Love, Death & Robots | İnceleme | Son 9 Bölüm

Netflix’in yeni antoloji serisi Love, Death & Robots sonunda yayınlandı. Henüz yapım gelmeden beklentiler çok yükselmişti. Zira trailer inanılmaz gözüküyordu. Bunun yanında Mindhunter ve House of Cards’ın yapımcısı David Fincher, bu projenin de yapımcısıydı. Aynı zamanda projeyle ilgili çok iddialı açıklamalar yapmıştı. Hepsi bir araya gelince büyük bir beklenti ile oturdum televizyonun karşısına.

Dizi benim tahminimden çok çok daha iyiydi. Sanırım son 10 yılda bu kadar zevk aldığım herhangi bir şey izlememiştim. Bakın dizi demiyorum şey diyorum. O kadar büyük bir keyifle izledim. Proje başlamadan ön gösterimden sonra yapılan yorumlar nedense çok kötüydü. Hatta bununla ilgili geçtiğimiz podcastte bahsettik ve dedikoduların kortucu olduğu söyledik. Cinsiyetçilik ve şiddet eleştirileri vardı ama dizide ben böyle bir sorunla karşılaşmadım.

Dizinin ilk 9 bölümünü yazar arkadaşlarımdan Salih şurada yazdı. Ben 10. bölümden itibaren kendi görüşlerimi aktaracağım.

10. Bölüm – Shape-Shifters

Doğaüstü güçlere sahip iki Amerikan askerinin Afganistan’da görev yapmaktadır. Bu askerler Kurt adam olmasının yanında şekil değiştirebilme özelliğine de sahiptir. Askeriye içerisinde insan askerlerden zorbalık görüyorken, aynı zamanda Afganistan’da kendi türünden bir canlının saldırısına uğrarlar. Şekil değiştirme sahneleri özellikle bölümün en ekileyici anlarındandı.

11. Bölüm – Helping Hand

Dizinin gerilimi en yüksek bölümlerinden bir tanesiydi. 127 Hours filmini izleyenler bahsettiğim gerilim türüne çok hakimdir. Bölümde Alexandria yörüngedeki uyduların tamiri veya bakımı ile görevlidir. Yine bu rutin işlerinden bir tanesini yaparken atmosferde dolanan bir parça Alexandria’ya çarpar ve uydudan kopup boşlukta savrulmasına neden olur. Ayrıca oksijen kaynağı da delinmiştir ve yaşamasının imkanı yoktur. Tam bu esnada kolundaki korumayı çıkartıp boşluğa savurarak ivme ile aracına tutunmaya çalışır ama başarılı olamaz. Bundan sonra tek çaresi kolunu koparıp aynı denemeyi bir de koluyla yapmaktır. Peki Alex bu fedakarlığı yapacak mı? Veya siz olsanız bunu yapar mıydınız?

12. Bölüm- Fish Night

Konu itibariyle dizinin en iyi bölümlerinden olabilecekken, hikaye anlatımındaki hatalardan dolayı bence başarlı bir bölüm değil. Görsel olarak çok tatmin edici ancak hikaye biraz havada kalıyor. Hemen konuda bahsedeyim. Arabaları çölün ortasında bozulan iki satış elemanı geceyi burada geçirmeye karar verir. Karakterlerden birisi çölün tarihinden bahsetti ve çağlar öncesinde buraların sular altında olduğunu anlatır. Gece uyandıklarında ise ikili çağlar öncesi ile bağlantı kurmuştur ve bulundukları yer bir okyanusun dibine dönüşmüştür. Bundan sonrası tam bir görsel şölen olsa da, su altı ile bağlantının sınırlarını anlayamazlar ve başlarına esrarengiz olaylar gelir. Fish Night aynı  Joe R. Lansdale’in aynı isimli hikayesinden uyarlama.

13. Bölüm – Lucky 13

O kadar güzel bir hikaye ki bu, üzerine film çekilsin denilecek cinsten. Star Wars’deki veya bu tarz filmlerdeki uzay gemisi ile insan ilişkilerine zaten aşinayız. Milenium Falcon’u herkes bilir. Burada da böyle bir hikaye var. Şimdiye kadar iki mürettebatı yaşanan kaza sebebiyle ölen uzay gemisini kimse uçurmak istemez. Ancak çaylakların seçme şansı da olmaz. Orange is the New Black ve Handmade’s Tale’den tanıdığımız Samira Wiley’in hayat verdiği Colby karakteri gemiye pilot olarak atanır. Bundan sonra gemi ile çok iyi bir bağ kuran Colby, çok başarılı operasyonlar atlatır. Öyle başarılı olur ki, onlarca uzay gemisiyle çıkılan operasyondan sağlam dönen tek araç olmayı başarır. Bu başarılardan sonra uğursuzluğuna inanılan araca Lucky 13 ismi verilir. Colby modern araçla eski aracının değiştirilmesi tekliflerini defalarca reddeder ancak sonunda Lucky 13 ile vedalaşması gerekecektir. Peki bu veda nasıl ve ne zaman olacak? İşte bölümün en can alıcı noktası da burada.

