The Boys | Böyle Süper Kahramanlar Varken Süper Kötüye Ne Hacet

Yaz döneminde yeni diziler bir bir izleyicinin karşısına çıkarken, bu yılın merakla beklenen dizilerinden The Boys da Amazon Video aracılığıyla izleyiciyle buluştu. 26 Temmuz’da sekiz bölümlük ilk sezonu yayınlanan The Boys, kara komedi türünde bir süper kahraman dizisi. Garth Ennis ve Darick Robertson‘ın aynı isimli çizgi romanından uyarlanan dizi şimdiden ikinci sezon onayı almayı başarmış durumda.

The Boys için süper kahraman dizisi dediğimde muhtemelen “piyasadaki sürüsüne bereket örneklerinden ne farkı var” diye soracaksınızdır. Hemen anlatayım; öyle bir evren hayal edin ki dünya ve cehennemin yolları süper kahramanlarla dolu olsun. Dizide, günümüzdeki hemen her şey gibi, sayıları bir hayli fazla olan süper kahramanlar da tekelleşmiştir. Sadece bununla da kalmayıp hayal edilemeyecek şekillerde yozlaşmışlardır. Gücün ve şöhretin getirdiği karanlığın kollarında yolunu kaybeden bu kahramanlar insanlığa yarardan çok zarar getirmeye başlamışlardır. Ta ki bu rezalete bir grup insan karşı çıkana kadar. Kendilerini The Boys olarak adlandıran bu insanlar dünyanın göremediği bu felaketi önlemek için kendilerini öne atarlar.

-Ne zamandan beri umutlu olmak, saf olmak ile eş anlamlı oldu?

The Boys bölümler ilerledikçe genişleyen, kaliteli isimlerden oluşan bir kadroya sahip. Kadrodaki oyuncular ve canlandırdıkları roller şöyle; Billy Butcher (Karl UrbanYüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü, Yüzüklerin Efendisi: İki Kule, Star Trek, Almost Human), Hughie Campbell (Jack QuaidAçlık Oyunları, Açlık Oyunları: Ateşi Yakalamak, Şanslı Logan, Rampage: Büyük Yıkım), Homelander (Antony StarrBanshee, American Gothic), Starlight (Erin MoriartyTrue Detective, Jessica Jones), Queen Maeve (Dominique McElligottHouse of Cards, Hell on Wheels), The Deep (Chace CrawfordGossip Girl), Madelyn Stillwell (Elisabeth ShueCSI: Crime Scene Investigation), A-Train (Jessie T. Usher), Frenchie (Tomer Capon), Black Noir (Nathan Mitchell) ve Mother’s Milk (Laz Alonso). The Boys’un aynı isimli çizgi romandan uyarlanan senaryosunun gelişiminden sorumlu isim ise Supernatural‘ın senarist koltuğundaki Eric Kripke.

Dizi dünyasını yakından takip edenler için The Boys oldukça merak uyandıran dizilerinden biriydi. Gerek kadrosu gerek benzer türdeki dizilerden bir hayli farklı konusuyla izleyicide heyecan yaratmıştı. Benim de beklentim çok yüksek olmasa da mutlaka görmem gerektiğini düşündüğüm bir diziydi. Dolayısıyla ilk bölümünün yayınlandığını görünce izlemek için vakit kaybetmedim. İzleyen herkeste benzer ön yargılar oluşturabileceği için spoiler vermeden ilk sahnelerle ilgili bir uyarı yapmak istiyorum. Kahramanlar görününce bu ne dedim kendi kendime, zekamızla alay ediyorlar herhalde deyip kapatacaktım ama içimden bir ses biraz daha sabretmemi istedi. O sesi seviyorum. İyi ki de devam etmişim. Birkaç sahne sonra son zamanlarda dizi dünyasında yaşadığım en büyük şoku yaşadım. Hem de muazzam görsel efektlerle. Sanırım The Boys’a olan bakış açımın bir anda değiştiğini söylememe gerek yok.

-Biz Seven’ız. Dünya’nın en kudretlileri.

Sosyal medyada hakkında yapılan yorum sayısına bakarak The Boys’un hak ettiği kadar duyulmadığını söylemem gerek. Ama ben bu yazıyı yazarken IMDb’nin anasayfasını süslediğini ve yine yüksek IMDb puanını düşünürsek bu durumun böyle kalmayacağı tahmin edilebilir.

Peki The Boys’u kimler izlemeli, kimler uzak durmalı? İlk söylemem gereken eğer piyasadaki birçok süper kahraman dizisi gibi dünyayı kurtarma amaçlı suçla savaşan bir grup arıyorsanız uzak durun. Yok bu tarz dizilerden bıktıysanız ve daha ciddi bir yapım arıyorsanız The Boys tam size göre. Bu ciddiyete yakışan kararında komedi, harika müzikler ve çok başarılı görsel efektlerde cabası.

Utku Ertem

Yabancı dizi denilince meraklı kelimesinin asla karşılamaya yetmeyeceği, her kategoriden birçok dizi takip edebilen, diziler üzerine yazmayı, konuşmayı seven ve son on yılı baz alırsak, tam bir yerli dizi karşıtı. Hayat felsefesi, Gregory David Roberts’ın Shantaram’ında dediği gibi “Kader seni güldürmüyorsa espiriyi anlayamadın demektir.”

Önceki Yazı

Orange Is the New Black | Artık her şey değişti

Sonraki Yazı

Fleabag | Komedinin Altındaki Drama