Şaşırtıcı Konusuyla 20 Belgesel

Bu yazıda uzun zamandır zamanımı ayıramadığım ve bu nedenle hayli üzüldüğüm bir konuyla karşınızdayım. Belgeseller. Hakkında yazdığımdan bu yana bir çok olağan üstü doğa belgeseli izledim. Hayvanlardan tutun da bitkiler alemine, uzay biliminden tutun da evrenle ilgili bildiklerimize kadar. Hepsi de harikaydı ama son zamanlarda aslında hiçbirinin insanoğlu ve onun yaşamdaki iyi veya kötü bıraktığı izler kadar şaşırtmadığına karar verdim. Neymiş peki bu izler diyecek olursanız, tarih boyunca sebep olduğumuz tüm şok edici, kalp kırıcı, hayret ya da gurur verici, utandıran, güldüren olaylar diyebilirim. Tatmin etmedi mi bu cevap? O zaman gelin de sizlere bu duyguları derinden yaşatacak 20 belgesele bir bakalım;

The Staircase (Soupçons)

Ünlü yazar, yönetmen Jean-Xavier de Lestrade’in Amerikalı yazar Michael Peterson’ın karısını öldürdüğü davada yargılanmasını belgeleyen The Staircase, bir Fransız yapımı. Belgesel ilk on bölümüyle özel bir Fransız kanalı olan Canal+ ekranlarında izleyiciyle buluştu. Fakat daha sonra Netflix tarafından üç bölüm daha eklenerek 13 bölümüyle daha fazla ülkeye ulaştı. The Staircase’i konusunun dışında şaşırtıcı kılan en dikkat çekici özellik, çekimler sırasında kamera ekibine sanığın geniş ailesine, savunma avukatlarına ve mahkeme salonuna erişim izni verilmesi.

I Shouldn’t Be Alive

İngiltere merkezli Darlow Smithson Productions tarafından yapılan belgesel, vahşi doğada ölüm kalım mücadelesiyle yüzleşen kişilerin veya grupların yaşadıklarını anlatıyor. Röportajlara ve yaşananların dramatik canlandırmalarına odaklanıyor. Altı bölümden oluşan I Shouldn’t Be Alive, Discovery Channel ve Animal Planet aracılığıyla birçok ülkede ve ağda yayınlanmış durumda.

Leah Remini: Scientology and the Aftermath

A&E’nin bu ilginç belgeselinden bahsetmeden önce Scientology’nin üstünden kısaca geçmek gerekebilir. Scientology, 1952 yılında Amerikalı yazar L. Ron Hubbard tarafından başlatılan bir dini inanıştır. Bu inanışa göre insan fiziksel bir bedende yaşayan ruhsal bir varlıktır ve bu inanış Church of Scientology’nin çatısı altında toplanmıştır. İşte belgeselde Scientology’ye 1979’da anne ve babasıyla birlikte katılan ve 2013 yılında acımasız koşullar yüzünden bu inanıştan ayrılan Amerikalı aktris Leah Remini’nin yaşadıkları anlatılıyor. Üç sezon süren belgeselde aynı zamanda diğer eski üyelerin tecrübeleri de aktarılıyor.

The Confession Tapes

Netflix aracılığıyla izleyiciyle buluşan belgesel yedi bölümden oluşuyor. Acımasız suç hikayelerine dayanan belgeselde şüphelilerin mahkumiyetine yol açan yanlış itiraflara odaklanılıyor. Amerikan kolluk kuvvetlerinin sorgulama sırasında şüphelilerden itiraflar almak için sapkın psikolojik taktikler kullanmasına ve fiziksel kanıt eksikliğinin oluştuğu bazı davalara eleştirel bir bakış sunuluyor. Her bölümde farklı bir olayı anlatan The Confession Tapes, suçun nasıl gerçekleştiğine dair alternatif görüşler sunuyor ve izleyiciyi yanlış itiraflar, ceza hukuku, adalet ve psikoloji konusunda uzmanlarla buluşturuyor.

Wormwood

Netflix, gerektiği kadar duyulmadığını düşündüğüm bir askeri skandala ışık tutuyor. 1953 yılında orduda görev yapan bilim insanı Frank Olson bir otel penceresinden atlayarak yaşamına son verdi. Yakınlarına oldukça anlamsız gelen bu intihar acaba ne kadar gerçeği yansıtıyordu? CIA, zihin kontrol deneyleri, LSD, hipnoz, Olson’un oğlunun 60 yıllık cevap arayışı… Altı bölümlük Wormwood’u çok beğeneceğinizi düşünüyorum.

Lorena

Amazon tarafından yayınlanan bu dört bölümlük belgeselde 1993’te başlayan, John ve Lorena Bobbitt’i içeren, aile içi istismar ve cinsel saldırı davası anlatılıyor. Belgesel, Amazon tarafından “rezil bir skandalın merkezine gömülü derin ahlaki meselelerin ve acı veren insan trajedilerinin çığır açan bir yeniden araştırması” olarak tanımlanıyor. Sadece Amerika’da değil tüm dünyada hızla kaybettiğimiz değerlere ışık tutan bu belgeseli kaçırmamanızı özellikle tavsiye ediyorum.

