Netflix’ten Yeni Dizi: Freud

Benim de uzun zamandır beklediğim ve merak ettiğim Netflix yapımlarından biri olan “Freud” 23 Mart tarihiyle birlikte platformda yerini aldı. Heyecanla açıp ilk bölümünü izledim ve sıcağı sıcağına bu inceleme yazısını yazmaya başladım. Alman yapımı diziler bu güne kadar yüzümüzü kara çıkarmadı, Dogs Of Berlin, Dark gibi yapımlar hem senaryosu hem oyuncu kadrosu hem de çekimleriyle beğeni topladı. Bakalım Freud’da bu diziler gibi başarılı olabilecek mi?

Bu diziyi izlemek için: freud izle

OYUNCU KADROSU

Dr. Sigmund Freud’u Avusturya asıllı oyuncu Robert Finster canlandırıyor. Freud’un henüz kariyerinin başındaki, genç ve toy halini ilk izlenim için oldukça iyi canlandırmış. Robert Finster dışında, Ella Rumpf, gizemli medyum ve Freud’un yeni hastası Fleur Salomé karakterine hayat veriyor. Özellikle bu iki karakterin birbirlerini nasıl etkileyecekleri ve doğa üstü ile bilimin nasıl çatışacağı merak konusu.

Ayrıca Anja Kling, Georf Friedrich, Freud Philipp Hochmair ve Brigitte Krenn gibi oyuncular da canlandırdıkları karakterlerle oldukça dikkat çekiyor. Dizinin yaratıcı ekibinde ise Marvin Krenn, Benjamin Hessler ve Stefan Brunner bulunmakta.

KONUSU NEDİR?

Genç doktor Sigmund Freud, insan zihniyle ilgili eski ve kalıplaşmış bilgilerin ötesinde, kendi anlamlandırdığı bilinçaltının derinliklerine inmek için “hipnoz yöntemini” geliştirmektedir. Hem yaşı hem ırkı hem de cemiyetine göre oldukça “simyacı” bulunan bu fikri yüzünden dışlanan genç doktor, psikanalizi ve hipnozu tıp dünyasına kazandırmak ve kendini kanıtlamak için çok yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Hemen hemen hiç uyumayan ve kokain bağımlısı olan bu genç doktor, kurula kendini kanıtlayabilmesi için yardımcısı Leonore’den hipnotize edilmiş gibi yapmasını rica eder. Çünkü ona göre hipnozu başaracaktır ancak bunun için sadece zamana ihtiyacı vardır. Eski kafası ve yeniliğe açık bilim insanlarının oluşturduğu bu kurul Freud için oldukça zorlu olacaktır. Bu karmaşanın arasında bir davette seyirci olduğu bir ayin de medyum Fleur Salomé ile yollarının kesişmesini sağlar. Belli ki dizinin ilerleyen bölümlerinde medyum Fleur’un zihnine yaptığı yolculuk ve Freud’un kendini kanıtlama çabasını izleyeceğiz.

Özellikle dizinin genç ve yolunu bulmaya çalışan bu Freud’u anlatması ayrıca hoşuma gitti. Toplumdaki kalıplaşmış dogmatik yargıların insanları nasıl etkilediğini ve bunların bilimle nasıl yıkıldığını izleyeceğimiz bu yapım diğer bölümleri için beni oldukça heyecanlandırdı.

İLK BÖLÜM BEKLENTİLERİMİ KARŞILADI MI?

Belgesel niteliğinde bir yapım beklemediğimden dolayı, ilk bölüm için beklentilerimin altında olmadığını söyleyebilirim. Özellikle karşımda sıkıldığım “Sherlocke’vari” aşırı zeki, her şeyi tek bakışıyla çözen bir karakter olmaması beni mutlu etti. Burada bize çizilen genç Freud karakteri, tam bir bilim insanı. Bilimi hayatının tam ortasına koymuş ve amacı uğruna kendi sağlığını, özel hayatını ve kişiliğini ortaya koymuş bir adam. Bunu yaparken de durmadan denediğini ve her defasında yanılsa da denemeye devam ettiğini görüyoruz. Yani burada gördüğümüz Freud, bence tam anlamıyla “gerçek”.

İlk bölümün havasının oldukça kasvetli olduğunu ve sizi bir nebze de olsa sıkabileceği konusunda uyarabilirim. Ancak dizinin türü de drama ve gerilim olduğu için bu diziyi izliyorsanız, kasvetli havasına da hazır olmanız gerekir diye düşünüyorum. İlk bölüme bakarak yorumladığımda, diğer bölümlerde de Freud’un ve diğer karakterlerin iç dünyalarına, bilinçaltlarına yolculuk yapacağımızı tahmin ediyorum. Yani bu dizinin tümü kasvetli olacak. Bilginize…

SOSYAL MEDYA NE DEMİŞ?

Dizi henüz Netflix’te yayınlanmaya başladığı için hakkında çok sosyal medya yorumu bulunmamakta. Ancak bulduğum sosyal medya yorumlarından en dikkat çekenlerden biri, dizinin gotik havasından dolayı Penny Dreadful’a benzetilmesi. Ayrıca bu gotik, Victorian tarzının nedenini çoğu kişi Alman yapımı olmasına bağlamış ve bu atmosferi sevmişler.

Aynı şekilde çoğu kişi dizinin atmosferini “ürkütücü” bulmuş ki bu iyi bir şey çünkü gerilim dizilerinin öyle olmasını isteriz di mi? Ayrıca belli ki Freud, son zamanlarda Netflix’in en heyecanlandıran yapımlarından biri. En azından twitter ve reddit’e bakıldığında kullanıcıların günlerdir bu yapımı iple çektiğini görüyoruz. Yani beklentiler yüksek gibi görünüyor.

VE SONUÇ OLARAK…

Öncelikle şunu hatırlatmak gerekir ki Freud’u belgesel olarak nitelendirmemek gerekir. Bu yapım 21. yüz yılda oldukça popüler olan Sigmund Freud’un hayatının maceraya çevrilmiş hali sadece. Bilinçaltı gibi esrarengiz ve ilgi çekici bir konu ancak içerisinde Freud varsa gerçekten iyi işlenebilirdi. Özellikle dizinin Alman yapımı olması beni çok mutlu etti, çünkü böyle iyi bir konunun Amerikan yapımlarının klişeleriyle heba olmasını istemezdim.

Bana kalırsa, Dark, Dogs of Berlin ve Perfume gibi Alman yapımı diziler kadar Freud da seyirciyi derinden etkileyebilecek başarılı bir yapım. İlk bölümü beni gerçekten etkiledi ve diğer bölümlere karşı olan ilgimi arttırdı. Umarım dizi ilk bölümü kadar sürükleyici ve kasvetli olarak devam eder. Ben bu izlediğimiz genç Freud’u oldukça sevdim, klişe dahi karakterlerden uzak, yolunu bulmaya çalışan, kafası karışık genç bir bilim insanını izlemek sizinde hoşunuza gidecektir. Şimdiden iyi seyirler diyor, dizide geçen ve oldukça hoşuma giden Freud’un bilinçaltı tanımıyla yazımı noktalıyorum.

“Ben bir evim. İçim karanlık. Bilincim yalnız bir ışık, rüzgardaki bir mum. Bazen burada, bazen orada, geri kalan her şey gölgede, bilinç dışında! Oradalar; içgüdü, tabular, yasak düşünceler, arzular, ışıkta görmek istemediğimiz anılar.Karanlıkta, etrafımızda dans ediyorlar.”

Selenay Kıvanç

Önceki Yazı

After Life’ın 2. Sezon Tarihi Belli Oldu