Zengin ve Yoksul | Köprüden geçene kadar ayıya “enişte” diyeceğiz

ATV’nin NTC Medya imzalı yeni dizisi Zengin ve Yoksul ilk bölümüyle seyirci karşısına çıkıp reyting yarışına katıldı. Yelda Eroğlu’nun kaleme aldığı dizinin yönetmenliğini son olarak Ufak Tefek Cinayetler dizisinde de yer alan Deniz Yorulmazer üstleniyor. Pazar günü yayına giren dizi Kardeş Çocukları, Savaşçı ve Elimi Bırakma gibi reytinglerde isminden sıkça bahsettiren dizilerden seyirci çalıp kendi kitlesini oluşturmaya çalışacak.

Açık konuşmak gerekirse bu sezon ilk bölümünü izleyip de halen izlemeye devam ettiğim bir dizi yok. En fazla dördüncü bölümü görebildim bu dizilerde, sonra koptum. Zengin ve Yoksul için bu zinciri kırabilir diyemem. Fakat dizinin dinamikleri ATV seyircisinin ilgisini çekebilecek şekilde düzenlenmiş. Sözü çok uzatmadan ilk bölüm üzerinden fikirlerimi sizlerle paylaşmak isterim.

Kimler Oynuyor?

Dizinin başrollerinde Binnur Kaya, Osman Sonant ve Gökhan Alkan yer alıyor. Bu oyunculara Damla Colbay, Elif Doğan, Eren Hacısalihoğlu, Gülcan Arslan, Evrim Solmaz, Mert Asker ve Sacide Taşaner önemli rollerde eşlik ediyor. Oyuncu kadrosuyla ilgili anlatacak şeylerim var. Öncelikle Binnur Kaya. Kendisini komedi dizilerindeki başarılı oyunculuğuyla sevdik. Yabancı Damat’taki Nazire rolüyle tanınıp, Avrupa Yakası’ndaki Şahika ve Dilber Hala rolleriyle adını çok daha geniş bir kitleye duyurdu. Ayrıca çok bilinmese de Engin Günaydın’la başrolü paylaştığı Vavien filminde de kendisini izlemek büyük zevkti benim açımdan. Bu işlerin sonrasında Binnur Kaya Analar ve Anneler isimli bir dramada yer aldı. Bu alanda da çok başarılı olduğunu kısa süreli olan bu diziyle göstermişti. Fakat ardından Bu Sayılmaz isimli değişik formatlı bir komedi dizisi denemesi oldu ki içinde bulunan oyunculara saygımdan ben o yapımı hafızamdan silmek isterdim. Zengin ve Yoksul’da canlandırdığı Berrin rolü oyuncunun yine başarısını ortaya koyduğu bir iş olmuş. En azından ilk bölüm için bende uyandırdığı his böyle. Sebeplerini daha sonra anlatacağım.

Gelelim Osman Sonant’a. O da tıpkı Binnur Kaya gibi komedi dizileriyle girdi hayatımıza ama sonra dram türüne sağlam bir direksiyon kırdı. Önce Fi, ardından Ufak Tefek Cinayetlerde izledik oyuncuyu. Komedide çok sevdiğim, Fi’de de karizmasıyla beni kendisine hayran bırakan Sonant Ufak Tefek Cinayetler’deki Kerim rolüyle bana göre tekrara düşmüştü. Oyunculuk açısından da çok beğenmemiştim performansını. Donuk bakışlar, kendi kendine konuşur gibi kısık bir ses vs. Zengin ve Yoksul’un Aziz’i de bu çizgide giden bir karakter. Çok zengin, hırslı, sinirli, mutsuz bir adam. Şöyle bir düşününce ben Osman Sonant olsam tekrarın da tekrarına düşeceğimi bildiğim bu rolü kabul etmem için ya hiç iş teklifi almamam ya da birilerinin kafama silah dayaması gerek. Eh, Osman Sonant gibi bir oyuncunun iş teklifi almaması gibi bir durumu mantığım almayacağı için sanırım kendisi adına endişelenmeliyiz bence.

