Project Blue Book | İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum

Yazacak yeni bir şeyler ararken tesadüfen denk geldiğim ve hakkında araştırdıkça daha fazla ilgi duymaya başladığım yeni bir diziyle karşılaştım. Project Blue Book, astronom Dr. Allen Hynek’in Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri için UFO (Unidentified Flying Object – Tanımlanamayan Uçan Nesne) varlığı üzerine yaptığı araştırmalardan esinlenen bir dizi. Bu bilim kurgu dönem draması History aracılığıyla izleyiciyle buluşuyor. İlk sezonu 10 bölümden oluşan dizi, Hynek’in araştırmalarındaki gerçek olaylara ve Project Blue Book (Mavi Kitap Projesi) isimli gerçek bir projeye dayanmakta. İşte dizi hakkında edindiğim bilgilerle ilk bölüme dair yorumlarım;

Not: Dizisi için Project Blue Book, gerçek hayattaki projenin ismi için de Türkçe karşılığı olan Mavi Kitap Projesini kullandım.

Kimler Oynuyor

Project Blue Book pek geniş olmasa da kaliteli bir kadroya sahip. Yardımcı oyuncuların çoğu da tanıdık isimlerden oluşuyor. Ana karakterlerden ve onları canlandıran isimlerden bahsedecek olursam, hak ettiği değeri göremeyen bir üniversite profesörü, astronom Josef Allen Hynek (Aidan Gillen), Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri’nde görevli karizmatik bir yüzbaşı Michael Quinn (Michael Malarkey), Allen Hynek’in karısı Mimi Hynek (Laura Mennell), Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri Generalleri James Harding (Neal McDonough), Hugh Valentine (Michael Harney) ve Mimi Hynek’in yeni, gizemli arkadaşı Susie Miller (Ksenia Solo).

Dizinin yapım şirketleri A&E Studios, Compari Entertainment, History ve ImageMovers. Yönetici yapımcılardan biri de Back to the Future (I-II-III), Forrest Gump, Cast Away gibi harika filmlerle tanıdığımız Robert Zemeckis.

Dizinin konusuna geçmeden önce Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri tarafından 1951-1970 arasında yürütülen UFO’lar üzerine yapılmış sistematik bir çalışma olan Mavi Kitap Projesi hakkında bazı ufak bilgiler vermek istiyorum. Başında Edward J. Ruppelt’ın bulunduğu türünün üçüncü çalışması olan Mavi Kitap Projesi Eylül 1951’de başladı (ilk iki proje Sign (1947) ve Grudge (1949)). Projenin üç resmi amacı bulunuyordu.

– UFO gözlemlerinin hepsi için bir açıklama bulmak.

– ABD’nin güvenliği konusunda UFO’ların bir tehdit oluşturup oluşturmadığını saptamak.

– UFO’ların ABD’den daha ileri, yararlanılabilecek bir teknolojiye sahip olup olmadıklarını belirlemek.

Proje kapsamında 10.147 olayı incelendi ve bunlardan 9.501’i açıklandı. Açıklanamamış UFO olayları % 22 civarındaydı fakat bu oran askeri gözlemcilerin (pilotlar, hava-uçuş kontrolörleri, güvenlik görevlileri) raporlarında ise % 38’e çıkıyordu. Mavi Kitap Projesi arşivleri, 10.147 gözlem raporunun yanı sıra, 8630 fotoğraf, 20 bobin filmi (altı buçuk saatlik film) ve tanıkların ifadelerine ilişkin 23 ses kaydını içermekteydi.

Çalışma için Aralık 1969’da bir fesih emri verildi ve himayesindeki tüm faaliyetler Ocak 1970’de sona erdi. 1974’e kadar Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri arşivlerinde muhafaza edilen Mavi Kitap Projesi arşivleri 1976’dan itibaren Amerikan Milli Arşivleri’ne devredilmiş olup erişilebilir durumdadır.

