Salih Çiftçi

595 günlük bekleyiş sona ermesiyle günümüzün en popüler dizisi Game of Thrones’un 8. sezonu sonunda başladı. Haberler, fragmanlar ve teoriler derken 15 Nisan’a geldik ve artık altı haftalık muhteşem serüvenimizin tadını çıkarabiliriz.

Digiturk, diziyi Amerika ile aynı anda yayınladı. Kaçıranlar için 23:00’te tekrarı Bein Series kanalında olacak. Ayrıca Bein Connect üzerinden dilediğiniz an izleyebilirsiniz. Detaylar Digiturk’te.

Diziyi o kadar özlemişim ki giriş introsu başlar başlamaz yüzümde engel olamadığım bir gülümse belirdi ve herkes gibi büyük beklentiler içinde ekrana kitlendim. Duvar’ın yıkılması, Night King’in ordusuyla kuzeye doğru gelmesi, Jon ile Daenerys’in ilişkisi, Cersei’nin şeytani planları, Winterfell’in büyük savaşa hazırlanması… Önceki sezon bu şekilde bitmesine rağmen final sezonunun hızlı bir giriş yapmayacağını tahmin ediyordum. Elbette altı bölüm çok kısa ama önceki sezonun bittiği yer hem karakterlerin hem de biz izleyicilerin soluklanmasını gerektiriyordu. Bu yüzden bölüm biraz “nerede kalmıştık” seviyesinde ilerledi.

Yıllar önce dizinin ilk bölümü Robert ile Cersei’nin Winterfell’e gelişiyle başlamıştı, şimdiyse Jon ile Daenerys’in Winterfell’e gelmesini izliyoruz ve bu büyük olayı izlemek isteyen bir çocuğu görüyoruz. Senaristlerin dediğine göre bu sahnede önemli bir ayrıntı var, bu çocukta Arya’yı ve onun ne kadar büyüdüğünü görmemizi istemişler. Kuzey tabii ki Daenerys’i ellerinde çiçeklerle karşılamıyor hatta Jon Snow’a da tepkililer. Kendilerine göre haklı oldukları yönler var tabii ama olayın büyüklüğü Jon kadar göremiyorlar, Sansa bile. Hatta hiç vakit kaybetmeden görümce triplerine de girmiş. Başından geçenler onu neredeyse Cersei kadar sinsi bir kadına dönüştürdü ama bu yönünü bu kadar erken göstermesi beni şaşırttı çünkü kapıda bir savaş var ve Jon Snow herkesin yardımına muhtaç durumda. Sansa bunu biraz kendine saklayabilirdi.

Yıllar önce yolları kesişen karakterlerin yeniden bir araya gelişini bol bol gördük. Tyrion-Sansa, Jon-Arya, Jon-Sam, Clegane-Arya, Gendry-Arya ve son olarak en önemlisi olmasa da beni çok etkileyen Jaime-Bran. Nikolai Coster-Waldau sahnenin hakkını öyle bir vermiş ki ne hissettiğini yüzünden apaçık görebiliyorduk. Tam bu sahneden önce Bran’in, “Eski bir dostumu bekliyorum.” demesi güzel bir ayrıntıydı. Önümüzdeki bölümde bu ikisinin yüzleşmesini kesinlikle göreceğiz ve bunun için şimdiden sabırsızım. Bu ikililerin bir araya gelişini izlemek çok güzeldi çünkü tekrar tekrar bu hikayenin ne kadar büyük değişim ve gelişimlerden geçtiğini görüyoruz.

Tabii ki ilk bölüm için en büyük beklenti Jon’un, bir Targaryen olduğunu öğrenmesiydi ve Bran’in dediği gibi bu haberi ona verecek en doğru kişi Sam. Kardeşi ve babasının itaat etmek zorunda olduğu kraliçe tarafından öldürüldüğünü az önce öğrenen Sam. Jon Snow, Duvar için yola çıkmadan Ned Stark’ın ona “Bir dahaki görüşmemizde, annen hakkında konuşacağız.” dediği yerde gerçeği öğrendi. Sam yaşadığı yıkıntıyla Jon’un tahtta hak iddia etmesini istiyor ama bu şimdilik yanlış bir hamle olur bence. Odaklanmaları gereken çok büyük bir savaş var ve Daenerys’in bu gerçeğe nasıl bir tepki vereceğini tam olarak bilmiyoruz ama hemen kabulleneceğini hiç sanmıyorum, özellikle de taht için bu kadar çaba sarfettikten sonra. Tabii Daenerys’ten sonra bu gerçeğe Sansa ve Arya’nın nasıl bir tepki vereceği de büyük bir merak konusu. Ayrıca ejderhaların Jon’u bu kadar kolay kabul etmiş olmaları da onun Targaryen kimliğine güzel bir göndermeydi. Hatta bir ayrıntı daha vereyim, sürdüğü ejderha ismini Jon’un babasından(Rhaegar Targaryen) alan Rheagal’di.

Night King’in verdiği mesaj belki de en etkileyici sahneydi. Bölümün başında gördüğümüz Lord Umber’ın akgezene dönüşüp sabahın 4’ünde ödümü koparacağını hiç tahmin etmezdim. O sahnedeki şekil iki şeye benziyor. İlki Targaryen Hanesinin simgesine ki bunun pek bir anlamı yok. İkincisi ise, akgezenlerin “ormanın çocukları” tarafından yaratıldığı yer. İkincisi daha anlamlı ve muhtemel.

Hayal kırıklığına uğradığım tek nokta Brienne of Tarth’ı görememiş olmamız. Jaime’i onun karşılayacağını tahmin etmiştim. Ve tabii ki 4. sezonda ölümüne kavga ettiği Sandor Clegane ile karşılaşmasını merakla bekliyordum. Birçok eski “dostun” bir araya geldiği bölümde tek eksik Brienne of Tarth olmuş. Onu önümüzdeki bölümlere saklamışlar sanırım.

Bölüm genel olarak kuzeyde geçtiği için Cersei’yi pek göremedik. Sansa’nın dediği gibi Cersei’nin kuzeye ordu göndereceği tabii ki yok. Tyrion gibi zeki bir adamın buna inanmış olması bana biraz garip geldi. Hatta Tyrion ve Jaime’yi öldürmesi için Bronn’u gönderiyor. Bronn’un Jaime ile bir bağı var ama Tyrion’ı gözünü kırpmadan öldürebilir çünkü paraya ne kadar düşkün olduğunu biliyoruz. Babasını öldürdüğü silahla ölmesi Tyrion için çok kötü bir son olurdu ama zaten burası Game of Thrones, iyi bir son yok.

İkinci bölüm fragmanı:

Salih Çiftçi

Çizgi roman, dizi, basketbol, oyun.

Önceki Yazı

Netflix dizisi Atiye’de ne izleyeceğiz?

Sonraki Yazı

Game of Thrones’un 6. Bölüm Fragmanı Yayınlandı