Escobar’a özendirmek 7 yıl, Yamaç’a özendirmek paha biçilemez

Bugün erken saatlerden itibaren herkes  sosyal medya fenomeni ve kitap yazarı Pucca’nın başına gelen olayı konuştu. Olay şu; Pucca, Pablo Escobar’ın hayatının anlatıldığı Narcos dizisiyle ilgili esprili bir dille bir tweet atıyor. Biri ya da birileri bu tweetin insanları uyuşturucuya özendirdiğini düşünüp dava açıyor. Mahkeme heyeti ilgili tweetin ulaştığı kişi sayısını da göz önünde bulundurarak Pucca’ya 7 yıl hapis cezası veriyor. Bu ceza iyi hal indirimi uygulanarak 5 yıl 10 aya düşürülüyor.

Birazdan yazacaklarımı yanlış yorumlamanızı istemem. Bu yüzden peşinen Pucca’yı şahsen tanımadığımı söyleyeyim. Kontrol etmedim ama yanılmıyorsam sosyal medyadan takip etmişliğim ya da kitaplarından birini okumuşluğum da yok. Çok küçük yaşta bir çocuğu olan kadının hapse girmemesi gerektiği gibi gereksiz bir duyara da girmeyeceğim. Hatta eğer ortada gerçekten bir suç varsa o küçük çocuğun ebeveyninden koparılması taraftarıyım. Çocuk yaştan üniversite yıllarına kadar bir suçluyla aynı evde yaşamış bir birey olarak böyle düşünüyorum. Fakat dediğim gibi: Ortada gerçek bir suç varsa… Ben suç teşkil ettiği söylenen tweetin gereksiz bir espriden öteye gitmediğini düşünüyorum. Hal böyle olunca da bir insanın suçsuz yere hapis yatacak olması üzüyor beni.

İlgili paylaşımı buradan paylaşmak isterdim ama Pucca’ya 7 yıl ceza veren yüce Türk adaleti bu garibana ne ceza verir bir düşünün derim. Yine de muhtemelen siz de görmüşsünüzdür ne olduğunu. Sosyal medyanın her noktasında kendisine ulaşmak mümkün.

Pucca’nın hapse girmesine sebep olan tweet için insanları uyuşturucuya özendiriyor deniyor. Diyelim ki öyle. Aranızda uyuşturucunun kötü bir şey olduğunu bilmeyen var mı? Bunu bile bile özenir misiniz uyuşturucuya? Kimse kusura bakmasın ama bir tweetle uyuşturucuya özenecek bünyeye sahipseniz sorunu tweeti atan kişide değil de kendinizde aramalısınız belki de. Ben olsam öyle yapardım.

Madem konumuz özendirmek ve özendirmeye sebep olan şey bütün dünyada yayınlanan ve bir sürü insanın izlediği bir dizi, ben de yerli dizilerde özendirme olarak kabul edilecek bazı şeylerden bahsetmek istiyorum. Bana sorarsanız birazdan bahsedeceğim hiçbir şey özenilecek bir şey değil ve bir üst paragrafta yazdığım son iki cümle bu diziler için de geçerli. Peki hangi diziler bunlar?

RTÜK’ün ceza kesmeye doyamadığı bir diziyle başlayalım; Çukur. Dizide ne ararsanız var. Mafya, görevini kötüye kullanan polis, silahlar vs. Çünkü dizinin anlattığı dünya bu. İzleniyor mu? E, evet izleniyor. Hem de çok izleniyor. Üstelik dizide kötü adam olarak lanse edilen birçok karakter fenomen oldu.

Sonra benzer bir iş olarak Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz var mesela. Üstelik bu dizi Çukur’un bir tık üstü. O da çok sayıda ceza aldı RTÜK’ten. İsmiyle zıt bir şekilde ana karakterlerinin tamamı eşkıyanın ta kendisi. Diziden tek beklentim final bölümünde karakterlerinin tamamının ölmesi yönünde. Tıpkı Çukur gibi o da çok izlenen dizilerden biri.

İlk sezonuyla reytinglerde büyük sükse yapan Sen Anlat Karadeniz’in konusunu biliyorsunuzdur; kocasının zulmünden kaçan genç bir kadının hikayesini anlatıyor. Dizi geniş kitlelere sesini kadına şiddet sahneleriyle duyurdu. İlk bölümde ana kadın karakterin parmakları kırıldı ve ertesi gün sosyal medya sayesinde bu diziyi izlememiş herkes o sahneyi izledi. Yetmedi kadına şiddeti sadece fiziksel olarak algılayan senaristler baş karakter Nefes’in sevdiği adam ve etrafındakiler tarafından psikolojik şiddet sahnelerini öyle güzel süslediler ki Nefes ve Tahir aşkı fenomen oldu. Bu dizinin de alıcısı var mı? Evet onun da alıcısı var. İkinci sezon sonuna doğru başka karakterlerin diziye girmesi ve kabul görmemesi sebebiyle çokça reyting kaybettiler ve üçüncü sezonu muamma olsa da kemik bir izleyici kitlesi var.