Konusu Neymiş

İkinci Dünya savaşının sona erdiği fakat etkisinin devam ettiği 1950’lerin başında Kuzey Dakota eyaletinin Fargo şehrinde, parçalı bulutlu bir gecede eğitim uçuşu gerçekleştiren pilotlardan biri açıklanması oldukça güç bir tecrübe yaşar. Karanlık geceyi aydınlatan ışığıyla bir cisim pilotun uçuşunu, onunla adeta alay edercesine böler. Yaşadığı şokun ardından sinirlerine hakim olamayan pilot, ışık kaynağıyla it dalaşına girer. Bu olay hem Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetlerinde hem de bölge halkında ses getirir. Bunun üzerine önceki tecrübelerden yararlanılarak olay örtbas edilmeye çalışılır. Bunu için Yüzbaşı Michael Quinn ve Ohio Üniversitesinde astrofizik dersleri veren Profesör Allan Hynek görevlendirilir. İkili bu açıklanması zor olayın üstüne gittikçe gerçeğin, kendilerine söylenilmesi emredilen hikayeden farklı olduğunu görmeye başlar. Ama askeri emirlerin karşısında yapabilecekleri bir şey yoktur. Davayı kapatmak zorunda kalırlar. Hynek çılgınca geçen birkaç günün sonunda evine dönerken takip edildiğini fark eder. Önce korksa da çok geçmeden öfkelenir ve kendisini takip edenin peşine düşer. Ufak bir kovalamacanın ardından terk edilmiş gibi görünen bir binaya girer. Karşılaştığı manzara kendisinde tam anlamıyla şok etkisi yaratır. Eminim izleyenler de en az onun kadar şaşkınlık yaşayacaktır.

Ne Umdum Ne Buldum

İlk bölümü izlemeden önce diziye esin kaynağı olan Mavi Kitap Projesi’ne bir bakayım dedim. Doğusunu söylemek gerekirse daha önce ismini dahi duymamıştım. Araştırdıkça konuya daha da saplandım. Meğer neler yaşanmış bizden habersiz, meğer ne kadar her şeyden bir haber yaşamışız diye düşündüm. Konunun beni bu kadar etkilemesinin yanında The Wire, Game of Thrones’daki harika performanslarıyla ben de büyük izler bırakan Aidan Gillen’ın da başrolde olması beklentimi iyice arttırdı.

Olayların yaşandığı dönemdeki mekanlar, kostümler ve şehir ortamı için gayet başarılı diyebilirim. Ama yine de bölüm sonunda henüz anlamlandıramadığım bir eksiklik hissettim. Michael Malarkey’in Yüzbaşı Michael Quinn karakterini arzu edildiği gibi yansıtamadığını düşündüm. Fakat hemen sonra da hissettiğim eksikliğin sadece bununla açıklanamayacağına karar verdim. Belki de farkında olmadan beklentimi çok yükseltmiştim.

Sosyal Medya Bu Dizi İçin Ne Diyor

Project Blue Book hakkında yapılan yorumların fazla olması ve bu yorumların çoğunda diziye yönelik beklentinin yüksek tutulması beni biraz şaşırttı. Yorumların hiç birinde olumsuz bir eleştiriye rastlamadım. Sanırım bu, türün hayran kitlesinin çok olmasıyla açıklanabilir. Zaten yorumların hepsinde konunun ilgi çekiciliği öne çıkarılmış. Robert Zemeckis ve Aidan Gillen isimlerine övgü dolu olan ve onlardan dolayı diziden beklentisinin fazla olduğunu belirten yorumlarla da sık karşılaştım. Ayrıca bu dizinin History değilde başka bir kanalda ya da platformda asla tutmayacağının yazıldığı birçok yorum okudum.

Kimler Bunu İzlemeli

Türü sevenler ve Aidan Gillen hayranlarının izleme konusunda pek düşünmelerine gerek yok. Project Blue Book onları kesinlikle tatmin edecektir. Gillen konusunda yaşadığım tek sıkıntı, Game of Thrones’taki rolü bende o kadar büyük bir iz bırakmış ki her bakışından sonra acaba bir dolap mı çeviriyor diye düşünmeden edemem oldu. Ayrıca dizilerin arka planındaki isimlere önem veriyorsanız Robert Zemeckis ismi de size bir anlam ifade edecektir. Diziyi The X-Files gibi bir efsaneyle karşılaştırmak şimdilik doğru olmayabilir ama sevenleri için çok iyi bir alternatif olacaktır.

Ben Beğendim Çünkü

İlk olarak şunu belirtmeliyim, Project Blue Book konu olarak zaten takip listeme girmiş durumda. Bir de dizinin gerçek bir projeden esinlenmesi ve gerçek olaylara dayanması beklentimi iyice arttırmış durumda. Aiden Gillen’ın başrolde olması ve arka planda Robert Zemeckis’in bulunması dizinin geleceğine dair ümitlerimi de arttırıyor. Öyle ki ilk bölümün sonunda hissettiğim eksiklik bile aklımda yer edinmemiş durumda.

Utku Ertem

Önceki Yazı

Afrika’da doğanlar Nat Geo Wild’de

Sonraki Yazı

Game of Thrones’in 8. sezon başlangıç tarihi belli oldu