Dirty Money

Netflix’den altı bölümlük harika bir belgesel daha. Dirty Money açgözlülüğe, yolsuzluğa ve suçun kurumsal olarak nasıl yayıldığına dair çok iyi örnekler veriyor. Hiç aklınıza gelmeyen ya da güvendiğiniz büyük şirketlerin insanların hayatlarını hiçe sayarak yaptıkları üçkağıtlara bence çok şaşıracaksınız. Özellikle Trump’la ilgili olan bölüme hayran kalacağınızı düşünüyorum.

Gotti: Godfather and Son

A&E ekranlarında izleyiciyle buluşan belgeselde 1986 yılında üyesi olduğu, New York mafya ailelerinden Gambino ailesinin başına geçen John Gotti’nin oğlu tarafından hem kendisinin hem ailesinin hikayesi anlatılıyor. 2002’de John Gotti’nin ölümü, Cosa Nostra’nın yani bildiğimiz mafyanın bitişinin başlangıcı olarak görülmektedir. Bu yüzden türün meraklılarına izlemelerini şiddetle tavsiye ederim.

2000s

CNN’in yedi bölümlük belgeselinde 2000’den 2009’a kadar süren trendler, pop kültürü ve önemli olaylar anlatılmaktadır. iPhone, sosyal medya, George W. Bush’un teröre karşı savaşı, Katrina Kasırgası, Barack Obama’nın başkanlık seçimleri, finansal kriz, on yıldaki kültürel ve politik dönüm noktaları, hip-hop’un yükselişi… Kısacası belgesel, döneme hakim kitleyi eğlenceli bir yolculuğa çıkarıyor.

Hot Girls Wanted

Belgesel dünyasına ağırlığını koyan Netflix’den olumlu ya da olumsuz ses getiren bir örnek daha, Hot Wanted Girls. Seks ticaretine girmiş genç kadınlarla ilgili bu belgeselde porno sektörünün görünenden çok daha kötü şartlardan oluştuğu gözler önüne seriliyor. Belgeseli izledikten sonra pornografiye en ufak bir sempatiniz varsa bile artık olmayabilir.

Hot Girls Wanted: Turned On

Netflix’in altı bölümlük bu belgeselinde büyük bir hızla yaygınlaşan porno sektörü üzerinde duruluyor. Yaşamlarını sektörün bu büyümesiyle tanımlayan hem üreten hem tüketen kişilerin hikayesi anlatılıyor. Her bölümde farklı kişilerin ve konuların işlendiği Hot Girls Wanted: Turned On cinsellik ve teknolojinin de kesişme noktasını gözler önüne seriyor.

The Jinx

HBO’nun Amerikayı sarsan belgeseli The Jinx, bir adamın etrafında gerçekleşen üç cinayeti konu alıyor. 30 yıldan fazla süren bu hikaye inanılmaz ayrıntılarla dolu. Her şey New York’un emlak zengini ailelerinden birinin büyük oğlu Robert Durst’ın karısı Kathleen McCormack’ın ortadan kaybolmasıyla başlıyor. Hala akıbeti bilinmeyen McCormak’ın dosyası 2000’de yeniden açılmıştır ve soruşturmanın kilit isimlerinden biri de öldürülmüştür. Üçüncü cinayette Durst’ın etrafında gelişmiştir ama kendisi yine suçlanmaktan kurtulmuştur. Fakat belgeselin yayınlanmasına bir gün kala Robert Durst birinci derece cinayet suçlamasıyla tutuklanmıştır. Doğal olarak bu gelişme belgeselin şöhretinin tavan yapmasına neden olmuştur. İzlemeden önce bir bilgilendirme yapmam gerek, belgeselle ilgili çoğu yorumda Durst’ın sadece iyi kalpli bir yaşlı adam izlenimi bıraktığından bahsedilmiştir ki bence bu başlı başına insanı oldukça korkutan bir ayrıntıdır.

The Act of Killing

Belgeselde 500.000-1.000.000 arasında insanın öldürüldüğü söylenen 1965-1966 yıllarında yaşanan Endonezya’daki toplu katliamda yer almış bir ölüm mangasına (“Kasap” anlamına gelen Endonezya dili: Jagal) odaklanılıyor. Sıradan bir serseri grubunun, nasıl bir anda aşırı sağcı bir ölüm makinesine dönüştüğü ve başlarındaki, 1000’in üzerinde insanın ölümünden sorumlu Anwar’ın yaptıkları gözler önüne seriliyor. The Act of Killing kan donduran hikayesiyle sizi çok etkileyecektir fakat dikkat edilmesi gereken bir husus daha var. Yönetmen Joshua Oppenheimer yaşanan katliam hakkında bir belgesel yapmak için bölgeye gittiğinde, bütün yaşananlara rağmen grubun refah içinde, gayet mutlu ve yaptıklarından dolayı gururlu bir şekilde yaşadığını görünce şok olur. The Act of Killing’i önce insanım diyen herkes izlemeli. Bu utanç abidesi devasa katliamdan sorumlu bozuk, kendilerinden başka hiç bir önemli şeyin olmadığını sanan karanlık zihinleri iyi tanımalı.

