için aklıma gelen benzerlikler. Farklardan bahsederken başka bir şey gelirse aklıma laf arasına sıkıştırırım.

Farklara geldik madem karakterlerden başlayalım. Hakan yerine kitapta Yavuz’un hikayesini okuduğumuzu söylemiştim. Diğer karakterlere gelecek olursak dizide yer alan Leyla, Zeynep, Kemal, Faysal, Mazhar, Rüya ya da diğerleri… Hiçbiri kitapta yok. Kitapta Yavuz’la birlikte Ahmet, Korkut, Aslı, Güneş gibi karakterler yer alıyor. Aslında bu isimler hikayeleri açısından dizideki bazı karakterlerle örtüşüyor. Bu isimlerin kullanılmamasının sebebi sanki yurt dışında daha bilinir isimler kullanarak izleyiciyle kısa yoldan bir bağ kurmakmış gibi geldi bana. Hakan, Leyla, Zeynep gibi isimler dünyanın her yerinde daha sık rastlanan isimler. Eğer bu değişikliğin sebebi buysa bence başarılı bir manevra. Ancak ana neden kitaptan bağımsız bir hikaye yaratmaksa ana hikayeyi tamamen değişik bir yerden ele almak gerekirdi.

Bence önemli farklardan biri de kitaptaki karakterimiz Yavuz’un Denizli’de yaşayan ve daha önce İstanbul’u hiç görmemiş biri olması. Dizide Hakan İstanbul’da doğup büyümüş, İstanbul’u avucunun içi gibi bilen, insan ilişkileri kuvvetli, kendine güveni tam, yakışıklılığı sayesinde kadınlarla arası hep iyi olmuş, eğitim hayatı çok başarılı sayılamayacak düzeyde, yirmili yaşlarında genç bir adam. Yavuz bu saydığım özelliklerin tam tersi özelliklere sahip. Hakan’ın aksine anne ve babasının öldürüldüğünü bilerek büyümüş, kendisini büyüten adamla Denizli’de yaşayan, insanlarla arasına duvarlar örmüş, derslerinde çok başarılı, 18 yaşına yeni basmış bir genç.

Dizide Hakan’ın gömlekle tanışması biraz şans eseri oluyordu. Antika değerinde olduğunu sandığı gömlek hayatını değiştiriyordu. Yavuz üniversite sınavını kazanınca üvey babasının ısrarı sonucu koca bir araziyi kazarak gömleği bir çınar ağacının altından çıkarıyor. Üstelik Hakan’ın gömleği üzerine geçirir geçirmez efsunlanması gibi bir durum da söz konusu değil. Gömleğin sihrine inandıkça güçleniyor, hatta normal insanların kavuşamayacağı özelliklere sahip oluyor. Kitapta gömlek tek başına bu güç için yeterli. Hakan’ın hikayesinde işin içinde yüzük ve hançer de önemli rollere sahip.

Yavuz’un çocukluğundan beri beslediği ama hiç dokunamadığı bir kargası var. Kitaba ana ismini veren de bu karga; Karakalem. Yavuz’u gittiği her yerde takip ediyor bu kuş. Öyle ki Denizli’den uçarak İstanbul’a kadar geliyor Yavuz’un peşinden. Hakan’ın hayatında böyle bir canlı yok. Gerçi dizideki göz kanatan görsel efektleri düşününce böyle bir detaya yer verilmemesine seviniyor insan.

Hakan, Faysal Erdem’e hayran bir genç. Onun sıfırdan başlayıp milyar dolarlara ulaşan servetine ve içtenliğine neredeyse tapıyor. Yavuz’un hayatta önem verdiği tek kişi üvey babası. Babasının söylediklerine karşı çıksa da mantıksız bulsa da kıramayıp yerine getiriyor.

Hakan’ın üvey babası ve en yakın arkadaşı Memo’dan oluşan hayatı bir gecede yok olmuş önce babası sonra Memo ölmüştü. Onların ölümünden sonra Hakan’ın hayatına kendilerine “Sadık olanlar” diyen Zeynep ve Kemal’le birlikte Faysal, Mazhar ve Leyla girmişti. Yavuz’un hayatında böyle keskin dönüşler yaşanmıyor. Babası Denizli’de hayatına devam ederken Yavuz İstanbul’daki hayatını Ahmet, Trink Ali ve Aslı’yla sürdürüyor. Zamanla işin içine Korkut ve Güneş dahil oluyor.

