Salih Çiftçi

-Ölüm Tanrısı’na ne diyoruz?

-Bugün olmaz!

Önceki bölüm öyle bir gerilim noktasında bitti ki bu bölüm başlar başlamaz aksiyonun dorukta olacağını tahmin ediyordum ama tam tersine baya yavaş başladı. İyi ki de böyle olmuş çünkü izlediğimiz o hazırlık anları gerilimi aşama aşama arttırdı ve Melisandre’nin gelişiyle birazcık umutla doldum ama Dothrakların uğradığı korkunç mağlubiyet gerilimi tekrar doruk noktasına çıkardı.  Alevlerin bir bir sönmesiyle herkesin gözünde oluşan korku bu bölümün en etkileyici anlarından biriydi.

Night King’in ordusunun ne kadar kalabalık olacağı bilinmese de tahmin edilebiliyordu ki beşinci sezondaki savaşta bile sayıları çok fazlaydı. Bu yüzden bu savaşın kazanılmasının tek yolunun Night King’in bir şekilde öldürülmesi olacağı önceki bölümdeki plan sahnesinde konuşulmuştu. Bu işi kimin yapacağı plana dahil değildi tabii ki, kim yapabilirse yapacaktı ama biz seyirciler kimin yapacağını adımız gibi biliyorduk. Henüz küçük bir kız çocuğuyken tanıştığımız Arya’nın sekiz sezon boyunca aslında bu görev için hazırlandığını izledik, mükemmel bir hikaye ve karakter gelişimine tanık olduk. Night King’i öldürmek için ondan da uygun bir karakter düşünemiyorum zaten. Bu görevi elbette Jon Snow da üstlenebilirdi ama bu Arya’nın hikayesini biraz eksik bırakmış olurdu. Night King’i öldüren hançerin bir zamanlar Bran’i öldürme teşebbüsünde kullanılan hançer olması güzel bir ayrıntıydı. Böylece Night King’in ölmesinde ve Winteferll Savaşı’nın kazanılmasında -maalesef- Littlefinger’ın da katkısı var diyebiliriz.

Her şeyin sonunda Winterfell mahvolmuş durumda olsa da bence, en azından ana karakterler bakımından, savaş olabilecek en kayıpsız şekilde atlatıldı. Theon’u sevip sevmediğime bir türlü karar veremesem de Bran’i korumak için elinden gelen her şeyi yapması ve öleceğini bile bile, sadece şansını denemek için Night King’e saldırması mükemmel sahneydi, onu şüphesiz iyi hatırlayacağız. Sör Jorah’ın kraliçesini korumayı başararak ölmesi onu onurlandırmak için en iyi seçenekti. Beni en çok etkileyen ölüm ise Beric Dondarrion’ınki oldu. Defalarca bir amaç için ölümden dönmesi, o amaca ulaşarak ölmesi ve Arya’yı kurtarak aslında herkesi kurtarması… Bu bölümün ve büyük savaşın en büyük kahramanı oldu Beric. Tabii burada Sör Clegane’e de hakkını vermek lazım. Ateş korkusundan yerinden kıpırdayamazken Arya’yı kurtarma çabası onu neden sevdiğimi bana bir kez daha hatırlattı. Aslında tek bir sahnede düşünülen ama mükemmel performansıyla dizinin önemli ve sempatik karakterlerinden biri haline gelen Lyanna Mormont’un koca bir devi öldürmesi ve Melisandre’nin de bir kez daha görevini yerine getirmesi ölen herkesin kahraman olarak hatırlanmasını sağlayacak. Tabii Edd’i, Dothrakları, Lekesizleri ve Kuzey halkını da unutmayalım.

Sekiz sezondur sessiz sakin gördüğümüz, çok önemli diyalogların yaşandığı Winterfell koridorlarında ölülerin ve korkunun gezintisini izlemek çok garipti. Aynı şekilde mahzende de korku herkesi ele geçirmişti ve dışardan gelen sesler bu korkuyu her saniye biraz daha körüklüyordu. Bu bölümde Tyrion’ın savaşı yönetenlerden biri olmasını isterdim çünkü daha önce defalarca bu adamın bir strateji ustası olduğunu gördük ve bu savaşta düşmanın sayıca fazla olduğunu düşünürsek strateji normal şartlarda işe yarayacak tek şeydi, Arya gerçeğini bir kenara bırakırsak. Ölüler mahzene indiğinde Sansa ve Tyrion’ın bakışları beni o kadar korkuttu ki bir an için intihar anlaşması yaptılar sandım. Bu iki karakter inanılmaz hikayelerle buraya kadar geldiler ve sonlarının bu olması beni çok üzerdi. Bence hala ikisinin de yapacakları önemli görevler var. Sansa Winterfell’i yönetecek, Tyrion ise Kraliçe’nin Eli olarak hizmet edecek ve -umarım- Cersei’yi öldürecek.

Bölümle ilgili eleştireceğim tek nokta inanılmaz karanlık olması. O kadar karanlık bir bölümdü ki Melisandre siperleri yaktığında sonunda bir şeyleri doğru düzgün görebildik. Bu kadar önemli bir bölümde keşke her şeyi daha açık ve net izleyebilseydik. Bunun dışında bölümdeki müzikler kendine hayran bıraktıracak kadar başarılıydı. Özellikle Night King’in ölümünden önceki müzik çok büyük bir şeyin habercisi gibiydi resmen. Dizinin müzik yapımcısı Ramin Djawadi yine harikalar yaratmış.

İkinci bölüm yazımda bu bölümde savaşın biteceğini ve kalan üç bölümün tamamen taht kavgasıyla geçeceğini söylemiştim ve o noktaya da sonunda geldik. Cersei’nin planı şimdilik işe yaradı gibi görünüyor, Dany’nin ordusunun büyük kısmı öldü ama fragmandan gördüğümüz kadarıyla hala çok büyük bir güce sahip. Ayrıca biri yaralanmasına rağmen hala iki ejderhası ve Yara Greyjoy’un gemileri var. Öte yandan Cerse ile Euıron baya kaynaşmış görünüyor. Açıkçası ben taht kavgasının geride bıraktığımız savaştan çok daha heyecanlı olacağını tahmin ediyorum. Tabii bir de hala çözülmemiş Targaryen varisi krizi, Sansa’nın Winterfell’in geleceği hakkındaki kaygısı var. Son olarak Night King ve akgezenler olayının böyle sonuçlandığı sanmıyorum. Özellikle bu kadar yol katetmesine rağmen kayda değer hiçbir şey yapmayan Bran bu konuda bir şey saklıyor olabilir. Sonuçta hiçbir zaman Night King’in amacını net olarak öğrenemedik ama Bran’in bildiği kesin. Önümüzdeki bölümler şüphesiz çok yoğun ve güzel olacak.

4. bölüm fragmanı:

Salih Çiftçi

Çizgi roman, dizi, basketbol, oyun.

Önceki Yazı

The CW, 4 dizisine yeni sezon onayı verdi

Sonraki Yazı

Kadın, 60. bölümden basın özeti, görseller ve ikinci tanıtım yayınlandı