Utku Ertem

Uzun Gece’nin ardından bu bölümün hareketsiz geçeceği tahmin ediliyordu ve öyle de oldu. Neredeyse tüm bölüm son savaşa hazırlıkla geçti. İnsan ne kadar balık hafızalıydı değil mi? Daha kıyameti atlatalı saatler olmuştu ama herkes tahtın akıbetini düşünüyordu. Anlaşmalar, anlaşmazlıklar, kararlar, kararsızlıklar, yeminler, ihanetler, vedalaşmalar… En durağan bölümlerden biriydi fakat bana göre son yılların en önemlisiydi. İlk bakışta pek beğenilmeyeceğini fakat ilerleyen zamanda öneminin daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Her ne kadar bölümün sonunda Cersei’nin yaptığı kibirden ibaret olsa da Kuzey’de alınan ya da alınamayan kararlar tahtın geleceğine yönelik oldukça belirleyiciydi ki bence Game of Thrones’un anlamı da buydu. Bu yüzden bölümü fazlasıyla beğendim.

Hayatını kaybedenler için büyük bir vedayla başladı bölüm. Belki bir daha benzer bir ordunun üyesi olmamaları adına belki de onları toprağa vermeye zamanları olmadığı için ölü bedenleri yakmayı tercih etmişlerdi. O kadar cesedi bir arada görünce atlatılan dehşet izleyici tarafından daha iyi anlaşılmıştır. Neden izleyici diyorum çünkü bu savaşı bizzat yaşayanlar daha 24 saat geçmeden içmenin, eğlenmenin derdine düşmüşlerdi. Haklarıdır diyeceksiniz ama bence şimdi dinlenmenin ve odaklanmanın zamanıydı. Kıyameti atlatmışlardı belki ama büyük bir savaş daha kapıdaydı. Söz verdikleri gibi, her şeyini onlar için feda eden kadına hakkı olanı almasında yardım etmeliydiler.

Söz verdikleri (!) dediğinizi duyar gibiyim. Meğer herkes dünden hazırmış Daenerys’i terk etmeye. Halkım da halkım diye tutturan Varys acaba o çok sevdiği halkı zamanında açlıktan geberirken niye Lannister’lara hizmet ediyordu anlamak mümkün değil. Ya o Sansa? Daenerys ne yaptı ona çok merak ediyorum. Neden ondan bu kadar nefret ediyor çözemedim. Acaba Snow’la evlenip, önce Kuzey’in sonra Yedi Krallığın kraliçesi olmayı mı hedefliyordu? Öyle bir geceden sonra nasıl biri Daenerys’e minnet duymazdı ki? Snow da Daenerys’in tüm uyarılarına rağmen sırrını ona söyledi. Hem de çocukça bir saflıkla “size bir şey diyeceğim ama kimseye söylemeyeceğinize yemin edin”. Sansa da ilk sıkıştığı vakit bu sırrı Tyrion’a ifşa etti. Şimdiden, Daenerys’in danışmanları dahil sekiz kişinin bildiği Snow’un aslında Aegon Targaryen ve tahtın varisi olduğu sırrı artık sır olmaktan çıktı. Yakında herkesin duyacağını düşünmemek hayalcilik olur.

Daenerys’in iyileşmekte olan ejderhalarından Rhaegal’e şefkatle bakması onu kaybedeceğinin habercisiydi adeta. Aynı şekilde Missandei’nin Gri Solucan’la el ele tutşması da öyleydi. Fakat ben iksinden biri ölecekse bunun Gri Solucan olacağını düşünüyordum. Missandei sürpriz oldu benim için. O ana kadar Daenerys’i ikna etmek için ufak bir ihtimal vardıysa bile artık olmadığına emin olabiliriz. Zaten Missande’nin son sözü Daenerys’eydi ve hem kelimenin kendisi hem de bir Targayen’e ifade ettiği anlam her şeyi anlatıyordu. Kelime Daenerys’in ejderhasına vur emri komutu “Dracarys”di ama bana daha çok Çılgın Kral’ın son sözlerini hatırlattı “Burn them all”

Danerys henüz ordusu bir araya gelmemişken Cersei’ye yaklaşınca, Euron’un sürpriz saldırısıyla iki ağır kayıp yaşadı. İntikamının çok büyük olacağına dair en ufak bir şüphem yok. Kaba etini sayısız kez kurtaran Daenerys’e karşı, daha küçükken bile ailesine ihanet etmiş bir alçağa güvenen Snow’un bir sonraki bölümde gebermesi en büyük isteğim. Sansa ve Varys gibi çıkarcı alçakların da avuçlarını yaladığını görmek benim için tarifi olmayan bir mutluluk olurdu.

Ayrıca bölümde ufak tefek görünse de sarsıcı birçok olaya tanık olduk. Arya’nın Gendry’nin evlenme teklifini reddetmesine, Brienne’nin Tormund yerine Jaime’yi tercih etmesine, Sansa’nın Clegane’le olan konuşmasında yeni kişiliğini adeta ilan etmesine, Bronn’un beklenmedik bir şekilde ortaya çıkmasına ve Lannister kardeşlere karşı sadece cebini düşünmesine, Snow’un daima yanında olan Ghost’u bir yabancı gibi terk etmesine. Geçtiğimiz bölüm ve önceki sezonlardan kalan soru işaretlerine cevap bulamadık. Bunu gerçekleştirmeleri için son iki bölüm. İzleyici olarak büyük bir hayal kırıklığına daha ilerliyoruz gibi.

Utku Ertem

Yabancı dizi denilince meraklı kelimesinin asla karşılamaya yetmeyeceği, her kategoriden birçok dizi takip edebilen, diziler üzerine yazmayı, konuşmayı seven ve son on yılı baz alırsak, tam bir yerli dizi karşıtı. Hayat felsefesi, Gregory David Roberts’ın Shantaram’ında dediği gibi “Kader seni güldürmüyorsa espiriyi anlayamadın demektir.”

Önceki Yazı

Starz’ın yeni dizisi The Spanish Princess hakkında

Sonraki Yazı

FOX’un yeni dizisi “Her Yerde Sen”in çekimleri başladı