When They See Us | İnsanoğlunun Çirkin Yüzü

 

Bu yılın en merak ettiğim dizilerinden biri olan When They See Us, 31 Mayıs’ta Netflix aracılığıyla izleyiciyle buluştu. Dört bölümden oluşan bu mini seride insanı insanlığından utandıran gerçek bir olaya tanık oluyoruz. Zamanında Amerika’yı sarsan Central Park Koşucusu davasını duymuşsunuzdur. En azından ismi mutlaka tanıdık gelmiştir. Yalnız daha önce kitaplara ve belgesellere konu olan bu dava hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyenleri hemen uyarayım, eğer diziyi izlemeyi düşünüyorsanız olan bitene izledikten sonra bakmanız daha iyi olacaktır.

– Memur 414, acil durum nedir?

– Central Park’ta 30 ile 40 kadar siyah erkek Doğu Yolu’ndaki 100’üncü Caddeye ilerliyor.

– Yedi kişilik Hispanik (koyu esmer, İspanyol ırkından) genç erkek grubu

– Gezen bir grup, anlaşıldı mı?

– Dört veya beş siyahi genç

When They See Us’ın hikayesi hakkında pek kapsamlı olmasa da bilgi sahibiydim. Zaten hatırlayanlar bilir olay sonuçlandığında tüm dünyada yankı uyandırmıştı. Dizi, 1989 yılında New York’ta, bir grup gencin peşine takılıp Central Park’a giden beş çocuğun yaşadıklarına odaklanıyor. Ne yaptıkları konusunda bir fikirleri olmadan eğlenen çocuklar, o sırada parkta yaşanan vahşetten habersizdirler. Eğlencenin dozunu biraz kaçırınca da etraflarını polis sarması uzun sürmez. Yakalanan çocuklar göz altına alınırken parkta çok daha ağır bir olay gerçekleştiği öğrenilir. Bu elim olayı ivedilikle açığa çıkarmaya çalışan güvenlik görevlileri kendi akıllarında olayı sonuçlandırmaya başlamıştır bile.

Üzülerek ve insanlık adına utanarak söylüyorum ki deri renginin farklı olmasının suç sayıldığı yıllarda gerçekleşen bu olayda, polis için yargıya varmanın zor olacağını düşünmek ancak hayalcilik olurdu. Bir yerlerde bir vahşet mi var? Olay yeri yakınlarında bir siyahi varsa kesin o yapmıştır. Göz altına alınan beş çocuk hemen bu vahşetle bağdaştırılır. Hem de ne bağdaştırma. İzlerken hem şok olup hem de sinirle dolup taşacağınıza eminim. Benim devam etmemi sağlayanlar muazzam oyunculuklar ve sadece sonundan haberdar olarak hikayeyi bildiğimi sanmamın getirdiği acı dolu ve şok edici ayrıntılardı. İzlerken bunları göz önünde bulundurmanız gerginliğinizi azaltmanıza yardımcı olacaktır.

– Tecavüz hakkında ne biliyorsun?

– Seksle ilgili bir şey mi?

Bu tarz gerçek bir olaydan esinlenen dizilerin başarılı sayılabilmesi için birçok özellik gereklidir. Bana göre bunların ilki kaliteli bir kadrodur. When They See Us çok geniş bir kadroya sahip olmasına rağmen izleyiciye biri bile göze batmayan harika performanslar sunuyor. Konu yeterince trajik ama bu performanslar sayesinde daha da etkileyici bir yapım ortaya çıkmış durumda.

Karakterlerden biraz bile bahsetmem, dört bölümlük dizide tat kaçıracak kadar spoilera neden olabilir. Bu yüzden sadece isimlerden bahsedeceğim. Hikayenin omurgasını oluşturan ve dizi boyunca oyunculuklarına hayran kaldığım davadaki beş çocukla başlamak en doğrusu olacaktır. Kevin Richardson (Asante BlackJustin Cunningham), Antron McCray (Caleel HarrisJovan Adepo), Yusef Salaam (Ethan HerisseChris Chalk), Raymond Santana (Marquis RodriguezFreddy Miyares), Korey Wise (Jharrel Jerome). Korey Wise’ı canlandıran Jharrel Jerome’a şapka çıkartılması gerektiğini düşünüyorum. Büyük bir oyuncunun ayak seslerini duyar gibi oldum.

Geri kalan kadro bu çocukların ailesi ve yakınları ama bir hayli tanıdık yüz göreceğinizden eminim. Mesela Antron’ın babası Bobby McCray rolünde Michael Kenneth Williams‘ı (The Wire, Boarldwalk Empire, The Night Of) ve Antron’ın avukatı Mickey Joseph rolünde Joshua Jackson‘ı (Dawson’s Creek, Fringe, The Affair) görmek benim için çok güzeldi. When They See Us’ın senarist ve yönetmen koltuğunda ise Ava DuVernay bulunuyor. Unutmadan hemen belirteyim, dizinin yapımcıları arasında Robert De Niro ve Oprah Winfrey isimleri de yer alıyor.

– Bize niye böyle davranıyorlar?

– Bize başka ne türlü davranıyorlar ki?

Yaşananlardan detaylı olmasa da haberdar olduğum için bir trajedi görmeyi bekliyordum. Yüksek IMDb puanı ve hakkında yapılan yorumlar diziden beklentimi bir hayli yükseltti. Fakat dört bölümü de izledikten sonra yüksek sandığım beklentimin bile çok üzerinde harika bir dramayla karşılaştım.

Sosyal medyada dizi çok beğenilmiş. Birçok yorumda izlemek için sağlam sinirlere sahip olmak gerektiği yazıyor. Her ne kadar adalet sistemindeki hatalara (!) ülke olarak pek de yabancı olmasak da bu yoruma ben de katılıyorum.

Peki When They See Us’ı kimler izlemeli ya da izlememeli? Amerika’daki ırkçılık temelli adaletsizlik ilgi alanınıza giriyorsa düşünmeden zamanınızı ayırın. Fakat ayırdığınız zamana dikkat edin zira öyle ilk bölümü izleyip uzun aralar veremiyorsunuz. Dört bölümü de peş peşe izleyeceğinizi düşünüyorum. “Amerika orada dursun bizde daha beterleri var” ya da “hayatımda fazla trajediye yer yok” diyorsanız uzak durmanızda fayda var. Örnek olarak belli bir yapımdan bahsetmek yeterli olmayabilir ama dizi, konusu ırkçılık içeren tüm yapımlarla bire bir olmasa da benzerlik gösteriyor denebilir. Mesela ben, konularının birbirine yakın olması nedeniyle 1996 yapımı başrollerini Matthew McConaughey, Sandra Bullock, Samuel L. Jackson’ın oynadığı A Time to Kill filmiyle benzer tatlar aldığımı söyleyebilirim.

Utku Ertem

Yabancı dizi denilince meraklı kelimesinin asla karşılamaya yetmeyeceği, her kategoriden birçok dizi takip edebilen, diziler üzerine yazmayı, konuşmayı seven ve son on yılı baz alırsak, tam bir yerli dizi karşıtı. Hayat felsefesi, Gregory David Roberts’ın Shantaram’ında dediği gibi “Kader seni güldürmüyorsa espiriyi anlayamadın demektir.”

Önceki Yazı

Stranger Things | Tarihin En “Adult” Dizisi

Sonraki Yazı

FOXFest2019 için geri sayım başladı