Cut The Mustard | Amatörlüğün heyecanı, hissiyatın başarısı

Şu an bu yazıyı okuduğunuz sitemizde yazarlık yapmak istediğimi Kamil’e söylediğimde sitede alternatif kuşakta yazacak birilerine ihtiyaçları olduğunu öğrenmiştim. Yazarlığa bu sebeple kabul edildim. Çünkü birkaçı hariç yabancı dizi izleme geçmişim neredeyse yoktu. Birçok Türk dizisini izliyordum ve yazmayı da sevdiğim için bu işi de yapabileceğimi düşünmüştüm.

Yazdığım ilk yazıyı asla unutmam. Senelerce hikayeler ve şiirler yazmış, eğitim hayatında bu yazdıklarıyla ödül almış, birkaç gazete ve dergide yazıları yayınlanmış biriydim. Fakat bir türlü yazamıyordum. İstediğim gibi olmuyor, anlatmak istediklerimi bir türlü anlatamıyordum. Sonuç olarak ortaya berbat bir yazı çıktı ama editörüm sağ olsun, sanırım biraz da hevesimi kırmamak adına yazımı olduğu gibi yayınladı. O dönem bu yazıdan o kadar utanmıştım ki bir süre kimseye bir sitede yazarlık yaptığımdan bahsetmemiştim. Bu güne bakacak olursak, halen çok iyi işler çıkardığımı söyleyemem ama artık klavyenin başına geldiğimde parmaklarım titremiyor. O zamanlar amatörlüğün verdiği o ruhu kaybettim bir süre önce. Tabii ki yine aynı heyecan var içimde ama mesela ilk bölümünü izlediğim bir yabancı dizi hakkında inceleme yazmaktan korkmuyorum.

Neden bu kadar uzun bir giriş yaptım? Çünkü birazdan size ilk bölümü hakkındaki fikirlerimi bildireceğim Cut The Mustard isimli dizi tamamen amatör bir ruhla hazırlanmış bir dizi. Amatör dediğim için öyle bilmem kaçıncı sınıf bir iş olduğunu düşünmeyin; durum tam tersi. Ekip çok genç, imkanlar kısıtlı ama ortaya çıkan yapım çok keyifli.

Cut The Mustard, YouTube’da 2 Şubat günü yayınlandı. YouTube’da bir sürü dizi yayınlanmasına rağmen benim bu diziyi kaleme almamdaki özel nedeni merak ediyorsanız cevabım Mayıs Rukel. Kendisini Ufak Tefek Cinayetler dizisi hakkında yaptığı inceleme içerikli videolarıyla ilgimi çekmiş çok genç bir isim. Hollanda’da yaşayan Mayıs incelemelerinde kullandığı esprili dille bilgisini öyle güzel harmanlıyordu ki her videoda “Ben bu detayı nasıl atladım?” diye hayıflanmadan edemiyordum. Sonra dizi eski havasını kaybetti ve Mayıs incelemeler yapmaktan vazgeçti, UTC bitti ama ben Mayıs’ı takip etmeyi bırakmadım.

Mayıs, incelemeleri bırakacağını anlattığı videoda arkadaşlarıyla bir proje üzerinde çalıştığından bahsetmişti. Fakat ben bu projenin kısa film olacağını düşünmüştüm. Çünkü önyargılarım ve ben bir bütünüz. Bu projenin bir dizi olduğunu sonradan anladım.

Cut The Mustard, Mayıs Rukel, Vanille Ougen ve Lucie Gerard’ın birlikte yazdığı ve çektiği bir dizi. Hiçbiri Hollandalı olmayan üç kişinin Amsterdam’da bir sanat akademisinde bir araya gelmesi sonrası onların hayatlarına gerçekçi bir bakış açısıyla yaklaşan dizinin “Bite Me” isimli ilk bölümü yaklaşık yarım saat sürüyor. Asaf, Max ve Zoe adlı kahramanlarımızın yanında bir diğer önemli karakter olarak Kimberly var.

