Adım Adım Finale | Watchmen 8. Bölüm

Spoiler içereceğinden dolayı bölümün adını yazmadım. Tahmin ettiğimiz gibi “bar–Abar” olayını yaptılar. Bu bölüm tonla diyalog döndü ve Manhattan’ın terim dolu sahneleri devamlı sözlüğe bakmama sebep oldu. True Detective çeviriyormuşum gibi hissettim bir an. Ama her anına değdi. Lineer olmayan zaman akışına sahip en iyi eser olduğunu söyleyebilirim bu bölüm için. Ki Back to the Future serisi favori filmlerinden olan biri olarak söylüyorum bunu. Yer yer beyin yaktı, farklı paradokslara başvurdu ama gözlerimi dolduran, tüylerimi diken diken eden kısımlara da sahipti. IMDB’de review bombing ile birlikte yanılmıyorsam 6.9 ile açılışını yapan dizi her bölüm üstüne koyarak 7.5’e dayandı. Bu bölüm de yine tahmin ettiğim gibi 9.8 puan ile en çok sevilen bölüm oldu. Finalin bundan daha iyi olacağını sanmıyorum. Umarım yanılırım.

Bu bölüm çok risk almışlar. Manhattan’ın eski yüzünü Minutemen’in geri kalanını göstermedikleri gibi göstermediler. İyi de oldu bence. Çünkü hikayeye hizmet etmeyen detaylardı ve izleyicinin dikkatini dağıtabilirdi. Nite Owl’dan da bu yüzden bahsetmediler hiç. Çünkü hikâyede yeri yoktu. Lindelof’un kattığı siyahi karakterlerin sırıtmamasına da bayıldım. Gerçek kimliğini bilmediğimiz Kukuletalı Adalet’in siyahi çıkması, istediği şekle bürünebilen Dr. Manhattan’ın siyahi olması kadar makuldü. Ayrıca Manhattan twistine de katkıda bulunduğunu düşünüyorum. Kimse siyahi birinin çıkmasını beklemiyordu. O kadar cesur bir karar vereceklerini düşünmemiştik.

Manhattan bölüm boyunca çok az parladı çünkü geçişten dolayı tam gücünde olmadığını göstermek zorundalar. Manhattan-Cal arası gidip gelirken makyaj beni rahatsız etse de başka nasıl yapabilirlerdi bilmiyorum. Ama kafayı traş etseydi iyi olacaktı. Bildiğin Sünger Bob’taki Squidward olmuş. Umarım gelecek bölümde parıldar ve öyle kalır. O iğrenç tişörtten kurtulacağını da fragmanda görmüştük zaten. Manhattan meğersem Mars’tayım diye insanları kandırıyormuş. Onun yerine tahmin ettiğimiz gibi Europa’ya gidip çizgi romanın sonunda söylediği gibi hayat yaratmış. İzlediğimiz bar ise çizgi romandan alınma. Komedyen’in hamile bıraktığı Vietnamlı kadını öldürdüğu ve Manhattan’ın hiçbir şey yapmadığı yer.

İncil göndermeleri aşırı hoşuma gitti. Manhattan’ın “Adem ile Havva kurgusal karakter” demesi ve Tanrı’nın Dünya’yı altı günde yaratıp pazar günü dinlenirken bu sürecin Jon’un sadece 90 saniyesini alması… Yine risk alarak bayağı bir iğnelediler. Yaratılış sürecinde arkaplanda çalan müzik de The Blue Danube Waltz’tu. Yine favori filmlerimden 2001: A Space Odyssey’de de kullanılmıştı.

Söylediğine göre, Angela dolaylı olarak annesi ve babasının ölümüne sebep olduğu için Manhattan’dan nefret ediyormuş. Ama güvenlik hissi verdiği için onunla birlikte oluyor. Bence çok sığ kaldı bu kısım. Nefret ettiği birine nasıl aşık olduğunu açmadılar. Pişman olacağını bile bile Manhattan’ın neden Vietnam’a katıldığını soruyor, ama kendisi de pişman olacağını, trajediyle sonlanacağını bile bile Manhattan’a aşık oluyor. Güzel bir ayrıntı.

Manhattan’ın aşık olması da Angela’nın ona tapmaması, koruyacak kadar sevmesindenmiş. Europa’da yarattıkları ona tapınca canının sıkılması tapsaydı olacakları gösteriyor. Yumurta olayı da tavuk-yumurta paradoksu haricinde Manhattan’ın Angela’nın bilmesini değil, inanmasını istemesinden dolayı. Manhattan’ın neden geleceğe dair bazı detayları vermediğini de öğrendik. Paradoks oluşturuyormuş çünkü. Muhtemelen geçiş evresinde kafa karışıklığı yaşadığı için bu durumu unutuyor ve “Judd’ı Will mi Angela mı öldürdü?” paradoksuna düşüyoruz. Cevap: İkisi de. “Manhattan her şeyi biliyorsa neden hiçbir şeye engel olmuyor?” diye soruyorsanız direkt çizgi romandan alıntı yapayım: “Hepimiz kuklayız Laurie. Ben sadece ipleri görebilen bir kuklayım.”

