Osmosis | Tanıtım | İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum

Netflix’in yeni Fransız yapımı Osmosis, 29 Mart Cuma günü izleyicisiyle buluştu. Tanıtımlarına pek rastlayamadığım bu yapımın fragmanı, izlemem için yeterli sebep oldu. Etrafımdaki birkaç kişiden de önerisini alınca izlemeye karar verdim. Yapım günümüzde geçmekle birlikte online buluşma aplikasyonlarının son sürümü diyebileceğim gerçek aşkı bulma programını piyasaya sürmeye hazırlanan bir şirketi merkezine alıyor. İlk bölümü izlememle birlikte üzerine birkaç kelam etmeden geçilmemesi gereken bir yapım olduğunu fark ettim. O zaman buyurun kısa tanıtımıma;

Kimler Oynuyor?

Tamamı Fransız oyunculardan oluşan kadroda en dikkat çeken isim Gossip Girl’le tanıdığımız Hugo Becker. Programın yaratıcılarından ama daha çok şirketin CEO’su olmakla görevli Paul karakterlerini canlandırıyor. Onun kardeşi olan ve asıl programı tasarlayan kişi Esther’i ise Agathe Bonitzer canlandırıyor. Kadronun kalanında ise Gaël Kamilindi, Stephane Pitti ve Luana Silva gibi çok tanınmamış isimler var. Dizinin yaratıcısı da Audrey Fouché. Ki kendisi daha önce The Returned ve Borgia gibi dizilerde yazarlık yapmış bir isim.

Konusu Neymiş?

Teknolojinin ileride olduğu bir zamandayız, yapay zekalar artık hayatımızda daha çok var. Ama biz dizide bunun “uygulama” boyutunu izliyoruz. Osmosis isimli bir programı geliştiren Paul ve Esther, insanlara gerçek aşkı bulma umudu veriyor. Bunun için nanoteknoloji kullanılıyor ama çok detay verilmiyor. Bir yandan ekibimiz programı yetiştirmeye çalışırken diğer yandan şirketin finansal sorunları baş gösteriyor, programın canlı deneyler üzerinde takip edilmesi gerekiyor ama bu arada programın yaratıcılarından Esther başka amaçlar peşinde koşuyor.

Ne Umdum, Ne Buldum?

“Gerçek aşk” ve “uygulama” kelimelerini görünce benim de aklıma Black Mirror’un son sezonundaki “Hang the Dj” bölümü geldi tabi ki. Uygulamayla gerçek aşkını bulan insanlara odaklanacaklarını, sosyal medya göndermeleri hatta gerçek aşk ve mutluluk nedir gibi sorgulamalar bekliyordum. İlk bölüm itibariyle bunlara hafiften giriş yapılmış ama diğer yandan şirketler arası çekişmeler ve bu programların insancıl olmadığı yönünde bir içeriği de var dizinin. Hepsinden biraz görüyoruz ilk bölümde. Her ne kadar olaya çok yönlü yaklaşılıyor olsa da ben biraz daha spesifik şeylere bağlı kalmasını isterdim.

Kimler Bu Diziyi İzlemeli?

Aslında Black Mirror ve Philip K. Dick’s Electric Dreams gibi teknolojinin çeşitli yönlerini gösteren dizileri sevenler bu diziyi de sevecektir. Ütopik/distopik havası var ama bunu ne kadar detaylandırırlar ya da böyle bir dertleri var mı emin olamıyorum tabi. Teknoloji dizinin çok içinde ama ilk bölümden karakter draması izleyecekmişiz havası da estirilmiş. Yan karakterlere hafiften göz kırpılmış umarım yüzeysel kalmaz ilerleyen bölümlerde bu göz kırpış. Bir de bu sefer karşımızda bir Fransız yapımı var. Yani hikaye biraz yavaş ilerliyor. Muhtemelen gelişmesi yavaş olacak ve sonuç son bölümde bile ucu açık kalacak. Bunlara hazırlıklı olmakta fayda var derim.

Sosyal Medya Bu Dizi İçin Ne Diyor?

Bir çok Netflix yapımı gibi bu dizi için de çok beğenenler ve hiç beyenmeyenler olarak ikiye ayrılmış bir izleyici kitlesinin olduğunu söyleyebilirim. Yukarıda bahsettiğim ütopik/distopik hava genel olarak sevilmiş fakat dizinin net bir şey söyleyemediğini, bir tarafı anlatırken başka bir taraftan eksik kaldığını söyleyen de çok izleyici var. Renk kullanımı ve kamera açıları dolayısıyla diziyi Gaspar Noe’nin filmlerine benzetenler de olmuş. Gasper Noe gibi alternatif bir isimin filmlerinin de ya çok sevildiğini ya da hiç sevilmediğini belirteyim.

Ben Beğendim Çünkü…

Futüristik havası hoşuma gitti. Online buluşma uygulamalarının bir adım ötesini göstermesi, muhtemel etkileri ve sonuçlarına yönelik içeriği oldukça ilgi çekici. Ruh eşi kavramına nasıl bir bakış açısı olacak ilerleyen bölümlerde kaşımıza çıkacak bir şey ama ilk bölümden teknoloji-insan ilişkisi başarılı aktarılmış. En azından iyi bir giriş yapılmış.  Birkaç karaktere odaklanması her karakterde “gerçek aşk” kavramının farklı sebeplere dayandırılıp sonuçlarını görecek olmamız dizinin ilgi çekici yanlarının başında geliyor. Fakat hikayeye şirket politikaları işin içine girecek gibi… Hikayenin dağılmamasını isterim burada. Odak noktasının ne olduğu önemli çünkü. Biraz ondan biraz bundan anlatayım derken ortaya çorba bir hikaye çıkmasını istemem. Yine de umut vaadeden bir dizi. Kesinlikle şans verilmeli. Jeneriğini de oldukça estetik bulduğumu belirtmeliyim.

Hafize Mutlu

Bazen hayatımın kalanını sadece anime, dizi ya da film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.

Önceki Yazı

HTGAWM | Kadının 50 Tonu (baştan sona spoilerli)

Sonraki Yazı

Kuzgun’un 8. Bölüm tanıtımı yayınlandı