Hanna | İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum

Amazon Prime’ın “yüksek konseptli gerilim ve yeni çağ dizisi” olarak tanıttığı Hanna, 2011 yapımı aynı ismi taşıyan aksiyon, drama ve gerilim türündeki filmden esinleniyor. Macaristan, Slovakya, İspanya ve Birleşik Krallık’ta çekilen Hanna’nın ilk sezonu sekiz bölümden oluşuyor. Dizinin yayınlanmasında farklı bir yol izleyen Amazon, ilk bölümü 3 Şubat’ta ama sadece 24 saatliğine yayınlayacağını daha önce duyurmuştu. Tüm bölümler ise Mart ayı içerisinde izleyiciyle buluşacak. İşte hakkında edindiğim bilgilerle Hanna’nın ilk bölümüne dair yorumlarım;

Kimler Oynuyor

Hanna oldukça dar bir kadroya sahip. Ana kadro üç isimden oluşurken, ilk bölüm itibarıyla yardımcı oyuncu kadrosu da gayet sınırlı. Amazon’un burada kısıtlı davranmasının en büyük nedeni bana göre büyük bir hayran kitlesine sahip, Killing’in muhteşem ikilisi Mireille Enos ve Joel Kinnaman’ın diziyi zaten istenen noktaya taşıyabileceklerini düşünmesi.

Ana kadrodaki oyunculardan ve canlandırdıkları karakterlerden bahsedecek olursam, on beş yıl önce yüksek güvenlikli hapishaneye benzeyen bir yerden karısıyla birlikte bebeğini kaçırıp kurtarmak zorunda kalan, geçen süre zarfında kızını saklamayı başaran ve onu hayatta kalma, savaşma konularında sıkı eğiten bir baba Erik Heller (Joel Kinnaman), bebekken zorla yerleştirildiğini düşündüğüm yerden anne ve babasının çabalarıyla kurtulan ama kendisini oraya yerleştirenlerin peşini yıllar sonra bile bırakmadığı, babasının sayesinde tüm hayatını onlardan kaçmaya ve onlara karşı savaşmayı öğrenmeye harcayan genç bir kız Hanna (Esme Creed-Miles) ve baba kızı amansızca yakalamaya çalışan, henüz görevini bilmediğimiz ama önemli bir pozisyonda olduğu belli olan ve normal hayatında nasıl sıradan bir anne gibi davrandığını görmenin sizi de dehşete düşüreceğine inandığım Marissa Wiegler (Mireille Enos). Hanna’nın senarist koltuğunda 2011 yılındaki aynı isimli filmin de senaristlerinden David Farr bulunuyor.

Konusu Neymiş

Hanna, 2003 yılında yüksek güvenlikli bir yerden anne ve babası tarafından bir bebeğin kaçırılmasıyla başlıyor. Kaçırılmadan çok bir kurtarmaya benzeyen olay, helikopterin de işin içinde olduğu bir kovalamacaya dönüşüyor. Yaşanan olaylardan sonra kızını kaptığı gibi ormana dalan baba sırra kadem basıyor.

Sonraki sahnede, bir çocuğun karlarla kaplı arazide ustaca avlanmasından ve kendisinden beklenmeyecek şekilde dövüşmesinden aradan yıllar geçtiği tahmin edilebiliyor.

Hanna, babasının ona harcadığı emekle savaşmayı ve hayatta kalmayı öğrenmiş, güvenli bir şekilde büyüyüp ergenlik dönemine gelmiştir. Yalnız babasının sağladığı bu güvenli ortam beraberinde ona inanılması güç bir handikap getirmiştir. Yalnızlık… Ama öyle tahmin edilen türden değil. Hanna, babasından başka hiç bir insanla temas kurmamıştır. Onunla bir mağarada yaşayarak, tehlikeden uzak ama dipsiz bir yalnızlıkla büyümüştür. Ama artık Hanna için merak ve isyan, tüm ergenlerde olduğu gibi doruk noktaya ulaşmıştır. Babasının hiç kimseyle temas kurmaması için belirlediği sınırların arkasını görmek onun için hayat memat meselesi olmuştur. Sonunda Hanna sınırları aşar ve tıpkı babasının korktukları yüzünden gizliliği ifşa olur. Artık kaçmaktan başka çareleri yoktur. Fakat mağarada özenli bir şekilde yaptıkları kaçış hesapları bekledikleri gibi ilerlemeyecektir.