Hakan İstanbul’u kurtarmak için Ölümsüz’ü arıyordu. Sadece onu değil aynı zamanda yüzük ve hançeri de bulması gerekiyordu. Yavuz’un hikayesinde Ölümsüz isimli biri yok. Ayasofya’da olduğu bilinen Simyacı, onu oradan kurtarmak isteyen Hristiyan bir ekip ve simyayı yapmakla görevli olan Korkut var. Korkut’un asıl derdi Ahmet’in sevgilisiyken zorla evlendiği Güneş’e kendini sevdirecek zamana sahip olmak. Bunun için yaptığı simyadan ortaya çıkan bir eriyiği içerek ölümsüz biri haline gelmesi gerekiyor. Bu eriyiğe ulaşabilmek için yapmayacağı kötülük yok.Burada diziyle bir benzerlik kurabiliyoruz. Çünkü dizide Faysal eşi Rüya’yı hayata döndürmek için Hakan’la karşı karşıya geliyordu. Onun da tek derdi Rüya’yla sonsuza kadar birlikte olmaktı.

Kitapta esas kızımız Aslı, dizideyse Leyla. İkisi arasında illa bir benzerlik bulmak istersem ikisi de esas oğlana aşık diyerek konuyu kapatırım. Aslı, üniversitede tarih öğrenimi gören, ailesi zengin olsa da kendisi böyle yaşamayan genç bir kadın. Leyla, üniversite eğitimini tamamlamış, genç yaşına rağmen Faysal’ın şirketinde Genel Koordinatör olma başarısına sahip bir kadın. Aslı’nın aksine Leyla lüks yaşıyor ama zengin değil. Faysal’ın otel odasında yaşayıp izin günlerinde annesinin yaşadığı kendi halindeki evine gidiyor. Bu konuyu çok deşmek istemiyorum. Çünkü hem kitaptaki hem dizideki ana kadın karakterler yaşam tarzlarıyla beni çok tatmin etmedi.

Kitapla dizi arasındaki en büyük farklardan biri de muhafızlık görevinin gelişi. Dizide Hakan’ın babası ve baba tarafından dedelerinin muhafızlık görevini Osmanlı Devleti zamanlarından beri yaptığını gördük. Oysa Yavuz’un ne babası ne de dedelerinin böyle bir görevi yok. Hatta bu görev ona baba değil anne tarafından geliyor. Yavuz Sultan Selim’e efsunlu bir gömlek dokuyan bir usta gömleğin aynısından bir tane daha dokuyor ve doğacak ilk erkek torununa miras bırakıyor. Gömleği bir sandığa koymadan evvel de efsunluyor. O zamanlardan bu zamana kadar o dedenin hangi geni Yavuz’a ulaştı bilmiyoruz tabii.

Esasında kitapta bir hikaye bitiyor ama Yavuz’un gözüne çarpan bir detay yeni bir hikayenin kapılarını aralıyor. Zaten kitabın sonunda da “Birinci kitabın sonu” ibaresi kullanılmış. Buradan anlıyoruz ki kitap bir seri haline gelecek. Diziyle bu yönden de bir benzeşme söz konusu. Hakan: Muhafız’da ilk sezon Hakan’ın muhafıza dönüşünü izledik. Finaldeyse ikinci sezon için çok hoş bir atak yapıldı. Kitapta da dizideki finale benzer bir ayrıntı  var okurken bende merak uyandırdı.

Gelelim iki yapıt arasındaki tercihime. Hem kitapta hem dizide yer yer inanılmaz klişeler var. İkisinde de çok sıkıldığım yerler oldu. Fakat ne Hakan: Muhafız için ne de Karakalem için kötü diyemem. Bence Hakan: Muhafız dünya geneline baktığımızda müthiş bir yapım olmayabilir ama Türk dizileri içinde her şeye rağmen özel bir yeri olacak. Karakalem de bence Türk edebiyatının fantastik yapıtlardaki başarısızlığını da göz önüne alırsam bu öğeyi tarihle harmanlamayı başarmış bir kitap. İkisinin de devamlarının olacağını biliyoruz ve Hakan: Muhafız’ın devamı bence Karakalem’e göre daha heyecan verici. Çünkü Yavuz’un hikayesinde düşmanı tek, Hakan’ın hikayesinde sezon finalinde gördük ki Ölümsüz yalnız değil. Yine de bu yazı bir Black Mirror Bandersnatch sahnesi olsa ve bir tercih yapmak zorunda olsam ben yoluma Karakalem’le devam ederdim.

Bora Yıldırım

1986 yılında İstanbul'da doğdum. 2008 yılından beri Bodrum'da yaşıyorum. Gezmeyi ve kitap okumayı severim. Çok konuşur, çok gülerim. Vakit buldukça yazarlığa kabul edilme sebebim olan yerli dizileri izlemeye çalışıyorum. Yabancı dizileri izledikçe yerli dizilerin geldiği noktaya üzülsem de bir gün eskisi gibi tadı ağızda kalan dizilerin televizyonlarda daha çok yer bulacağına inanıyorum.

Önceki Yazı

The 100, Arrow ve Legends of Tomorrow’un Devam Tarihleri Belli Oldu

Sonraki Yazı

What We Do In The Shadows’tan Yeni Bir Fragman Yayınlandı