Angela’nın Cal’e kitabın sonunu söylemesi gibi Cal’in de Angela’ya sürekli gelecekte olanları anlatması Angela’nın sinirlerini bozuyor. Bu yüzden Cal geleceği görme yeteneğini bloklamaya karar vermiş. Böylece Manhattan olduğunu da unutacak. Veidt’ı Karnak’ta ziyarete gidiyor bunun için. En son görüşmeleri de burada olmuştu. Aşırı bayıldım bu sahneye. Yahya’nın çükünü görmeyi hiç beklemiyordum. Kobra gibi sallıyor paşam. Jeremy Irons’ın ilk görüşte tepkisine ise kahkaha attım. Hiç şaşırmadı adam. Ayrıca Manhattan’ın Mars’ta olmadığını biliyormuş. “Küçük bir fil söyledi” diyor. Yani Trieu. Uydudan da ona sesleniyordu: “Kurtar beni kızım.” Çünkü Trieu’nun orayı izlediğini biliyor.

Veidt Europa’ya kendi rızasıyla gitmiş. Hayalindeki ütopyada insanların kendisine tapmasını istediği için. Hep Manhattan esir aldı diyorduk, adam bildiğin orada unutuyor Veidt’ı ahaha. Bu arada önceden söylediğim gibi kalamar yağmurları da Veidt’ın eseri. Birkaç kalamarın portalı ıskalayarak yere düşmesi güzel olmuş. Manuel yaptığını gördük bunu. Nerede bir sorun görürse oraya yağdırıyor. Peki o Europa’dayken kim yağdırıyordu? Bence Trieu. Çünkü gelecek bölümde Trieu’yu kutuplarda görüyoruz. Ayrıca Veidt’ın kızı olduğuna emin sayılırım. Manhattan telefon kabinlerini de insanların Tanrı’dan isteklerini toplamak için kullanmıştı. Belki de Milenyum Saati’nin amacı da budur. İnsanlara istediklerini vermek.

Veidt’ın A planı çizgi romanda gördüğümüz B planından daha çok hoşuma gitti. Manhattan’ı yenmenin tek yolu ona Manhattan olduğunu unutturmak. Ama tehlike anında, yine tahmin ettiğim gibi, devredışı kalıyor alet. Beyaz Gece’de de refleksif olarak Angela’yı tam vuracak olan Süvari’yi ışınlamış. Işınlanan Süvari de elbette Judd.

Bu arda Manhattan’ın güçlerini aktarabildiğini öğrendik. Will’e aktarmış olabilir. Çünkü ikinci bölümde Will “Ben Dr. Manhattan’ım” diyor ve şu ana kadar söylediği her şey çıktı. O bölüm yumurta da yiyordu ayrıca. Belki de onu tekerlekli sandalyeden kaldıran buydu. (Lost göndermesi değilmiş sadece) Ve kaynar suya elini sokarak yumurtayı almasını sağlayan da. Kızıl ile Panda konuşurken Panda “Kukuletalı Adalet aslında Dr. Manhattan” diyordu. Dr. Manhattan Will’in o zamana kadar vefat etme riskine karşı önlemini almıştır diye düşünüyorum.

Manhattan’ın “beni suyun üzerinde görmelisin” demesi bence yumurta aracılığıyla Angela’ya güçlerini aktaracak olmasından dolayı. Ama bunun için rızası gerekiyor. Belki de geçmişte ona gizlice aktarmış ve gelecekte rızasını almıştır. Zaman kavramı farklı olduğundan onun için aynı anda gerçekleşmiştir bu. Angela suyun üstünde yürüyünce güce sahip olduğunu anlayacak. Belki de Beyaz Gece’de refleksif olarak Süvari’yi ışınlayan da Angela’dır. Ayrıca dizinin ilk posterinde Angela’nın yüzü maviydi. Cevap gözümüzün önünde olabilir. Bölümün sonunda Manhattan takyonik top ile kafesin içine ışınlanıyor. Senatör bunun gücünü emecek. Bakalım başarılı olacak mı?

Veidt’ın at nalı olayını çözemedim. Kaçış için planladığı belli. Geçen yıllarda hizmetçileri sürekli at nalı getiriyordu doğum gününde. Av Bekçisi ise Manhattan’ın ilk yarattığıymış. Tanrısını kaybetmenin verdiği travmayla maske takıp bu ismi alıyor. :) Adem’i gördük, peki Havva? Bence o avukat kadındı. Hatta Veidt’a göz kırpmıştı mahkemede. Belki o da maske takıp Veidt’ı kurtaracaktır. Trieu’yu ilk gördüğümüz bölümde tarlaya düşen şeyin Veidt’ın heykeli olduğuna emin sayılırım. Heykelden çıkabilmesi için belli bir süre geçmesi gerekiyordur belki. Ya da Trieu saatin açılışına saklıyordur onu.

Dizi tek sezon olarak planlanmış. Belki farklı bir yönetmenle devam ederler ama bu kadar rafine bir hikâye göreceğimizi sanmıyorum. Her yerde final değil de “sezon finali” olarak duyurmuşlar. HBO bakalım ne karar verecek. Son bölümde görüşmek üzere. Tik tak, tik tak…

Kamil Akar

Önceki Yazı

How I Met Your Mother Twitter’da TT Oldu

Sonraki Yazı

2019’da En Çok Konuşulan Dizi Belli Oldu