Ne Umdum Ne Buldum

Bana göre ilk bölümün, tüm dizinin yayınlanmasından önce ekranlara gelmesi riskli ama getirisi çok iyi olabilecek bir strateji. Eğer bölüm beğenilmezse bu tüm diziyi olumsuz etkileyebilecek ama beğenildiği takdirde de izleyicide büyük merak uyandırabilecek bir hamle. Benim için şimdilik olumlu etkisi geçerli durumda. Çünkü ilk bölüm beklentilerimi karşılamayı başardı. Her ne kadar Mireille Enos ile Joel Kinnaman performans olarak beni hayal kırıklığına uğratsa da 2000 doğumlu Esme Creed-Miles ise oyunculuğuyla beni kendine hayran bıraktığı için sonraki bölümleri sabırsızlıkla bekliyorum. Dizinin çekimleri bir iki sahne dışında gayet başarılı ki bu sonraki bölümler için umut vadediyor. Şunu da belirtmem de fayda var, 2011 yılında yayınlanan aynı isimli film aksiyon sevenleri memnun ettiği kadar Chemical Brothers tarafından hazırlanan müzikleriyle de dikkat çekmişti. İlk bölümdeki çizgisini devam ettirirse, müzik konusunda dizinin de başarılı olmasını bekliyorum. Sonuç olarak farklı konusuyla dikkat çekici dram ve gerilim yüklü bir aksiyonun yabancı dizi dünyasında kendine iyi bir yer edineceğine dair herhangi bir şüphem bulunmuyor.

Sosyal Medya Bu Dizi İçin Ne Diyor

Hanna hakkında umduğumdan az sayıda yoruma rastladım. Yabancı dizi hayranlarının dikkatini çekmeyi henüz başarabilmiş değil. Az sayıdaki yorumların çoğunda dizi göklere çıkarılmış. Ama bazı yorumlarda ise acımasızca eleştirilmiş. Bu konuda fikrimi merak ediyorsanız, Hanna, ne çok büyük övgüyü ne de acımasızca yerilmeyi hak ediyor. Zaten ağır eleştirilerin çoğu hikayeden haberi olmayanların henüz birbirinden çok uzakta duran, birleşince mantık kazanacak parçalar üzerine yaptıkları yorumlar.

Kimler Bunu İzlemeli

Öncelikle şunu söylemem gerek, gerilim yüklü aksiyonlardan hoşlanıyorsanız Hanna’yı izleme konusunda fazla düşünmenize gerek yok. Ben iyi bir aksiyonun öncelikle oyuncu performanslarına bağlı olduğunu düşünürüm. Eğer siz de bu konuda benimle hemfikirseniz vakit ayırma konusunda hiç endişelenmeyin. Dizide bu yükün altından kalkabilecek isimler mevcut. Mireille Enos ile Joel Kinnaman’ın performans olarak bölümler ilerledikçe ağırlıklarını koyacaklarına inanıyorum. Burada Esme Creed-Miles’ın da beklediğimden çok daha iyi bir oyunculuk sergilediğini altını çizmeliyim. Dizinin çekimleri ise ilk bölüm için fena değil ama bence ilerleyen bölümlerde daha da etkileyici olması muhtemel. Son olarak bir diziden örnek verecek olursam, Hanna’dan aynı seviyede olmasa da Prison Break tarzı uzun soluklu bir kovalamaca bekliyorum.

Ben Beğendim Çünkü

Mireille Enos ile Joel Kinnaman isimleri, Amazon’un işin içinde olması ve filminin türü sevenler için iyi bir izlenim bırakmış olması Hanna’ya olan beklentimi yükseltmişti. Zaten bu tarz bir aksiyon dizisini uzun zamandır görmek istiyordum. Filmi izleyenler bana katılacaktır, parçalar birleşmeye başlayınca ortaya farklı bir hikaye çıkacağı için ilerleyen bölümler için çok umutluyum. Her şey yolunda giderse yeni bir efsaneyle bile tanışacağımızı düşünüyorum. Esme Creed-Miles’ın beklentilerimi aşan performansı da diziyi takip etmem için iyi bir sebep oldu.

Utku Ertem

Önceki Yazı

Duygu Gürbüz: Kit Harington’ın oyunculuğuna değil kendisine hayranım

Sonraki Yazı

George Clooney’li Catch-22 Dizisinden Fragman Geldi