ABC Murders | Sherlock Kalmadı Poirot Verelim

Geçenlerde twitter’da okuduğum çok haklı bir isyandı…

“İki’nin üç harfle, “üç”ün iki harfle yazılması beni çok rahatsız ediyor”

Bu bahsedilen problemden “dört”ü düşünerek uzaklaşmak mümkün olsa da benzer bazı sorunlar hayatın farklı alanlarında karşımıza çıkabiliyor.

Mesela…

En tanınan dedektif karakteri Sherlock Holmes’un yazarı Sir Arthur Conan Doyle polisiye dendiğinde bir Agatha Christie kadar bilinmez ama Agatha Christie’nin yarattığı dedektif Hercule Poirot’da Sherlock’un hep bir adım gerisinde kalmıştır.

Yukarıdaki iddialı cümlenin hayata geçişini kabaca son bir yılda izlediğimizi söyleyebiliriz. Sherlock Holmes’dan uzak kaldığımız günler boyunca Hercule Poirot hem bir sinema filmiyle ( Vizyon Kasım 2017 ama aramızda 1,5 ayın lafı olmamalı bence ) hem de üç bölümlük bir mini diziyle izleyenlerin karşısına çıktı. Çıktı lakin ne kadar ses getirdi derseniz maalesef bir Sherlock olamadı, hem de karaktere can veren ünlü oyunculara ve iddialı prodüksiyonlara rağmen.

Beyazperde’de Kenneth Branagh ne kadar Poirot olabilmişti, bunu bir gün karşılaşırsak yüz yüze konuşuruz, öte yandan John Malkovich’i üç bölümlüğüne de olsa bu ünlü dedektife hayat verirken izlemek için Aralık’ın son günlerini heyecanla beklemiştim o dönem.   Önce biraz Malkovich’den bahsetmek lazım belki. Malum seveni kadar sevmeyeninin de olduğu bu sıra dışı ismi şahsen her zaman “büyük yetenek”lerden biri olarak görmüşümdür. Tarz sahibi bir oyuncudur benim gözümde. Bir mafya babası ya da bir dedektif hiç fark etmez hangi karakteri verirseniz verin onu Malkovich gibi sahneye/ekrana taşıyan usta oyuncunun bu özelliği misal Zehra Çelenk tarafından ise “kendisiyle vurgulu olmak” şeklinde tanımlanır. Sayın Çelenk gazeteduvar.com’da yazılarını büyük bir keyif ve heyecanla takip ettiğim değerli bir kalem olsa da bu konuda bir hayli faklı düşündüğümüzün altını çizmem lazım.

ABC Murders’a gelirsek (ve nihayet, zahmet oldu demeyeceksiniz), polisiye severlerin kaçırmaması gereken bir yapımla karşı karşıya olduğumuzu söylemek lazım. Bir ITV yapımı olan bu üç bölümlük mini dizi taşıdığı dönem filmi / dizisi olma özelliğinin altında ezilmemeyi başarırken, kaliteli bir polisiyenin damakta bıraktığı o harika lezzeti sunmayı başarıyor.

Aksiyon olsun da ne olursa olsun düsturundan uzak, ancak içine girdiğinizde yakalayabileceğiniz yüksek temposuyla ABC Murders Agatha Christie’ye bir anlamda saygı duruşuna davet ediyor izleyicisini. Baş karakter olan Hercule Poirot’un emeklilik günlerini, bir parça gözden düşmüş ve yalnız kaldığı zamanları seyircisiyle paylaşan hikaye, ünlü dedektifle temasa geçen bir seri katilin mektıuplarıyla başlıyor. Artık polis kuvvetlerinde de tanıdığı kalmamış ve oldukça yaşlanmış olan Poirot’nun öncelikle Scotland Yard’ı bir seri katilin varlığına ikna çabalarını sonrasındaysa şeytani bir zekanın hazırladığı ölümcül planlarla mücadelesini izlediğimiz ABC Murders kullanılan çekim teknikleri ve kusursuz kurgusuyla tam bir görsel şölen sunuyor.

Diziyi izlerken bir Agatha Christie öyküsünden beklenen her şey, sürprizler, ters köşeler, şaşırtıcı olay örgüsü vesaire eksiksiz olarak izleyiciyle buluşuyor. İşin keyifli yanıysa bütün bunların üzerine bir de Poirot’nun geçmişini öğrenme şansı yakalamamız. Kendisini eski bir polis olarak tanıtan ünlü dedektifin neden herhangi bir kolluk kuvvetinde kaydı olmadığı, geçmişinde neler yaşadığı ve eski mesleğinin ne olduğu gibi tüm sırlar bu sarsıcı üç bölüm içerisinde açığa çıkıyor.

Tüm hikayenin ortasında Fransız aksanıyla İngilizce konuşan bir Malkovich’in yaklaşık 180 dakika boyunca, başka bir deyişle tek bir gecenizi ayırdığınızda sizinle paylaşacağı bu muhteşem polisiye klasiği an itibariyle sanal alemin gizemli bir köşesinde gerçek polisiye severlerin tıklamasını bekliyor.

Ozan Kayahan

Hayatın anlamını buldum ama söylemem

Read Previous

Until The Wedding dizisinin başrolleri belli oldu

Read Next

Bir Aile Hikayesi’nin afişi yayınlandı