Psikolojik şiddet demişken Avlu’dan bahsetmeden olmaz. Üçüncü sezonu Netflix’te yayınlanacak dizi bir kadın hapishanesindeki kadınların ve hapishane görevlilerinin hayatlarını konu alıyor. Çok ağır dram dolu sahneler var. Hayattaki zorlukları şiddete meyil etmeden de çözebileceğini iddia eden baş karakterin zamanla bir canavara dönüşmesini izliyoruz Avlu’da. Karakter değişimleri bence muhteşem ama karakterler örnek teşkil ediyor mu? Tabii ki hayır. Bir tane aklı başında karakter yok dizide, herkes arıza.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün tabii ama zaten aşağı yukarı tamamını sizler de bildiğiniz için hangi dizide ne var diye tek tek anlatmak gereksiz. Her birini günü gününe takip ettiğimi söyleyemem ama denk geldikçe izlediğim dizileri izlerken keşke şöyle biri olsam, bak şu karakter şöyle giyiniyor, böyle besleniyor ben de öyle yapayım dediğimi bilmiyorum. Hayatım boyunca bir dizide görüp de internette aradığım tek şey Ufak Tefek Cinayetler’de Emre’nin final bölümünde giydiği renkli kazaktır. Onu da 5 dakika falan arayıp “Aman be, annem örer bunu bana” diyerek aramaktan vazgeçtim. Anneme ördürmeyi de unutmuşum sonra, şimdi aklıma geldi.

Burada yetkililerin anlamamakta ısrar ettiği şey dizilerin insanlara örnek olmak gibi bir misyonunun olmadığı gerçeği. Tıpkı Pucca’nın attığı tweeti okuyanların hemen gidip de uyuşturucu batağına düşmemesi gerektiği gibi. İçinde hakareti bırakın iğneleme bile bulunmayan bir paylaşım nasıl oluyor da suç unsuru olarak kabul edilebiliyor aklım almıyor. Eğer gerçekten böyle bir toplumsak yabancı dizi izlemeyi falan komple yasaklamak lazım. Evet, Pokemonlar çizgi dizisini izleyen bir çocuk vakti zamanında camdan atlamış olabilir ama adı üzerinde çocuk işte. Onun algısıyla ergenlik çağına erişmiş, hatta yaşını başını almış bir bireyi bir tutan sisteme isyan etmemek mümkün değil.

Pucca hakkında verilen karar aklı başında olan herkesin vicdanını ağrıttı bugün. Aynı zamanda sürekli sorduğumuz ama ara ara sormayı unuttuğumuz “Bu ülke nereye gidiyor?” sorusunu da tekrar hatırlattı bana. Bu ülkede kadınlar öldürüldü, çocuklar öldürüldü, hayvanlar öldürüldü, tecavüze uğradılar, tacize uğradılar. Şule Çet’in cinayetiyle ilgili dava yine ertelendi geçtiğimiz günlerde. Herkesin bildiği ve bas bas bağırdığı gerçek bir tek mahkeme heyeti tarafından ikna edici bulunmuyor. Hala birileri Rize’de öldürülen bir ortaokul öğrencisinin intihar ettiğine inanmamızı istiyor, babasına deli damgası vurmaya çalışıyor. Milletin bütün parasını çalıp çırpanlar dışarıda. Uyuşturucuyu özendirmeyip kilo kilo satanlar dışarıda. Soma’da hayatını kaybeden yakını için isyan eden adama tekme atan mahlukat dışarıda. Daha sayayım mı?

Pucca mı? O bir diziye atfen attığı bir tweet için 5 yıldan fazla hapis yatacak. Çünkü kim olduğunu bilmediğimiz birilerini uyuşturucuya özendirmiş.

Sahi kim bu her gördüğüne özenenler? İyiyle kötüyü ayırt edemeyecek kadar ne yaşadı bu her gördüğüne özenenler? Sizden çok sıkıldık her gördüğüne özenenler…

Bora Yıldırım

1986 yılında İstanbul'da doğdum. 2008 yılından beri Bodrum'da yaşıyorum. Gezmeyi ve kitap okumayı severim. Çok konuşur, çok gülerim. Vakit buldukça yazarlığa kabul edilme sebebim olan yerli dizileri izlemeye çalışıyorum. Yabancı dizileri izledikçe yerli dizilerin geldiği noktaya üzülsem de bir gün eskisi gibi tadı ağızda kalan dizilerin televizyonlarda daha çok yer bulacağına inanıyorum.

Önceki Yazı

Netflix, Ultramarine Magmell ve Cannon Busters Animelerini 15 Ağustos’ta Yayınlayacak

Sonraki Yazı

Netflix, Seis Manos Animasyon Dizisini 2019 Sonbaharında Yayınlayacağını Duyurdu