Diğer bir başrol, Gökhan Alkan için söyleyecek çok bir şeyim yok. Zira kendisini Muhteşem Yüzyıl’da da, Kocamın Ailesi’nde de, Kalp Atışı’nda da hep aynı kişi olarak izledik. İstikrar konusunda bir dünya markası olma yolunda ilerleyen oyuncu Zengin ve Yoksul’da eline bir cevher bırakılmış olmasına rağmen durmayı tercih etmiş. Kızamıyor, bağıramıyor, gülemiyor ve daha bir sürü şey. Fakat yiğidi öldürür ama hakkını yemem, adam bir şiir okudu, kalkıp televizyonu öpmek istedim. Konuşurken ses tonunu beğenmem esasında ama sanki şiir okumak için yaratılmış gibi bir hava yaydı odaya o sahnede. Az önce eline bir cevher bırakılmış dedim. Çünkü oyuncu Muhteşem Yüzyıl’daki İran Prensi rolünü saymazsak, hep iyi adam rolleriyle karşımıza çıkmıştı. Karan, gri bir karakter. İyiden kötüye dönmüş, kötüyken iyiliği bulacağı belli. Umuyorum Deniz Yorulmazer gibi başarılı bir ismin sağlıklı yönlendirmeleriyle beni yanıltır. Paragrafa söyleyecek bir şeyim olmadığını söyleyerek başlayıp buraya kadar nasıl geldim, bir fikrim yok.

Damla Colbay, Elif Doğan, Tuna Orhan, Sacide Taşaner ve Mert Asker hakkında olumsuz değilim. Fakat Colbay ve Doğan’ın ilk bölümde çok heyecanlı oldukları belliydi. Bu aşılabilecek bir şey, panik yapmıyorum. Gülcan Arslan, oyunculuğu konusunda pek başarılı bulmadığım bir isimdi. Fakat Zengin ve Yoksul’da canlandırdığı Nihal’i içinden gelerek oynadığı su götürmez bir gerçek. Kendisini ilk kez bir dizide beğendiğimi bir kenara koydum, dizide en beğendiğim ikinci oyunculuk Arslan’a ait. Eren Hacısalihoğlu bugüne kadar yer aldığı her rolle beni kendisine inandırmıştı. Bu sefer de farklı bir yorumum yok, gayet iyiydi. Keşke aynı şeyi Evrim Solmaz için de söyleyebilseydim. Oyuncunun canlandırdığı Meral karakteri doğru bir oyuncu seçimiyle parlatılabilecekken maalesef Solmaz’ın yetersiz oyunculuğuyla heba edilmiş.

Konusu Neymiş?

Dizinin temeli üç ayrı hikayeye dayanıyor. Bunlardan ilki Gökhan Alkan’ın canlandırdığı Karan’ın intikam hikayesi. Karan’ın babası Aziz’in oyunlarına dayanamayıp intihar etmiş. Londra’da işletme mühendisliği okuyan Karan’ın tek amacı Aziz’in bütün parasını kaybetmesini sağlayıp onu da babası gibi intihar ettirmek. Bunun için ilk hedefi Aziz’in gözünden sakındığı kızı Aleyna’ya ulaşmak ve bunun için Damla Colbay’ın canlandırdığı Aysel’e ihtiyacı var.

Bir diğer hikaye Berrin’in tuhaf hikayesi. Berrin hırslı bir kadın. İnşaat ustası eşi ve iki kızıyla boğaz manzaralı, gecekondudan bozma bir evde yaşıyor. Eşi Veli, kızları Nihal ve Aysel’le burada yaşıyor ama teyzesinin kızı Meral’e özeniyor ve onu kıskanıyor. Çünkü Meral, zamanında Aziz’le evlenmiş, para hesabı yapmayı o günden sonra unutmuş, iyi niyetli ve akrabası Berrin’i seven bir kadın. Berrin kesinlikle yaşadığı hayatı hak etmediğini düşünüyor ve bu yüzden kuzeni Meral’in saflığından faydalanıp kendince yaşam standartlarını yükseltiyor.

