The Loudest Voice | US of A Haber

Son dönemde mini diziler yaz aylarına damgalarını vuruyor. Aylarca konuşulan bir Chernobyl’i takiben gözden kaçmaması gereken bir diğer önemli yapım ise Showtime imzası taşıyor. Gerek konusu gerek anlattıkları gerekse oyuncu kadrosuyla dikkat çeken bu yedi bölümlük mini dizinin şimdilik sadece yarısı yayınlanmış durumda.

The Loudest Voice temel olarak Fox Haber’in kurucusu Roger Alies’in hayatının son yıllarına, kendisinin CNBC’den ayrılmasıyla başlayan ve Fox News’u kurduğu döneme dair yaşananları anlatıyor. Söz konusu öykünün alt yazısında ise “Fox News / Fox Haber” özelinde televizyon gazeteciliği ve medya hükumet ilişkileri tüm çıplaklığıyla göz önüne serilmekte. Ülkemizde muhalif olarak bilinen Fox Haber’in Amerika’daki yayın politikasına dair gerçekleri, reyting kaygılarının bir haber kanalındaki etkilerini ve tabi ki “halkı bilgilendirme/halkı manipüle etme” ikileminde medya hükumet ilişkilerini masaya yatıran dizi sosyal medya öncesi dönemde televizyonun gücünü hatırlamak için de çok doğru bir seçenek.

Konuyla ilgilenenlerin aklına gelen ilk sorulardan biri “Yahu Fox Haber uluslararası medya kralı Rupert Murdoch’un değil miydi?” olabilir. Sahibinin sesi olarak kağıt israfından öteye geçemediği halde inatla gazete taklidi yapan ya da ekranlarda satılmayan gazetelerin izlenmeyen haber kanalları olmaktan öteye geçemeyen yerli ve milli medya dönemimizde çok doğru bir soru bu aslında. Söz konusu sorunun cevabı ise son yıllarda bu topraklarda unutulan hatta ağza alınması bile tehlikeli ve yasak varsayılan çok değerli bir kavramda yatıyor. Editoryal Bağımsızlık. Yani patrona “sen bu işin sadece parasını veriyorsun, içeriğine karışamazsın” diyebilen habercilik anlayışı. Evet, Rubert Murdoch Fox News’un patronu ama yayın politikasını Roger Alies belirliyor ve bu yüzden The Loudest Voice’da parayı verenin düdüğü çalmadığı bir dünyayı izliyoruz. Başka bir deyişle Rupert, Fox News’un izlenmesi ve para kazandırmasıyla ilgilenirken bunun nasıl yapıldığı Roger’a bağlı ve işte bu noktada önemli bir soru daha çıkıyor izleyicinin karşısına. Söz konusu editoryal bağımsızlık yayın kuruluşunun hükumetten bağımsız, güce tapar bir yapıda olmasını engellemenin kesin bir yolu mudur, ya editör bizzat bu işleri seviyorsa ne olacak?

Yukarıdaki paragrafın son cümlesi aslında tam da zurnanın zırt dediği yer. Eğer dizinin konusunu bir yerlerde okuduysanız Roger Alies’in bir dönem Cumhuriyetçi Parti’nin “gizli/perde arkasındaki esas” lideri olarak görülecek kadar siyasete bulaştığını ve kariyerinin de hakkındaki cinsel taciz iddiaları sonucu sona erdiğini biliyorsunuzdur. Kısacası muhteşem bir malzeme söz konusu bir mini dizi için. Seks, siyaset, yozlaşma ne arasanız bulabileceğiniz bu hikayenin sadece yedi bölümde ekrana taşınması ise Showtime’ın yeni bölümü her hafta heyecanla beklenen bir yapıma imza atmasını sağlamış.

Tabi diziyi bu kadar özel kılan sadece konusu değil, güçlü oyuncu kadrosu ve başarılı kurgusu da The Loudest Voice’u izleme keyfini zirveye taşıyan etkenler. Başrolde tanımakta zorlanacağınız bir Russell Crowe Roger Alias’a hayat verirken kadroda Sienna Miller’dan Naomi Watts’a sizi bir yıldızlar geçidinin beklediğini söyleyebilirim. Ülkemizde herhangi bir yayın platformunda bulamayacağınız diziyi seyretmek için internette biraz gezinmeniz gerekiyor.

Son olarak dizide anlatıldığı kadarıyla Fox News’un kuruluş aşamasında yayın politikasının nasıl belirlendiğine değinmek istiyorum, çünkü olur ya belki diziyi seyretmeyeceksinizdir ama bu detayı bilmenin çok değerli olduğuna inanıyorum. Roger Alias diyor ki “Haber kanalları hep sol eğilimli liberallerin elinde, ana akım medyada sağcı Amerikan Vatandaşlarını, Amerikan Milliyetçiliğini ve Amerika’nın yerli değerlerini savunan hiç kimse yok. Biz işte buradaki boşluğu dolduracağız.” Bana kalırsa bu yaklaşım o kadar başarılı oluyor ki Roger Alias’ın ölümünün üzerinden yıllar geçse de Fox News hangi ülkeye gitse ana akım medya yaygın olarak hangi görüşün elindeyse hep sesi çıkmayanların sesi olmaya oynuyor. İş bu yayın politikasına dair unutulmaması gereken ise bunun sadece reyting için yapıldığı gerçeği. Kısacası Amerikanın sağcısıyken başka bir ülkenin, mesela totaliter bir rejimin de muhalifi olabilen Fox değerlerinizi değil reytinginizi seviyor. Bu iyi midir etik midir kötü müdür karar sizin elbette ama destekleyeceğiniz haber kanalını seçerken bağımsız medyayı tercih edin derim, çünkü Prof. John Keane’in söylediği gibi ““Bazıları, bazı şeylerin bazı yerlerde yayınlanmasını istemez. İşte o şeylere haber diyoruz.”

Ozan Kayahan

Hayatın anlamını buldum ama söylemem

Önceki Yazı

Chihayafuru 3. Sezon Tanıtım Videosu Yayınlandı

Sonraki Yazı

Jessica Jones 3. Sezon | Sahip Olduğun Süper Güç Seni Bozmaması Süper Güç