Hikâyemi Beğenmediysen Kendi Hikâyeni Yaz | Watchmen 4. Bölüm

Watchmen inceleme serimiz devam ediyor. İlk üç bölüm incelemesi şurada.

İlk iki bölümdeki review-bombingden sonra dizi sonunda hak ettiği puanları almaya başladı. Lindelof bunu tahmin etmiş olacak ki bölümün adını böyle koymuş. Yazının sonunda nihai teorimi açıklayacağım. Doğru çıkma ihtimali yüksek, uyarayım. Her ne kadar ilk iki bölümde kitlenin bir miktarını kaybetsek de kalan sahalar bizimdir diyor ve incelemeye geçiyorum.

“Trilyoner” Leydi Trieu’yu gördük sonunda. Veidt’ın şirketini satın almıştı. İlaç endüstrisinde çalışıyormuş. Kapıda ona bebeği veren ise geçen bölümlerde gazete alan kız. Gazeteleri de bir erkek için alıyordu. O erkeğin Will olduğunu ileride öğreneceğiz. Kısa süre sonra tarlaya meteor düşeceğini biliyor. Zamanını bile hesaplamış. Meteorun içeriği konusunda Dr. Manhattan’ın DNA’sı diye tahminler var. Klonları üretmesi için DNA’sını gönderiyor olabilir.

Laurie bunu köşeye sıkıştırdıktan sonra Angela, Will’e dair bütün kanıtları ortadan kaldırıyor. Bu bölümde bir sürü yumurta detayı gördük. Yumurta-doğurganlık-klonlama bu bölümün temasını oluşturuyor. Ardından bir mesajla soy ağacını belirlediklerini söylüyorlar. Angela Kültür Merkezi’nin açılmasını beklemeden camını kırıp giriyor ve atalarını öğreniyor. Derken gökyüzünden düşen arabanın sesini duyuyoruz. Böylece Laurie ile Angela’nın hikâyesi birbirine bağlanmış oluyor. Cal’in çocuklara Cennet diye bir yer olmadığını anlattıktan sonra “Kim waffle ister?” demesine hafif sırıttım. Dr. Manhattan’ın olduğu bir evrende Tanrı’ya inanan insan kalabilir mi?

Ayna’nın sığınağındayız. Crawford’ın dedesinin polis olduğunu öğreniyoruz. Muhtemelen KKK cübbesinin sahibi de oydu. Angela, Ayna’ya inceletmesi için Will’in bıraktığı hapları veriyor. Kalamar yağmurları Ayna’yı gerçekten etkilemişe benziyor. Hatta Laurie’yle sorgu odasındayken kalamar fotoğrafı açık kaldığında rahatsız olmuştu. Her ne kadar ben hükümetin insanları korkutmak için yaptığı bir şey olduğunu düşünsem de Ayna bunların başka bir boyuttan geldiğine inanıyor. Hatta tarikat gibi bir oluşuma da dahil sanırım. Gelecek bölümde Ayna hakkında daha fazla bilgi edineceğiz.

Kayganlaştırıcı Adam’a bayağı bir güldüm. Kemerinde silah yerine sırf kaymak için yağ taşıması hoşuma gitti. Dublörü tebrik etmek lazım. O sıcakta üstüne para verseler o lateksi giymem. Vücut yapısına ve kahramanlara olan merakına bakarsak muhtemelen maskenin arkasında Petey var. Laurie’yi de emniyetin başına atamışlar. Angela her ne kadar bütün kanıtlardan kurtulsa da arabadaki parmak izlerini silememiş. Will’in eskiden polis olduğunu öğreniyoruz. Kültürel Miras Merkezi’nde çocuğun öldüğünü söylemişlerdi hatırlarsanız. Abar soyadını bırakıp Reeves soyadını almış aslında.

