Değişmek Mümkün müdür? | Vikings 5. Sezon 2. Kısım

İnsanın kişilik olarak değişme ihtimali var mıdır? Bana göre Vikings bu sezonun hatta belki de tüm sezonlarının temelini bu soru üzerine kurdu. Dizide kimi karakterlerin olumlu ya da olumsuz büyük değişimlerine şahit olduk. Şunu da belirtmem lazım, bazı değişimler de ummadığım handikaplar yarattı. Mesela çok kısa sürede olan değişiklikler veya bu tarz değişimleri başka karakterlerden de bekleyip görememek benim açımdan hayal kırıklıkları yarattı. Lafı fazla uzatmadan bu sezonun ikinci on bölümünü ana karakterler üzerinden ele alacağım incelemeye geçelim;

Ivar

“Hangi cüretle benim bir tanrı olmadığımı söylersin. Duymuyor musunuz? Thor çekicini vuruyor, Aesir beni salonuna davet ediyor.”

-The Lost Moment-

Vikings’in değişim rüzgarında beni en çok yanılttığı karakter Ivar oldu. Çocukluğunda kafasını yardığı oyun arkadaşını hatta öldürdüğü öz kardeşini unutup ondan en azından kendi halkına adil olacağını bekledim. Bu benim hatamdı elbet ama halkının inançlarıyla adeta alay edercesine “ben tanrıyım” demesini ya da hükümdarlığını sağlamlaştırmak için onlara türlü eziyetlerde bulunmasını nasıl tahmin edebilirdim ki?

Ivar o kadar gerçeklikten koptu ki sonunda kendi uydurduğu palavralara bile inanmaya başladı. Hatta öyle ki karısı Freydis’in attığı bariz yalana bile inandı. Neden ki? O bir tanrıydı. Her şeye gücü yeterdi. Yalanlar biriktikçe birikti adeta ve nitekim bu yalanların bedeli çok ağır oldu. Gerçeklerin acısı, kardeşleri Kattegat tahtını ondan almak için geldiklerinde yüzüne bir tokat gibi çarptı. Eşine, adamlarına ve halkına sevgi göstermek yerine korkutarak hükmetmeye çalışması her şeyini kaybettirdi ona. Elbette henüz yaşadığı için tam dibi gördüğünü ve artık bittiğini düşünmek hem biz izleyici hem de kardeşleri için büyük hata olacaktır. Ivar’ın hiç dikkat çekmeyen! kaçışıyla, daha güçlü dönebilmek için gidebileceği yerler kısıtlı görünüyor. Önümüzdeki sezon, söz verdiği külfetli ödemeleri yapamayacağı Rollo’yla ya da tahtını tekrar almaya yardım edebileceği yeni bir düşmanla ittifak kuracağını düşünüyorum.

Bjorn

“Babamı kaybettim. Şimdi de annemi. Ama işte babamın hayali. Tam burada. Bizim için istediği her şey. Ne tuhaf.”

-The Buddha-

Her zaman daha iyi bir mevkiyi hak ettiğini düşündüğüm Bjorn, sonunda Kattegat’ta krallık koltuğuna oturmayı başardı. Hem Ragnar’ın oğulları içinde en büyüğü olarak hem de savaşlarda gösterdiği cesaret ve halkına karşı hissettiği sevgiyle buna layık olduğunu göstermişti zaten. İngiltere kralı Alfred’in karısına kadar uzanan çalkantılı aşk hayatı, kendisine çok benzeyen bir kadınla bitmiş gibi görünüyor. İşin bir ilginç tarafı da Gunhild’le, birbirlerine karşı bulundukları ölümüne bir savaş sayesinde bir araya gelmiş olmaları. Artık Bjorn babasının bıraktığı izleri takip etmekten başka bir sorumlulukla ilgilenmeyecektir. Zaten final bölümünün son sahnelerinde babasının bilgece sözleri kulaklarında çınlarken bunu iyice belli etti. “Güç her zaman tehlikelidir. Belayı üzerine çeker ve en iyiyi bozar. Güç onu yerden almak için yere eğilmeye hazır olanlara verilir.” Şüphesiz bu yolda yaşayacağı en büyük engel Ivar olacaktır.

Bjorn konusunda aklıma takılan bir konudan daha bahsetmek istiyorum. Ubbe hangi ara Kattegat’a dönmüştü yoksa gördükleri hayal miydi? Annesinin yaşadığına şaşırması ve ondan aldığı babasının kılıcını daha sonra da elinde bulundurması olayın gerçek olduğunu düşündürüyor. Ama bunlar onun hayali de olabilir tabi. Cevap için yeni sezonu beklemek gerekiyor.

Ubbe

“Wessex Kralı Alfred bize kendi topraklarında büyük bir arazi verdi. Burada işleyen bir yerleşim oluşturmak babamın her zaman hayaliydi. Ordularınız kılıçlarını bırakırsa hemen Doğu İngiltere’deki topraklara yerleşebilirsiniz. Savaş meydanında gereksiz yere ölmektense erkek ve savaşçı kadınlarınız toprağı sürebilir ve burada bir hayat kurabilirler. Size engel olacak hiç bir şey yok ve kazanmak için her şeye sahipsiniz.”

-Baldur-

Ragnar’ın oğulları içinde tüm davranışlarıyla ve aldığı kararlarla giderek ona daha çok benzettiğim Ubbe, istemeyerek din değiştirme, Saksonların tarafında savaşma ve ölümüne yapılan bir dövüş gibi ağır bedellerle babasının hayalini gerçekleştirdi. Çiftçi olan Ragnar’ın hayali, İngiltere’de bir toprak parçasına halkını yerleştirip orada kalmalarını sağlamaktı. Ona en çok benzeyen oğlu tarafından bunun gerçekleştirilmesi gayet normal değil mi?. Yeni sezonda cevap bulabileceğimiz asıl soru ise Ubbe, yeni Kattegat kralı abisi Bjorn’e yani gerçek halkına mı katılacak yoksa Alfred’in yanına geri mi dönecek?