Birbirinden çok farklı olan Asaf, Zoe ve Max sanat akademisinde bir araya gelip bir arkadaş ortamı kurmuşlar. Üçü de dışarıdan bakıldığında özgüvenleri yerinde gibi görünse de yalnız kaldıklarında başka bir dünyaları var. Dizinin hemen başında her birinin özel yaşantılarındaki hallerini, toplum içine karıştıklarındaysa en yakın arkadaşlarının yanında bile ne kadar farklı kişiler olduklarını görüyoruz.

İlk bölümde cinsiyetçilik, ırkçılık ve kişisel travmalar gibi birçok toplumsal sorun hakkında yüzeysel gibi görünen ama esasında içeriği zengin bir anlatım var. Mesela bölümün sonlarına doğru Asaf ve Hollandalı bir genç arasında geçen diyalog özellikle dikkat çekiciydi. Hollandalı gencin kendisine yaklaşımını ırkçılık olarak nitelendiren Asaf bunu dile getirdiğinde aldığı cevap şaşırtıcıydı. Ama asıl ilginç taraf Asaf ve arkadaşlarının bu genci tarif ederken kullandığı kelimelerdi. Irkçılıkla suçladıkları genci tarif etme biçimleri oldukça şekilci ve aşağılayıcıydı. Burada verilen aslında tüm insanların bir miktar ırkçı olduğu mesajı bence bölümün en güzel yanıydı.

Dizinin müthiş bir rejisi, harika oyunculukları olduğunu söyleyemem. Ancak ortaya konan ruh izleyiciye fazlasıyla geçiyor. Her karakterin hikayesinde kendinizden bir parça bulurken bir bakıyorsunuz aslında aranızda dağlar kadar fark var. Bu sebeple karakterle aranızda bağ kuruyor ama sadece onu içselleştirmiyorsunuz. Aksine iç dünyanızda oluşan şey karakterlerin tümünden aldıklarınız oluyor. Harika oyunculuklar yok derken de oyunculukların kötü olduğunu söylemiyorum. Her biri bu alanda başarılı ve bu sanata gönül verdikleri çok açık.

Devamlılık konusunda da daha önceki birçok YouTube dizisinde olmayan bir düzen var. Mesela bir sahnede karakterin saçı önüne düşmüşken bir sonraki sahnede düzeltilmiş halini görmüyorsunuz. Bunlar küçük ama detaycı biriyseniz can sıkıcı noktalar. Üstelik dizinin ilk bölümünün hazırlıkları Ekim ayından bu yana geliyor. Öyle bir günde çekilmiş bir bölüm yok yani karşımızda.

Sevgili Mayıs Rukel’le sosyal medya hesabı üzerinden kısa bir sohbet yaptık. Dizinin ikinci bölümünün Yaz başında yetiştirileceğini söyledi. İki bölüm arasında bu kadar uzun zaman olmasının sebebi ekibin diziyi tamamen kendi imkanlarıyla çekmesinden kaynaklanıyor. Arkalarında bir yapım şirketi yok. Bir firmayla görüşme yaptıklarını, eğer anlaşma sağlanırsa ikinci bölümün daha çabuk geleceğini söyledi.

Bu konuyu bencilce düşündüğümde bu ruhu kaybetmelerini istemediğim için aylarca ikinci bölümün gelmesini bekleyebilirim. Fakat kalbimin sevimli tarafı da bu tip güzel girişimlerin bir şekilde desteklenmesi gerektiğini söylüyor. Keşke anlaşmayı yapsalar ama karşı taraf projenin hiçbir yerine müdahale etmese ve bu gençlerin içlerinden geçen bir hikayeyi daha çabuk izleyebilsek.

İşten ya da okuldan yorgun geldiğiniz bir akşam kendinize bir iyilik yapın ve Cut The Mustard’ın ilk bölümünü izleyin. Sizler için dizinin linkini buraya bırakıyorum. İlginizi çekeceğini düşündüğüm tanıtım da aşağıda yer alıyor. Şimdiden hepinize keyifli dakikalar diliyorum. Cut The Mustard, isminin hakkını veren bir yapım olmuş. Tüm ekibini emekleri ve başarıları için tebrik ederim.

Bora Yıldırım

Bön Türk.

Önceki Yazı

Ambyr Childers, You’nun İkinci Sezonunda Yer Alacak

Sonraki Yazı

The Handmaid’s Tale’in 3. sezonundan ilk tanıtım geldi