Trieu’nun şirketindeyiz. Arabayı mıknatısla götürenin ve geri bırakanın Trieu olduğunu söyleyebiliriz artık. Şirketinin hava aracını kullanmış. İnşa ettiği Milenyum Saati konusunda da kızdan biraz bilgi aldık. “Yeni Dünya’nın İlk Harikası” deyince şimdiki dünyayı yok etmek istediğini anlıyoruz. Trieu’nun Will’i tanıdığını da öğreniyoruz. Ardından Veidt’ın heykelini yaptırdığını görüyoruz. “He is old” diyor. Hâlâ yaşadığını biliyor yani. Veidt’ın aslında heykelin içinde hapsolduğu ve çıkmaya çalıştığıyla ilgili bir teori vardı. Olası bulmasam da ilginç.

Veidt’ı çevirirken gerçekten keyifleniyorum. Dizideki her karakterin kendine has bir üslubu var. Jeremy Irons’ın Mid-Atlantic aksanı yağ gibi akıyor resmen. Adam bu rol için doğmuş. Balık tutar gibi bebek tutuyor. Bozuk olanlarını geri atıyor. Olmuşları da alıp yumurta şeklinde bir santrifüje koyuyor. Klonlar işte böyle oluşuyormuş. Ardından r/accidentalrenaissance’lık bir kare görüyoruz. Veidt kaçamayınca artık kafayı yiyip bütün klonları öldürmüş. Pastada dört mum var. 4. bölüm, 4. sene. Mancınıkla içinde bulunduğu kubbeden kaçmak için denemelerde bulunuyor. Tiyatro sahnesinde cesetleri kullanacak yer bulacağımızı söylemişti. Demek burada kullanacakmış.

Müthiş bir sahne geçişiyle Angela’nın evindeyiz. Kocasının bir kaza geçirdiğini öğreniyoruz. Belki de bu kazada ölmüş ve bir şekilde geri gelmiştir. Bu sayede öldükten sonra hiçbir yere gitmediğimize bu kadar emindir. Bian kabus görüyor. Ama gördükleri aslında gerçek. Hapların bununla bir ilgisi olduğunu düşünüyorum. Hatırlamana yardımcı oluyor. Ama kendi hayatını değil. Will’in birden ayaklanması da Lindelof’un Lost’a çaktığı bir selam. Üç gün sonra neler olacağını ileride öğreneceğiz. Böylelikle nihai teorime geçiyorum.

Trieu aslında Komedyen’in vurduğu hamile kadının kızı. Manhattan bunu bir şekilde kurtarmış. Reeves de Tulsa Katliamı’ndan kaçmayı başaran çocuk. Soyadını değiştiriyor, polis oluyor ve siyahi olduğundan adaleti böyle sağlayamayınca maske takıp Kukuletalı Adalet hâline geliyor. Trieu ile Reeves geçmişte ırkçılıktan nasiplerini almış. Biri Vietnam’da, öbürü de Tulsa’da. Birlikte bir plan yaparlar: Irkçılığın olmadığı bir dünya. Leydi Trieu, Manhattan’ın Mars’ta kurduğu malikaneye Veidt’ı hapsediyor ve şirketinin üstüne konuyor.  Dr. Manhattan’ın da yardımıyla Milenyum Saati’ni inşa ediyorlar. Bu saat aslında bir iç alan dönüştürücü. Amaç tüm insanları Manhattan gibi birer Tanrı yapmak. Herkesin Dr. Manhattan olduğu bir gerçeklikte savaş olmazdı ve ırkçılıktan da söz edilemezdi. Manhattan’ın Mars’tan gönderdiği DNA’sını kullanarak klonlar üretiyor. Kızı da aslında annesinin klonu. Kullandığı haplar sayesinde annesinin neler yaşadığını öğreniyor. Angela’nın atalarına ne olduğunu merak etmesii gibi. Dr. Manhattan başından beri gözümüzün önünde saklanıyor olabilir. Angela’nın kocası Calvin’in tuhaf davranışlarını buraya bağlayabiliriz belki de. Bana pek olası gelmese de böyle bir teori de dönüyordu. Reeves bunları Angela’ya tane tane anlatmak için böyle bir yönteme başvuruyor. Çünkü hepsinin bir anda anlatırsa “beynimiz havaya uçar”dı.

Sacrer

Önceki Yazı

The Stranded Fragman | Konusu | Netflix

Sonraki Yazı

The Expanse 4. Sezon Fragmanı