Salih Çiftçi

Night King’in ölü ordusuyla yapılan savaş sona erdikten sonra gözler tamamen taht kavgasına döndü ve 4. bölüm bu kavganın başlangıcı olma konusunda oldukça başarılıydı. Savaş sonrası ölüleri anma, kutlama ve gelecek savaşın planlanması derken ilk 40 dakika yavaş başladı. Bu tahmin edilebilir bir şeydi çünkü Game of Thrones her zaman büyük bir olaydan sonra karakterlerin nabzını kontrol etmeyi sevmiştir. İşte bölümün ilk yarısında izlediğimiz tam olarak buydu. İkinci yarısı ise kalp atışlarımı hızlandırmada baya başarılı oldu diyebilirim.

Bu bölümde Dany açıkça ön plandaydı. Her sahnede yüzünden bir şeyler okumak mümkündü. Kutlama esnasında bu durum zirve noktadaydı zaten. Etrafına bakışı bütün duygularını dışa vuruyordu ve belki de sekiz sezon boyunca ilk kez bu kadar aciz bir Daenerys izledik. Stresli ve düşünceli olması normal bir şeydi ama Jon’a kimliğini açıklamaması için yalvarması ondan hiç beklemediğim bir şeydi. Çünkü kendisi de herkes gibi Jon’un ne kadar iyi bir kral olabileceğini biliyor. Bu bölümde buna Lord Varys de değindi, hatta Tyrion da açıkça söyleyemese bile kabul etti bunu. Bu krizin nereye varacağını çok merak ediyorum ama Jon ne kadar haketse de tekrar istemediği bir mevkiye yerleşmesi beni memnun etmez. Missandei ve bir ejderhasının daha ölmesiyle Dany’nin gözü çok daha fazla dönecek bu kesin, zaten bölümün son sahnesindeki bakışları bunu anlatıyordu. Gelecek bölümde Mad King’in yaptığına benzer bir şeyler yapması muhtemel. Bunu yapıp Kralın Şehri’ni yok edebilir etmesine ama o tahta oturacabileceğini hiç sanmıyorum ki ilk sezonlarda  gördüğü rüya tam da buna işaret ediyor çünkü boş taht odasında yürüdüğünü ama tam tahta dokunacakken bir sesin onu engellediğini görmüştü.

Öte yandan iki bölümdür hiç göremediğimiz Cersei çok hazırlıklı ve planlı bir şekilde hareket etmiş görünüyor. Cersei’nin çok zeki ve şeytani bir karakter olduğunu biliyoruz tabii ama onu öyle bir gösteriyorlar ki sanki sadece onun kafası çalışıyor. Bu eleştiriye çok açık bir nokta çünkü Daenerys ve ekibi ne zaman bir plan hazırlasalar çok baştan savma oluyor ama nedense Cersei’nin yaptığı her plan noktası virgülüne gerçekleşiyor. Buna değinmişken Euron’a da değinmek istiyorum çünkü artık bu adamın sahneleri sinir bozucu olmaya başladı. Euron dizinin en tembelce yazılmış karakteri olabilir. Bir anda onlarca gemisiyle hiçlikten ortaya çıktığı dördüncü sahne bu. Hepsini sürpriz unsuru olarak verdiler ama bunu yaparken her seferinde mantığı çok geri plana attılar. Ayrıca bu adam Cersei’nin karnındaki çocuğun babasıyla ilgili yalan söylediğini nasıl anlamadı? Tyrion’ın Cersei’ye yaptığı konuşma bu yalanı apaçık ortaya çıkarıyor.

Biraz da Kuzey’e dönelim. Belki de Starkları son kez bir arada izlediğimiz bu bölümün benim için en büyük hayal kırıklığı Sansa ile Arya’nın, Jon’un kimliğini öğrendiğinde verdiği tepkiyi görememek oldu. Tam öğreneceklerini anda sahneyi kesmek nedir? Bu gerçeği öğrendiğimiz andan beri Sansa ile Arya’nın tepkisini bekliyorduk. Ayrıca Sansa’nın sözünü tutmayacağı çok belli olsa da bu kadar çabuk öteceğini tahmin etmiyordum ki bunu Jon’un öğrenemeyeceği bir anda yapması beni Sansa’dan daha da soğuttu. Bütün sezon asık suratla sağa sola trip attı ve hiçbir noktada kayda değer bir şey yapmadı.

Arya’nın Gendry’yi reddetmesi ise sadece benim aklıma mı Robert-Lyanna ikilisini getirdi? Bir Baratheon’ı reddeden bir Stark daha… Arya’yı tekrar Kralın Şehri’ne dönerken gördük. Benim gözümde Arya’nın yolculuğu Night King’i öldürmesiyle tamamlandı ama Cersei’ye doğru gitmesi bir “Acaba?” dedirtmiyor değil. Cersei’nin ölümünün kimin elinden olmasını istersin diye sorulsa vereceğim bir sürü cevap var ve Arya da bunlardan biri ama hem Night King’i hem Cersei’yi öldürmesi hikayenin karakterlere dağılışı bakımından çok dengesiz olur. Bu yüzden Arya’nın Cersei’yi öldürme ihtimalini düşük görsem de Cersei ölecek olursa Arya’nın bunu izlemek için orada olmasını çok isterim. Ayrıca onu bir kez daha Sör Clegane ile birlikte görmek bölümün en güzel sahnelerinden biriydi.

Kuzey’deki önemli sahnelerden biri de şüphesiz Bronn’un gelmesiydi. Kendisi ne kadar para düşkünü bir adam olsa da hem Jaime hem Tyrion ile olan geçmişini kolayca kapatacak kadar kötü olmadığını biliyoruz. Bu yüzden ikisini de öldürmeyeceği kesindi ama onun gelişi Jaime’nin vereceği karara vesile oldu. Cersei’nin bu kadar nefret dolu olacağını belli ki o bile tahmin etmiyordu ve bence yapması gerekeni yapmak için o da Kralın Şehri’ne doğru yola çıktı.

Gelecek bölümün fragmanı aksiyonun hız kesilmeden devam ettiğinin  habercisi. Bundan sonra her şey daha hızlı olacaktır ve gelecek bölümde en önemli parçalar yerine oturabilir. Artık sadece iki bölümün kalmış olması ne kadar heyecanlıysa bir o kadar da üzücü.  11 Nisan 2011’de yayınlanan ilk bölümünün ardından yaklaşık sekiz yıl geçmiş, çok büyük bir macera iki hafta sonra son bulacak ve bir daha ne zaman milyonları bu kadar etkisine almış bir yapım izleriz bilmiyorum.

12 Mayıs’ta yayınlanacak 5. bölümün fragmanı:

Salih Çiftçi

Önceki Yazı

Avengers: Endgame’de neler yaşandı? Marvel Evreninde bundan sonra neler olacak?

Sonraki Yazı

Starz’ın yeni dizisi The Spanish Princess hakkında