Hvitserk

“Kral Olaf buraya York’u kurtarıp Weesex’e saldırmada Ivar’a yardım et demeye gelmedim. Ivar’a saldır ve onu Kattegat’da tahttan indir demeye geldim.”

-Baldur-

Ivar’ın yanında yer almayı seçmenin ve onun palavralarına katlanmanın bedelini ağır bir şekilde ödeyen Hvitserk şimdilik doğru yolu bulmuş gibi görünüyor. Ivar’ın mağlup edilmesinde kilit rol oynadıktan sonra artık onun en büyük düşmanı olduğu konusunda hemfikir olduğumuza eminim. Hvitserk muhtemelen bundan sonra Ubbe’yle adımlarını atacak. Bu onu Ivar belasından ne kadar uzak tutacak hep birlikte göreceğiz.

Lagertha

“İşte kralların kılıcı. Çok yaşa Kral Bjorn. Kattegat’ın kralı. Çok yaşa Kral Bjorn!”

-Ragnarok-

Ragnar öldükten sonra onu en mutlu haliyle bu sözleri haykırırken gördüm. Oğlu Kattegat’ın kralı olduğunda sanki tüm hedeflerine ulaşmış gibi görünüyordu. Hoş bu sezon kendisine dizide herhangi bir amaç verildiğini de söylemek zor. Kattegat kraliçesi olduğu günlerdeki gibi yaptıklarına bir türlü anlam veremedim. Sanki senaristler, dizinin kalan en sevilen karakterlerinden birini bilerek ele ayağa düşürüyorlardı. İngiltere’de yaşadıkları ise bir Lagertha hayranı olarak kabul edilemezdi. O kadar çaresiz bir Lagertha’yla karşılaştık ki neredeyse aklını bile kaybettirecek kadar ileri gittiler. Bu bir nebze anlaşılabilir belki ama açıkçası ben bu kadar savaş görmüş ve türlü belalar atlatmış birini böyle bir durumda görmeyi asla kaldıramıyorum. Bütün bu yaptıklarından sonra senaristlerin Lagertha’yı yeni sezonda nasıl bir şekilde ve nerede göstereceklerini tahmin edemiyorum.

Floki

“Hayır Kjetill, yapmayacağım. Ben eski ben olsaydım bu küreği seni bayıltıncaya kadar kafatasına geçirirdim. Ve uyandığında da karını canlı canlı yakmamı izlemene izin verirdim. Sonra da sağ kalan son oğluna senin taşaklarını kestirir onları sana yedirirdim. Sen kan kaybından yavaşça ölürken gördüğün son şey oğluna tecavüz edişim olurdu. Merhamet edip de onu öldürür müyüm öldürmez miyim bilemezdin. Ama görüyorsun bunların hiç birini yapmayacağım. Hatta sen ve Eyvind ya da bu lanetli yerdeki herkes bana bakışlarınızın değişmeyeceğini gösterseniz bile. Ben kendimi değiştirdim ve böyle kalmaya devam edeceğim. Ölenlere borcum bu benim. Burada ne isterseniz onu yapın. Benim insanlarla işim bitti.”

-Baldur-

Floki, yaşananlardan sonra barış dolu yeni bir hayatı beraber olduğu toplulukla yaşayabilmenin olanaksız olduğunu kabul etti. Onun için gerçekten çok üzgünüm ama kabul etmek gerekir ki bugüne kadar vahşet dolu bir hayat yaşamış insanların içinde huzuru aramak akıllı bir iş değildi zaten. Bir yerde elinde patlayacağını tüm izleyici bekliyordu fakat büyük ihtimalle böylesine bir acımasızlığı tahmin edebilen yoktur. Bana göre Floki aslında bir şeyi daha gözler önüne serdi. İnanç dediklerimizin aslında ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğuna iyi bir örnekti yaşananlar. Peki çektikleri bununla sınırlı kaldı mı? Tabi ki hayır. Hayat acımasız şakalarına devam etti. Kendi tanrılarını ararken korkulu rüyasıyla karşılaştı. Artık dini elden gitmişti. Önümüzdeki sezon ona neler getirecek gerçekten çok merak ediyorum.

Alfred

Son bir şey daha! Ragnar Lothbrok’un oğlu Ubbe ve karısı Torvi vaftiz olup, Hristiyan inancına geçmeyi kabul ettiler. Lordlarım, lütfen! Tanrı adına hepinizden rica ediyorum. Bu kararı kabul edin ve bundan memnun olun. Bu önemli bir şeyin başlangıcı olacak. Bir zamanlar düşmanımız olan bu insanların yardımları olmadan Wessex yaşayamaz ve yaşayamayacak da.

-A New God-

Alfred bu sezon geçirdiği değişimle “Büyük” unvanına layık olmaya biraz daha yaklaştı. Özellikle politik meselelerdeki tutumunu, kimi ne zaman ve ne kadar dinleyeceğini çok iyi bilmesini, sıkıntılı durumlarda yaptığı mükemmel tespitleri ve muazzam ileri görüşlülüğünü izlemek harikaydı. Her işine karışan annesinin artık olmayacak olması onun için hem avantaj hem de dezavantaj olarak görünüyor. Önümüzdeki sezon hangisinin ağır basacağını hep birlikte göreceğiz.

Utku Ertem

Önceki Yazı

Vurgun 1. bölüm basın özeti ve görselleri yayınlandı

Sonraki Yazı

Bir Sürünün Doğuşu belgeseli National Geographic Wild’da