Bonding | Yeter ki kırbaçsız olmasın aşk

Netflix’in son dönemlerde sürekli teenage işler yapmasından inanılmaz sıkılmış durumdayım. Elite, Baby, Quicksand, The End of the F***ing World derken son örnek Bonding oldu. Rightor Doyle’un hem yazdığı hem de yönettiği yedi bölümlük ilk sezonun her bölümü ortalama 16 dakikadan oluşuyor. Benim diziye başlama sebebim de bu kısa bölüm süreleri oldu. Dizinin oyuncu kadrosunda Brandon Scannell, Zoe Levin, Kevin Kane, Micah Stock ve Stephanie Styles gibi isimler yer alıyor.

Açıkçası dizi hakkında öyle uzun uzadıya söyleyecek çok bir şeyim yok. Çünkü sanki Netflix’li yöneticiler bir yapımcıya gitmiş “Ya biz böyle değişik bir şeyler yapmak istiyoruz. Gençliğe hitap etsin ama içinde herkesin ilgisini çekecek bir şeyler de olsun, dışarıdan baktığında farklı görünsün” demişler de yapımcı da bunlara bu diziyi çakmış gibi geldi bana. Yedi bölümün tamamını neden izlediğim konusunda net bir fikrim yok.

Dizi aslında kara mizah gibi planlanmış. Fakat Netflix’te izlediğimiz Orange is the New Black ya da Russian Doll da kara mizah, Bonding de… Bu biraz olaya nasıl baktığınızla alakalı olabilir tabii. Bana sorarsanız esasen Orange is the New Black dramanın dibidir. Bonding’e gelecek olursam kara mizah adı altında insanın yaşam enerjisini emen bir tür olduğunu söyleyebilirim.

Dizi dominatrikslik yaparak geçimini sağlayan psikoloji öğrencisi Tiff’in liseden arkadaşı Pete’i asistanı olarak işe almasıyla başlıyor. Yani ne yapıyor Tiff? İnsanların cinsel dürtülerini kamçılıyor. Evet, evet tam anlamıyla kamçılıyor. Ha, başka fantazileriniz varsa her türlüsü var Tiff’te. Siyah, parlak deriden büstiyer, halat, başıma bir şey gelmeyecekse dildo, ne ararsanız var, hizmette sınır yok.

Tiff onun temiz duygularını sömüren erkek türünden kendince bu işle intikam aladursun bir zamanlar kısa bir süre birlikte olduğu Pete bu işlerin oldukça uzağında. Tiff’le yaşadığı ilişkiden bir süre sonra gay olduğunu fark etmiş, kıt kanaat geçinen, bu sebeple gerçekten sağlıklı bir birey olmayan bir erkekle ev arkadaşlığı yapan ve bir kafede garson olarak çalışan kendi halinde biri. Erkekler tuvaletinde yanında biri varken tuvaletini yapamayacak kadar çekingen. Tiff’in yaptığı işi gördükten sonra asistanlığı kabul etmek istemiyor ama paraya ihtiyacı olduğu için deyim yerindeyse kendisini hizmet sektörüne adıyor.

Bu ikilinin bir araya gelmesiyle işler karışıyor. Kontrolün kendisinde olmasından hoşlanan Tiff bir süre sonra Pete’in her işe burnunu sokmasından rahatsız oluyor ve ikilinin arası açılıyor. Bu arada Tiff ve sınıf arkadaşı Doug arasında bir etkileşim oluyor, Pete de yeni biriyle flört ediyor ve herkes birden aşkı buluyor. Arkadaşlık kaldığı yerden devam ediyor. Sonra bir bakıyoruz bitti dediğimiz yer meğer karakterlerin geçmişte kaldıkları yermiş. Bla bla bla.

Netflix her dizisinde yaptığı totemden Bonding’de de vazgeçmemiş ve aralara toplumsal mesajlar sıkıştırmış. Tiff’in dominatrikslerin toplum tarafından fahişe olarak görülmesi meselesine parmak basması, Charles’ın Kate’e yaptığı tacize sessiz kalmaması, Pete’in ev hanımı müşterisine tüm içtenliğiyle kalbini açması gibi ufak tefek güzel şeyler de vardı. Fakat dizinin geneli türünden gerçekten çok uzaktaydı.

Gerçi mutlaka Bonding’i izleyip sevenler olacaktır. The End of the F***ing World’ü izlediğimde ben hiç beğenmemişken diziyi canhıraş savunup benim bu türden anlamadığımı söyleyen arkadaşlarım olmuştu. Ben hala aynı fikirdeyim. Bonding’in bu diziden tek farkı oyunculukları olabilir. Çünkü hikayeyi sevmesem de oyunculukların başarılı olduğunu söyleyebilirim.

Bora Yıldırım

Bön Türk.

Önceki Yazı

Kadın, 60. bölümünden ilk tanıtım yayınlandı

Sonraki Yazı

Santa Clarita Diet iptal edildi