Explained

Netflix imzalı bir belgesel daha, Explained. Bölümleri 20 dakikadan kısa olan belgeselin her bölümü farklı konular hakkında. Irkçılıktan tutun da müziğe, politikadan tutun da astrolojiye… Üstelik her bölüm farklı bir konuk oyuncuyla seslendiriliyor. İlk sezonu 20 bölümden oluşan Explained ikinci sezon onayı da almış durumda.

The War

Arama motoruna savaş belgeseli diye yazarsanız karşınıza İkinci Dünya Savaşı belgeseli çıkacaktır. Peki The War’ı diğerlerinden farklı kılan nedir? Savaş binlerce yerde insanları etkiledi ve herhangi birinin sayabileceğinden daha fazla yerde yaşamları altüst etti. The War ise bu savaşa Amerika’daki dört şehrin vatandaşları üzerinden bakıyor. Savaş ilerledikçe, onun buradaki aileler ve topluluklar üzerinde bıraktığı etkiyi gözler önüne seriyor. Dağıtımını Public Broadcasting Service’in yaptığı bu yedi bölümlük mini seri, Avustralya, İsviçre, Avusturya, Fransa ve Almanya’da yedi bölüm olduğu belirtilip 14 bölüm şeklinde yayınlanmıştır.

The Pervert’s Guide to Cinema – The Pervert’s Guide to Ideology

The Pervert’s Guide to Cinema, Sophie Fiennes tarafından yönetilen, Slavoj Žižek tarafından sunulan 2006 yapımı, birçok filmi psikanalitik kuram açısından araştıran bir belgeseldir. Hangi filmler yok ki? Frankenstein (1931), The Exorcist (1973), Alien (1979), The Matrix (1999), Fight Club (1999), Eyes Wide Shut (1999) ve daha fazlası. Bundan altı yıl sonra çekilen devam filmi The Pervert’s Guide to Ideology’de ise biçim olarak benzer bir yol izlense de daha çok ideolojinin üzerinde durulmuştur. İncelenen filmlerden bazıları: A Clockwork Orange (1971), Taxi Driver (1976), Full Metal Jacket (1987), Titanic (1997), The Dark Knight (2008).

Evil Genius: The True Story of America’s Most Diabolical Bank Heist

Netflix’in dört bölümlük bu suç belgeselinde, 2003’te yaşanmış “pizza bombacısı” ya da “yaka bombası” diye anılan bir soygunu anlatılmaktadır. Olay hakkında detay vermek keyif kaçıracak kadar spoiler yaratabilir. Ama şundan emin olun, tamamen şeytani bir kötülükle karşılaşacaksınız.

Cobain: Montage of Heck

Brett Morgen imzalı belgeselde efsane müzisyen Kurt Cobain’in doğumu, öğrencilik zamanları ve kariyerinin ilk yılları anlatılıyor. HBO Documentary Films, Universal Pictures, Public Road Productions ve The End of Music ortaklığında yapılan belgesel, Cobain’in gençlik yıllarında ve son döneminde yaşadığı psikolojik sıkıntılara da parmak basıyor.

The Keepers

Netflix aracılığıyla izleyiciyle buluşan The Keepers, 1969 yılında öldürülen bir rahibenin kapatılan dosyasının tekrar açılmasını anlatıyor. Baltimore’daki Başpiskopos Keough Lisesi’nde İngilizce ve drama dersi veren Rahibe Cathy Cesnik’in eski öğrencilerinin, cinayetin yetkililer tarafından örtbas edildiğine olan inancını inceleyen belgesel yedi bölümden oluşuyor.

Gleason

Amazon’un Clay Tweel’in yönettiği belgeselinde eski Amerikan futbolu oyuncusu Steve Gleason’ın kendisine ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) teşhisi konduktan sonra doğmamış çocuğu, eşi, ve bu hastalıktan muzdarip herkes adına para toplamak için ailesi ve arkadaşlarıyla nasıl çalıştığını anlatan bir video günlüğü hazırlamasını konu ediyor. Bana göre belgeselde insanı derinden etkileyen özelliklerin başında ise belgesel boyunca Gleason’un hastalığının ilerlemesine şahit olmak geliyor.

Utku Ertem

Read Previous

FOXLife Pazar maratonu ile kesintisiz dizi keyfi

Read Next

Yüzyıllık Yalnızlık dizi oluyor