Utku Ertem

Altıncı bölüm “The Iron Throne”la final sezonuna yakışan bir hayal kırıklığı eşliğinde Game of Thrones’u bitirdik. Bölümde eleştireceğim o kadar çok şey var ki bunları yazmayı denesem okumak için yeterli vakit ayırmanızın pek mümkün olacağını sanmıyorum. Peki neden böyle oldu? Tam iki yıl boyunca, başlaması dört gözle beklenen harika bir dizi nasıl bu kadar kötü bir sezonla bitebildi. Benim bunun için aklıma gelen tek şey senaristlerin sadece görsel efektlere güvenip iki yıl yatması oldu. Altıncı sezondan önce Game of Thrones’la ilgili bir tanıtımda David Benioff ve D. B. Weiss’a dizinin gelmiş geçmiş en iyi dizi olduğu yönünde ne düşündükleri sorulmuştu. Biraz alçak gönüllü konuştuktan sonra Weiss, “tanrı aşkına kimin ejderhası var ki” demişti. Bu laf o zaman bile ürkütmüştü beni. Senariste bak! Game of Thrones sadece görsellik sağlam olduğu için büyük değil ki demiştim kendi kendime. Şimdi diyorum ki aslında o zamandan belliymiş ne olacağı. Bu harika diziyi sadece görsellikten ibaret sanan bir zihniyetin elinden başarılı bir iş çıkmasını beklemek büyük hata. Kitapların kaynak alındığı sezonlardaki diyaloglar bile çok daha başarılıydı bence.

Yazının başında dediğim gibi finalde de eleştirilecek çok şey var. Daenerys’in akıl almaz ve oldu bittiye getirilen ölümü ki hatırlatırım bu kadın hiç bir yerde, hiç kimseyi tek başına huzuruna almayan biri. Drogon’un annesini öldüren kişi yerine, yere batsın tahtınız diyerek demir tahtı yok etmesi ve zekamıza adeta küfür eden kral belirleme toplantısı. Bölümde komiklik yapmaya çalıştıkları tüm sahneler gördüğüm en itici sahnelerdi. Yersiz diyaloglarla süslü olan son sahnelerdeki kralla yapılan toplantı gerçekten şaka gibiydi. Bölümle ilgili başka cümle kurup, hepimizin zekasına hakaret eden bu senaryoyla sizi daha fazla meşgul etmeyeceğim. Şu sıralar Game of Thrones için bir spinoff çekildiğini muhtemelen duymuşsunuzdur. Eğer bu senaristler işin içindeyse iyi bir şeyler beklemenin anlamsız olacağını düşünüyorum.

Sekiz sezonluk serüven belki de hiç beklemediğimiz kadar kötü bir sezonla noktalandı. Öncelikle izleyici adına çok üzgünüm. Kimi uykusunu, kimi parasını, kimi de başka bir çok faydalı şekilde değerlendirebileceği zamanını bu hayal kırıklığı için feda etti. Her şeyden önemlisi mükemmellik beklerken sıradanlıkla karşılaşmanın acı tecrübesini yaşadı.

Sonrasında oyuncular için çok üzgünüm. Konu bütünlüğünün çok zayıf kaldığı bir dizide muazzam performanslar sergilediler. Kim bilir belki sonuna kadar onlar sayesinde gelebildik.

Dizi hakkında inceleme ve teori videosu yayınlamak için saatlerini harcayanlar ve görüşlerini paylaşmak için büyük emek sarf eden benim gibi yazarlar için de çok üzgünüm.

Özellikle son sezon gösterdiği inanılmaz özveriyle bizleri ortada bırakmayan, altyazı çevirmeni Cem Özdemir’e namıdiğer eşekherif’e kendi adıma çok teşekkür ederim.

Bir üzüntüm de, daha ilk sezonun sıfırıncı bölümünü tesadüfen izledikten sonra yeni bir efsaneyle tanışmanın heyecanını iliklerinde hisseden kendim için.

Son olarak umarım IMDb’de artık bu dizinin 9,5 puanın çok uzağında olduğunu fark eder.

Utku Ertem

Önceki Yazı

Westworld’un yeni sezonundan bir fragman yayınlandı

Sonraki Yazı

ABC’nin 2019-2020 sezonunda yayınlayacağı yeni diziler