Dizinin ilk bölümde en dikkat çekici hikaye Aziz’in Meral’in yeğeni yani Berrin’in kızı Nihal’le yaşadığı yasak aşk. Bütün hayatını belli bir düzene koymuş, işini şansa bırakmayan biri olan Aziz’in Nihal’in hamile kalmasına nasıl sebep olduğunu aklım almasa da ortada doğmayı bekleyen bir bebek var. Nihal, Aziz’in Meral’den boşanıp kendisiyle evlenmesini beklerken Aziz onunla yüz yüze konuşmayı bile kabul etmeyip avukatı Emir’i araya sokarak kürtaj olmasını ister. Emir’in alt metinlerinde tehditler savurduğu konuşma sonrası kürtajı kabul eden Nihal’in yardımına kız kardeşi Aysel koşar.

Ablasının durumunu öğrenen Aysel, Karan’ın yardım çağrısına olumlu cevap verir ve onun Aleyna’ya yakınlaşmasına yardımcı olacaktır. Fakat bir şartı vardır. Her ne olursa olsun Karan, Aleyna’ya aşık olmayacak, onu yüz üstü bırakacaktır. Çünkü çocukluğundan beri zengin kuzenini kıskanan Aysel bir kez olsun Aleyna’nın gerçekten acı çektiğini görmek istiyordur. İlk bölüm boyunca yer yer “Bu kadar da saf olunmaz ki!” tepkileri verdiğim Aleyna’nın hiçbir şeyden haberi yok tabii. Ortada böyle büyük bir haksızlık varken seyirci Karan ve Aysel’i destekler mi bilemem ama ben onlardan tarafta değilim.

Ne Umdum, Ne buldum?

NTC Medya dizileri içinde severek izlediğim tek dizi Ali Atay, Ertan Saban, Aslı Enver ve Öner Erkan’ın başrollerde yer aldığı ama ömrü çok kısa süren komedi dizisi Mutlu Ol Yeter’di. Diğer dizileri ilgimi çekmediği için ilk bölümden sonra bir daha izlemedim diyebilirim. Bu sebeple yapıma en başından bir defans vardı aklımda. Fakat işin içinde yer aldığı her yapımda rejisiyle beni kendisine hayran bırakan Deniz Yorulmazer vardı. Üstelik ana kadroda yer alan Binnur Kaya, Osman Sonant ve Eren Hacısalihoğlu sevdiğim oyuncular. Kadrodaki diğer oyuncularla aramda bir bağ olmasa da bu üç isim diziye yakınlık hissetmeme sebep oldu. Sonra diziden bir tanıtım yayınlandı, hiçbir şey anlamadım. Çünkü hiçbir şey vaat etmiyordu. Gelen tepkilerin geneli bu yönde olunca hızlıca diğer tanıtımlar yayınlandı da biraz anladık durumu.

Tüm iyi yönlerine rağmen çok umutlu değildim diziden. İlk bölümü izledikten sonra genel olarak beklendik bir hikaye izlediğimizi söyleyebilirim. Ancak ufak tefek dokundurmaların olduğu sahneler çok sevimliydi. Mesela Aysel’in Karan’a kendisini Aziz’in kızı olarak tanıttıktan çok kısa bir süre sonra gerçeği anlattığı sahne Türk dizilerinde/filmlerinde kabak tadı vermiş olayı konu alıyordu. Ben bu sahneyi size anlatırım anlatmasına da sonra size spoiler verdim diye linç edersiniz beni. Sonra Buket Aydın gibi sizi şikayet edebileceğim bir mecraya da sahip değilim. Neyse ki bana bir şey olmaz. Kıps!

Bahsettiğim dokundurmalardan biri de Aziz’in Nihal’le basıldığı tekneden indikten hemen sonra bir gazete muhabirine “Kaç yaşındasın sen?” diye çıkışmasıydı. Ozan Güven’i bu konuda sonuna kadar desteklemekle birlikte o videoyu ne zaman görsem güldüğümü de belirteyim. Açıkçası bu sahnede bu cümle herhangi bir şeye hizmet etmiyordu izleyici açısından. Fakat dikkat çekti mi? Eh, yazdığıma göre çekmiş sanki.

Bölüm boyunca yapılan bu ufak dokundurmaların en iyisine geleyim. Aysel Karan’a şiiri çok sevdiğini söyledi. Hatta şiir dinletisine katılmak için annesine kendince ufak bir yalan da söyledi. Fakat Karan’ın gözlerinin içine baka baka okuduğu Attila İlhan şiirini Karan’ın kendisi için yazdığını düşündü. Şimdi kimse bana çıkıp da “Şiir seven herkes bütün şiirleri bilmek zorunda mı?” demesin. Bahsettiğim şiir “Aysel Git Başımdan”. Bu sahnenin insanların ilgi alanları hakkında bile yeterli bilgiye sahip olmadığını anlatmak için bölüme yedirdiklerini düşünüyor ve bunu akıl eden herkesi öpüyorum.