14. Bölüm – Zima Blue

18 bölümlük dizide açık ara en çok sevdiğim bölüm. Hatta sezon bittikten sonra dönük tekrardan bu bölümü izledim. Bölümdeki hava o kadar başarılı ki, 3 sezon dizi çekip üzerine film çekilse yine izlenebilir. O derece başarılı. Ancak bölüm sadece 10 dakika. Dünyaca ünlü sanatçı Zima her yaptığı ile büyük ses getirir. Hiç kimseye röportaj vermeyen sanatçı son ve final çalışmasını halka tanıtmadan önce bir gazeteciyi çağırır ve geçmişini anlatır. Yarı robot yarı insan olarak bilinen Zima’nın geçmişi bilinenden çooook daha farklıdır.

Bölüm Alastair Reynolds’ın Zima Blue and Other Stories isimli kitabından uyarlama.

15. Bölüm – Blind Spot

Bir soygun çetesinin son hızda giden ve yüksek korumalı bir araca yapacağı hırsızlık planını ve bunun işleyişini konu alan bölüm, tüm bölümlerin aksine bir uyarlama yerine orijinal hikaye. Bölüm içerisinde takım arkadaşlığına ve birbirini tamamlayan parçalara sık sık dem vurulsa da beni çok etkilemeyen bir bölüm oldu.

16. Bölüm – Ice Age

Bölümlerin konularını okurken en ilginç konuya sahip bölüm olarak bunu belirlemiştim. Gerçekten de konu güzel işlenirse çok keyifli olabilirdi. Şöyle ki, bir apartman dairesine taşınan genç çift, antika buzdolabının içinde kayıp bir medeniyet bulur” açıklaması herkesi merak ettirecek cinsten. Bölüm tam bu bağlamda güzel başlasa da, bu medeniyet insanlığın çağlarını çok hızlı bir şekide geçiriyor. Tam bir toplum eleştirisi olan bölüm, kafamızı kaldırıp uzak bir perspektiften baktığımızda birbirimiz ile ne kadar çok uğraştığımızı bize hatırlatıyor. Benim beklentim çok yüksek olduğu için tatmin olamadım ama çok farklı bir bölümdü.

17. Bölüm – Alternate Histories

Yine ismi ve konusu çok ilgi çekici olsa da anlatımı çok da başarılı bulmadığım bir hikaye. Multiversity isimli bir yazılım ile kendi alternatif tarihinizi yaratabilirsiniz. Mesela Hitler ilkokuldayken ölseydi ne olurdu? Bölümün teması bunun üzerine olsa da, sadece 4 paralel evreni aynı düzlemde anlatıyor. Mesela birinci evrende Hitler okuldan çıkınca hemen ölüyor, ikinci evrende hemen ölmeyip parka gidince ölüyor. Bu bağlamda Aya ilk ayak basanlar ve dünya süper güçler değişiyor ama hikayelerin başlangıcı çok tatmin edici değil. Yine de çok farklı bir deneyim olduğunu kabul etmem gerekir.

18. Bölüm – The Secret War

Dizinin animasyon kalitesi olarak en iyilerinden bir tanesiydi. Bazı anlar gerçek mi yoksa animasyon mu olduğunu anlayamadım. Daha çok oyun oynuyor gibiydi. Konusuna gelirsek, Sovyetler Birliği döneminde Kızıl Ordu’nun bir kısmı Sibirya’da şeytani bir varlık ile savaş vermektedir. Burada yaratığa karşı verilen mücadelenin yanında Nikolai Zakharo’nun kişisel yaşadıkları da çok ilgi çekicidir.

Dizinin ik 9 bölümlük kısmını şuradan okuyabileceğinizi tekrar hatırlatayım. Bunun yanında ben ilk 9 bölümden de çok keyif aldığımı belirtmek isterim. Özellikle The Witness(Tanık) isimli bölüm Zima Blue(Zima Mavisi) ile dizinin en iddialı iki bölüm olduğunu düşünüyorum.

Umarım çok hızlıca ikinci sezon onayı gelir ve ikinci sezonda 18 değil 38 bölüm falan izleriz. İzlemeyenler de bu kısa kısa bölümlü harika diziyi sakın kaçırmasın diyorum.

Kamil Akar

Önceki Yazı

Shameless | 9. Sezon İncelemesi | SoruYorum: Hafize & Kamil

Sonraki Yazı

Anime Podcast #1 – Anime Nedir? Neden İzlenmelidir? İzleyiciye Neler Katar?