Dizinin ana hikayesi klişe olmakla birlikte büyük bir tabuyu da yıkmaya yakın gibi. Bizim dizilerimizde zenginlerin hepsinin kötü, fakirlerin hepsinin iyi olması senaryo yazmanın farzlarından biridir. Oysa Zengin ve Yoksul’da işler biraz tersine dönmüş durumda. Yoksul ailenin üç ferdi kötü taraftayken zengin ailenin bir ferdi iyi tarafta olmakla birlikte bir diğer ferdi de iyiye yakın bir noktada. Bu yönüyle dizinin gönlümü çelmeye yakın olduğunu söyleyeyim.

Sosyal Medya Dizi İçin Ne Diyor?

Dizi sosyal medyada ilk bölümüyle öyle aman aman bir heyecan yaratmamış. Dizi etiketine baktığımda her zaman olduğu gibi oyuncu fanlarının abartılı yorumları ilk başta göze çarpıyor. Daha normal sayılabilecek yorumlara baktığımızda genel olarak klişe de olsa hikayenin izleyiciyi cezbettiğini söyleyebilirim. Damla Colbay-Gökhan Alkan uyumunu beğenmeyenlerin sayısı oldukça fazla. Fakat işin ucu Elif Doğan-Gökhan Alkan uyumuna kayacak gibi görünüyor. Oradan nasıl bir enerji gelir bilmiyorum ama dizi yayında kalırsa bu üçlü sürekli ön planda olacak gibi görünüyor. Dizinin müzikleri çok beğenilmiş. Şaşırdık mı? Hayır. Çünkü müzikler Alp Yenier imzası taşıyor.

Kimler Bu Diziyi İzlemeli?

Dizi genel hikaye açısından şu an yayında olan Kardeş Çocukları ve Kuzgun’la benzerlikler taşıyor. Fakat onların yanında daha hafif bir temaya sahip. Yine de bu iki diziyi sevenlerin ilgisini çekebileceğini düşünüyorum. Bunlar dışında Fazilet Hanım ve Kızları, Kırgın Çiçekler, Kanatsız Kuşlar gibi pembe dizi klasmanındaki dizileri sevenler için de iyi bir alternatif olacaktır.

Ben Kararsızım Çünkü…

Dizinin hikayesi gerçekten klişeden öteye gidemiyor. Karan ve Aysel birbirlerinden hoşlanırken Aleyna’ya bir tuzak kuracaklar. Fakat Karan Aleyna’nın büyüsüne kapılacak. Böylece gençler arasında bir aşk üçgeni oluşacak. Meral fazla sessiz ama Aziz’in kendisini sıradan bir kızla değil de akrabasıyla aldattığını anlayınca muhtemelen zaten mutsuz olduğu bu evliliği sonlandıracak ve kendisine yeni bir yol çizecek. Berrin kızının Aziz’den hamile kaldığını öğrenince zenginlik hayallerine kavuşmak için türlü dolaplar çevirecek, bu arada olan Veli’ye olacak, Emir içten içe nefret ettiği Aziz’i gammazlamaya devam edecek vs.

Diğer yandan dizinin daha ilk bölümden benzer yapımlarla arasında nüans farkları, sevdiğim oyuncuların kadroda yer alıyor olması, kamera arkasında Deniz Yorulmazer ve Alp Yenier gibi çok sevdiğim isimlerin oluşu kafamı kurcalıyor. Sanırım önümüzdeki hafta da izler sonrasında kararımı veririm.

Her yapımda olduğu gibi bu yapımda da ortada bir emek olduğu belli. Bu sebeple reyting yarışında Zengin ve Yoksul’a başarılar dilerim.

Bora Yıldırım

Bön Türk.

Önceki Yazı

Disney Channel Nisan ayında da eğlenceyle dopdolu

Sonraki Yazı

Kadın, 57. bölümünden ikinci tanıtım yayınlandı